İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Monthly Archives: Mayıs 2011

Salyangoz kardeşliği :)

Feministival sokak işgali, İstanbul Emek (Yeşilçam) sokağı. 8 mayıs 2011… devamı gelecek. başta Noirviolet ve Hikayeci olmak üzere, salyangoz kardeşliğine uzaktan – yakından destek veren herkese sonsuz teşekkürler 🙂

Çeviri: Cinsiyetimin Sırrı – Sarah GRAHAM

[ILGA-Avrupa dergisi Destination Equality Summer 2008 sayısından alınmıştır. Çeviri: Aligül Arıkan]

Yeni doğan interseks bebeklerin gerçek doğaları hakkında rutin olarak bilgi vermemek ve onları tertemiz dişi ve erkek kutular olarak kategorileştirmeyi üstlenmek birçok doktor için sıradan bir uygulamadır. Sarah Graham deneyimlerini aktarıyor…

Hepimizin duymaktan korktuğu cümleler vardır ve “Kansersin” cümlesi büyük ihtimalle bu listenin başında yer alır. Bunun söylenmesiyle birlikte çocuk sahibi olamayacağın da diğer cümledir. Sekiz yaşındayken jinekolog ebeveynlerime bu yıkıcı haberi verdi: seyrek görülen bir genetik durumumun olduğunu ve eğer yumurtalıklarım alınmazsa ergenliğe girdiğimde kanser olacağımı ve öleceğimi söylemiş. Bu yazının devamını oku

Çeviri: Bir İnterseksüel Olarak Hayatım – MAX BECK

[Çeviri: Aligül Arıkan]

Doğduğumda doktorlar anne babama ne olduğumu söyleyememiş: Kız veya oğlan olduğumu söyleyememişler. Bacaklarımın arasında “tam gelişmemiş fallus” ve “kaynamış dudaksı-testisimsi kıvrımlar” bulmuşlar. Testlerini yaptılar, soktular, dürttüler ve karnımı kesip açtılar, eşeysel bezlerimi çıkardılar sonra da patolojiye gönderdiler. Ebeveynlerim dışarıdaki, Manhattan’ın Şubat soğuğu kadar soğuk kalpleriyle, hissizleşmiş hastane kafeteryasında oturdular.

Tek istedikleri sağlıklı bir bebekti. Hamile olan veya hamile kalmak isteyen herkesin istediği bu değil midir?

“Kız mı bekliyorsun, erkek mi?”

“Sağlıklı olduğu sürece ne olduğu önemli değil.” Bu yazının devamını oku

‘YARADAN’IN YARATTIĞI BİR ŞEY..’

[Bu yazı 28 Ekim 2006’da BirGün Pazar’da yayınlanmıştır]

KÜRŞAD KAHRAMANOĞLU
kursadkahramanoglu@birgun.net

Çağlar Deniz 31 yaşında, bir buçuk yaşında bir kız çocuğunun babası, Marmarisli, ikiz bir erkek kardeşi ve bir ablası var ve kendisini “interseksim” diye tarif ediyor. Kürşad Kahramanoğlu, Çağlar’la söyleşti:

» Çağlar benimle buluşup konuşmayı kabul ettiğin için teşekkür ederim. Kendini interseks diye tanımlıyorsun; interseks ne demek?
14 yaşımda dış görünüşüm tamamen erkekti, ama bu ergenlik çağı döneminde birden bire göğüslerim büyümeye başladı. Her ne kadar annem ergenlik çağında erkeklerde olur böyle şeyler dese de bu öyle erkek göğsü büyümesi değildi. Göğüslerim bir kız çocuğu gibi büyüyorlardı, ayrıca vücudum diğer yaşıtlarım gibi kıllanmıyor, penisim büyümüyordu. Marmaris’te bir kadın hastalıkları uzmanına gittik. Bana o zamanlar bu doktor “sen çift cinsiyetlisin” diye izah etmişti! Bu yazının devamını oku

İnterseks: Toplumsal Cinsiyet Belirsizliği Hakkında Gerçekler

[Bu yazı 26 Mart 2010’da KaosGL’de yayınlanmıştır. Çeviri: Göze Orhon]

Bugün İngiltere’de ne tamamen erkek ne de kadın 30.000’den fazla “interseks” insan yaşıyor. Burada kendi hayatları üzerine konuşuyorlar.

