İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

İnterseks: Toplumsal Cinsiyet Belirsizliği Hakkında Gerçekler

[Bu yazı 26 Mart 2010’da KaosGL’de yayınlanmıştır. Çeviri: Göze Orhon]

Bugün İngiltere’de ne tamamen erkek ne de kadın 30.000’den fazla “interseks” insan yaşıyor. Burada kendi hayatları üzerine konuşuyorlar.

Yunan düşünürü Diodorus Siculuş çift cinsiyetli mitik karakter Hermafrodit hakkında söyle yazmıştı: “bir kadın kadar güzel ve zarif bir bedene ve bir erkeğin niteliklerine ve gücüne sahip… bir tanrı olduğu söylenir. Ancak kimileri de böyle çift cinsiyetli yaratıkların birer ucube olduğunu ve bazen şeytan bazen de iyilik adına gelecekten haber verdiklerini iddia ederler.”

Tarih boyunca, hem erkeğin hem de kadının fiziksel özelliklerini taşıyanlar toplumun kendilerini ya garabet (The Lancet[1] 1834’te bir İngiliz hermafroditi “iğrenç bir görüntü” olarak damgalıyordu) ya peygamber (Kral Oedipüs ve Antigone’deki yarı erkek-yarı kadın karakter olan Tiresias bir kahindi) ya da her ikisi olarak görmesinden kendilerini kurtaramamışlardır. Genellikle mümkün olmayan tek şey, hayatlarını olağan biçimde sürdürmelerine izin verilmesidir.

Modern zamanlarda bile, bilinen ismiyle, “interseks” bireylerin hayatları sıklıkla melankoli ile renklendirilmiştir. 1998’de bir Pazar gazetesi androjen görüntüsünden dolayı Snowdonia[2] ’da “uyuşturucuyla geçen, kıstırılmış” bir hayat süren Linda Roberts’ın “umutsuz biçimde yalnız varoluşu”ndan bahsediyordu.

Geçtiğimiz sene, o sıralar 18 yaşında olan Güney Afrikalı atlet Caster Semenya, yumurtalıklarının ve rahminin olmadığı ve olağandışı biçimde yüksek bir testosteron düzeyine sahip olduğu fark edildiğinde kromozom testine ve aşağılayıcı bir medya hiddetine maruz kalmıştı. Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği Semenya’nın “gerçek bir kadın” olup olmadığına karar vermek konusunda bugüne kadar ikircikli kaldı ve geçtiğimiz hafta gerçekleşen Katar’daki Dünya Indoor Şampiyonası da dahil olmak üzere büyük spor olaylarında yarışmasını bu konuda bir hükme ulaşılıncaya kadar askıya aldı.

Semenya’nın “interseks” topluluğun öncüsü olmak gibi bir arzusu yok; sadece koşmaya konsantre olmak istiyor. Ancak durumlarının tanınması ve interseks çocuklar üzerinde gerçekleşen “yeniden cinsiyet belirleme ameliyatı”na yönelik bir moratoryum için çağrıda bulunan sayısız insan var.

İnterseksüelite kendini farklı şekillerde gösterebiliyor. 46’lık standart karyotipler (vücuttaki hücrelerin kromozom yapıları, biçimleri ve dizilişleri) – 46 XX (kadın) ya da 46 XY (erkek) – şeklinde olabildiği gibi, daha olağandışı karyotip bileşimleri – 47 XXY ya da 47 XYY gibi – olarak da ortaya çıkabiliyor. En sık görüleni, Kalıtımsal Adrenal Hiperplazi[3] (KAH) . Bu durumda aşırı faal adrenal bezler, XX kromozomlarına sahip dışı fetüsün “aşırı virilize olmasına[4]” ve bunun sonucunda büyük bir klitoris ile eksiksiz bir penis arasında değişebilen bir organın gelişmesine neden oluyor. Daha az karşılaşılan Androjen Duyumsuzluk Sendromu[5] (ADS) ise XY kromozomlarına sahip erkek fetüsün “düşük virilize olmasına” ve kısmi penis ve testis oluşumuna neden oluyor.

Bugüne kadar baskın olan doktor müdahalesi, ileriki yaşantılarında bu alışılmadık uzantıları dolayısıyla damgalanmamaları için bebeklerin belirsiz üreme organlarının “düzeltilmesi” şeklinde oluyordu. 1960’lardan itibaren büyük klitorisin küçültülmesi ve tam şekillenmemiş penisin vajinanın içine doğru çekilmesi hayli yaygın bir tıbbi pratik haline geldi. Doktor cephesinin iddiası açıktı: “Çukur açmak, bir direk dikmekten kolaydır”.

XY kromozomlarına sahip interseks bebeklerin cinsiyetleri bu nedenle sıklıkla dişi olarak “yeniden belirleniyor”, ebeveynlerin onları kız çocuk gibi yetiştirmeleri tavsiye olunuyor ve dişi ergenliğini sağlamak için de östrojen hapları kullanılıyordu. Bu, 1960’larda büyük ölçüde etkili olmuş psikolog John Money’nin “optimal toplumsal cinsiyet ilkesi”nden ve yetiştirme tarzının doğayı geçersiz kılabileceği iddiasından kaynaklanıyordu.

Cinsiyet düzeltme ameliyatlarının yaygınlığı pek çoğumuzun sandığından çok daha sık rastlanan interseksüelite hakkındaki cehaletimizden kısmen sorumlu; canlı doğumlar içinde “genital çift biçimlilik” gösterenlerin oranının yaklaşık her 2000 bebekte 1 olduğu tahmin ediliyor. Bu, İngiltere’de 30.000 kadar interseks insanın olabileceği anlamına geliyor ve durumunu ergenlikte ya da çocuk sahibi olmaya çalışırken keşfedenler de göz önüne alındığında, bu rakam daha da büyüyor. Ünlü nöroloji profesörü ve interseks uzmanı Dr. Milton Diamond’in belirttiği gibi: “Doğa çeşitliliği seviyor. Ancak ne yazık ki toplum bundan nefret ediyor.”

Çocuk ruh sağlığı uzmanı ve aynı zamanda 2000 yılında kurulan Birleşik Krallık İnterseks Derneği’nın (UKIA-United Kingdom Intersex Association) kampanya organizasyonlarında yönetici olan Dr. Jay Hayes-Light söyle diyor: “Süreğen mükemmellik arayışımız toplumsal cinsiyet kimliği çalınmış pek çok çocuğu kısır bıraktı. Toplumumuzda büyük klitorisli kadınlar ya da küçük penisli erkekler bulunduğunda bildiğimiz medeniyetin sona ereceği gibi bir korkumuz var. Aslında sonunda en çok yaralananlar, kendi izinleri olmaksızın ve sırf bir başkasının fikirlerine uyuyor diye ameliyat yoluyla cinsiyeti değiştirilenler.”

Neden? Çünkü fiziksel dezavantajlar – “klitorisin küçültülmesi kalıcı duyum yitimi, penisin ve testislerin alınması da üreme kabiliyetinin yok olmasına neden olabiliyor” – bir yana, Hayes Light’in iddiasına göre, toplumsal cinsiyet ameliyat ve hormon tedavisi ile yeniden şekillendirilemez.

Light’ın çocukken cinsiyeti yeniden belirlenmiş ve kimisi orijinal cinsiyetlerine geri dönmüş, kimisi de intihar etmiş ya da intihara teşebbüs etmiş çocuklar üzerindeki çalışmaları, onu “cinsiyetin iki bacak arasında, toplumsal cinsiyetin ise kulaklar arasında olduğuna” ikna etmiş. “Erkek, kadın veya ikisi arasında bir yerde olan pek çok insan toplumsal cinsiyet kimliklerine ‘değişmez bir biçimde bağlı’”.

Şimdi 48 yaşında olan Hayes-Light’in kendisi de çok ender rastlanan bir interseks durumuyla doğmuş. Hayes-Light, kromozomların XY şeklinde olduğu ancak vücudun tam bir erkek cinsel organının ortaya çıkması için gerekli olan testosteronu dehidrotestosterona dönüştürme işlemini gerçekleştiremediği 5-Alfa- Reduktaz Bozukluğu[6] ile dünyaya gelmiş. “1960’ların başındaydı; bir tür laboratuar faresi, bir tıp merakı haline getirilmiştim. Beni durmadan kurcalanan – ve üzerinde işlemler yapılan – bir şey olmaktan kurtaran annemin de bir doktor olmasıydı.”