Yunan düşünürü Diodorus Siculuş çift cinsiyetli mitik karakter Hermafrodit hakkında söyle yazmıştı: “bir kadın kadar güzel ve zarif bir bedene ve bir erkeğin niteliklerine ve gücüne sahip… bir tanrı olduğu söylenir. Ancak kimileri de böyle çift cinsiyetli yaratıkların birer ucube olduğunu ve bazen şeytan bazen de iyilik adına gelecekten haber verdiklerini iddia ederler.”

Tarih boyunca, hem erkeğin hem de kadının fiziksel özelliklerini taşıyanlar toplumun kendilerini ya garabet (The Lancet[1] 1834’te bir İngiliz hermafroditi “iğrenç bir görüntü” olarak damgalıyordu) ya peygamber (Kral Oedipüs ve Antigone’deki yarı erkek-yarı kadın karakter olan Tiresias bir kahindi) ya da her ikisi olarak görmesinden kendilerini kurtaramamışlardır. Genellikle mümkün olmayan tek şey, hayatlarını olağan biçimde sürdürmelerine izin verilmesidir. Bu yazının devamını oku

Beş cinsiyet! Erkek ve dişi neden yeterli değil?

1843’te, ABD’nin Connecticut eyaletinin Salisbury kasabasında yaşayan 23 yaşındaki Livay Suydım (Levi Suydam), kasaba seçim kurulu üyelerinden, kıyasıya mücadeleyle geçen yerel seçimlerde Whig partili olarak oy kullanma hakkının onaylanmasını istedi. Bu talep, Amerikan demokrasi tarihinde herhalde eşine az rastlanır nedenlerle muhalefet partisinden telaşlı itirazlara yolaçtı: Suydım’ın erkekten ziyade dişi olduğu ve bu yüzden (oy kullanma hakkının kadınları içerecek şekilde değiştirilmesinden yaklaşık seksen yıl önce) oy kullanmasına izin verilemeyeceği söylendi. Anlaşmazlığı çözmek için Suydım’ı muayene etmek üzere William James Barry adlı bir doktor çağrıldı. Ve tahminen bir fallusla karşılaştı ve müstakbel seçmeni erkek olarak ilan etti. Whig Partisi de, Suydım’ın oyu sayesinde bir oy farkla seçimi kazandı.

Ancak Barry’nin teşhisinin biraz erken bir teşhis olduğu ortaya çıktı. Birkaç gün sonra, Suydım’ın, fallusu olsa da, düzenli olarak adet gördüğü ve vajinal bir açılımı olduğunu keşfetti. Hem fiziği, hem de zihinsel eğilimleri, ilk başta düşünüldüğünden daha karmaşıktı. Dar omuzları ve geniş kalçaları vardı, ayrıca ara sıra kadınlara karşı cinsel arzu duyuyordu. Barry daha sonra şöyle yazdı: “Suydım’ın canlı renklerden, patiska parçalarından, bunları karşılaştırmak ve biraraya getirmekten hoşlanma, bedensel işlerden hoşlanmama ve bunları becerememe gibi dişil eğilimleri olduğu çoğu kişi tarafından farkedilmişti”. Suydım’ın oyunu kaybedip etmediği, ya da seçim sonuçlarının tersine çevrilip çevrilmediği belli değil.

Bu yazının devamını oku

Bedenin Gerçekten Senin mi?

Önceki gün gazetelerde gündemin yoğunluğu arasında fazla göze çarpmayan bir haber döndü, fazla kilolarından yakındığı için ilaç alarak 6 ayda 11 kilo zayıflayan İstanbul Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Öğrencisi 24 yaşındaki Ebru Atabeyoğlu’nun, bir akrabasının nişanında dans ederken rahatsızlanarak babasının kollarına yığıldığını ve yaşamını yitirdiğini okuduk. Haberin yayınlandığı web sitesinde, tam da Ebru’nun ölüm haberinin üzerinde tabii ki diğer tüm zayıflama ilaçları gibi yan etkisiz ve bitkisel olduğunu iddia eden bir zayıflama ilacının reklamı göze çarpıyordu, haberin diğer yanındaysa bir çikolatalı kek reklamı.

Mesele sadece haberde söz edilen yitirilen can değil, haberde eksiklikler de olabilir, Ebru’nun ölüm nedeni henüz tam belirlenebilmiş de değil… Ama orada okuduklarım bana şunu düşündürdü; mesele kimin nasıl vücutlardan hoşlandığı da değil, mesele sistem, sistemin bize bedenimizin nasıl olması gerektiğini tarif etmesi ve bizim o tarife uymak için helak olmamız, kurban olmamız. Şişmanlık onaylanıyor ve ilgi görüyor olsaydı ve ince bedenler ötekileştirilseydi bu sefer de aynı şeyi onlar için yazacaktım… Mesele sadece kilo da değil. “Kadın etek giyer, saçını uzatır” ile, “Kadın 36 beden olmalı, memesi de 90 olmalı” ya da “X ilacımızı için X mankenin vücudu gibi bir vücuda sahip olun” arasında bir fark yok, artık cinsiyet politikalarına dahil sayılması gereken bir durum bu da.

Bu yazının devamını oku

Cinsiyet Coğrafyasının Tampon Bölgesi: İnterseks

Kişisel bir deneyimin ışığında…

Güney Afrikalı atlet Caster Semenya ve sonrasında ABD’li pop şarkıcısı Lady Gaga dolayısıyla geride bıraktığımız sene “interseks” sözcüğüne magazin(!) gündeminde daha önce hiç olmadığı kadar çok rastladınız. Ama interseks bireyler sadece bir avuç sansasyonel haber malzemesi değil, aramızdalar, görünmezler, dilsizler. Queer dünyanın en az sözü edilen kesimi onlar.

Pek çoğu aramızda sıradan eşcinsel ya da heteroseksüel hatta evli barklı vatandaşlar olarak yaşıyor. Oysa ki hemen hemen hepsinin içinde zehir acısı bir öykü, beyhude inşa edilmiş bir travma yatmakta. Aslında, bu son cümlem bir varsayım, okuduklarımdan edindiğim bir izlenim, çünkü bugüne kadar kendimden başka bir interseks bireyle hiç yüz yüze karşılaşmadım! Belki de karşılaştım ama birbirimizi bilmeden, herhangi iki kadın sanarak devam ettik yalnız olduğumuzu düşünmeye. Ama yaşadıklarımdan yola çıkarak, hepimizin normalizasyon uğruna ne eziyetlere maruz bırakıldığını çok iyi biliyorum.

Anlatacaklarımla kendimi ifşa etmek, kendimi döküp saçmak, insanları ilgilendirmeyen detaylarımı paylaşmak ya da yeniden hatırlamak amacında değilim. Beni tıkayan, acıtan şeyleri kusmak, geride bırakmak istediğim için yazıyorum… ve bir interseks neler yaşar, neler hisseder bilmenizi istiyorum. Susmak bizi zehirleyen bir şey. Tek panzehiri ise konuşmak, bizi mahkûm eden, bastıranların üzerine, bunu beceremiyorsak benzerlerimizin üzerine kendimizi kusuvermek, “ben varım” demek. Bu yazının devamını oku