“Küçük ve tatlı bir kız” olacağı söylense de, Hayes-Light’in annesi oğlunun ameliyat edilmesini reddetmiş. Ancak onun bir kız çocuğu gibi büyütülmesi konusunda doktorlarla hemfikir olmuş ve çocuğu 10 yaşına gelene kadar da öyle yapmış. Hatırladığına göre, “Sonrasında östrojen tabletleri alıp vücudumu ergenliğe doğru iteklemek isteyip istemediğimi sordular. Ben reddettim.” Hayata sıkıntılı ve kafa karıştırıcı biçimde başlamış olsa da, Hayes-Light kendisinin diğerlerine göre şanslı olduğunu düşünüyor: “Eğer operasyona zorlansaydım şimdi nasıl bir şey olacağımı düşündükçe tüylerim diken diken oluyor.”

Adele Addams, seçme şansı olmayanlardan. 1970’lerde Klinefelter Sendromu’yla doğmuş; yani, o da XXY, diğer bir deyişle ne kadın ne de erkek. Ebeveynleri cinsiyetinin erkek olarak belirlenmesi konusunda ikna edilmiş ve derhal ameliyat olmuş. Ona göre bu “yanlış karardı”. Zor bir çocukluk ve ergenliğin ardından – “sonunda bakım altına alındım, çünkü ailem erkek olması gereken ama kız gibi görünen ve konuşan bir çocukla baş edemedi” – gey bir erkek olarak yaşamaya başlamış. Ancak bu da ona iyi hissettirmemiş ve üç yıl önce, pek çok tartışmanın ardından vücudunun kadına dönüştürülmesi için yapılacak ameliyatın gideri NHS[7] tarafından karşılanmış. Şimdi 31 yaşında, sonunda “her şeyin yolunda olduğunu” hissediyor ve hararetle başkalarının da kendi cinsiyetlerini tayin etmelerinin sağlanmasını savunuyor.
Addams geçen sene, “Londra’da en yoğun marjinalize edilen azınlık” olarak tarif ettiği interseks ve travesti/transeksüel insanlara destek hizmeti veren Silverfish Projesi’nı hayata geçirdi. İsmini trans DJ ve müzik yapımcısı olan ve 2008’de yıllar süren tacizlere dayanamayarak intihar eden arkadaşı Alex Silverfish’ten alan bu proje, katılımcılarına danışma ve avukatlık hizmeti vermenin yanı sıra, ilk terapi seanslarını da gerçekleştirmeye başlamış. Ayrıca yardım kurumlarına ve sosyal hizmet kuruluşlarına da eğitim hizmeti sunuyor.

Geçtiğimiz Aralık ayında İçişleri Bakanlığı Toplumsal Sorumluluk Ödülü’nü alan Addams, travesti/transeksüellik ile interseksüelitenin aynı şey olmadığını (ilki tıbbi bir durum değil) belirtse de, “trans insanların da hayatlarının devamında interseks olduklarını keşfetmelerinin az rastlanır bir durum olmadığını” söylüyor.

Mesela, 37 yaşındaki Alexandra Tovey’e olan tam da buydu. Küçük yaşlardan beri “kadın beyniyle ve erkek bedeniyle doğduğunu” hissediyordu, ancak interseks durumunun tanısı – Kısmı Androjen Duyumsuzluk Sendromu[8] – ancak geçen sene konulabildi. Zaten birkaç senedir kadın olarak yaşıyordu ve ona göre bu yeni haber “olanları daha anlaşılır hale getirdi”.

Şimdi “16 yaşındayken izin verilmeyen 16 yaşında bir kız olmanın” tadını çıkaran ve cinsiyet değiştirme ameliyatını bekleyen Tovey (şarkıcı ve söz yazarı), kendini müzikle ifade ediyor. 1992’den beri 18 albüm çıkardı ve şarkı sözlerinin çoğu trans ve interseks olarak deneyimlerini yansıtıyor.

Aktris ve oyun yazarı Sarah Leaver da sanatı “satır aralarında yaşananları açığa çıkarmak” için kullanıyor. Şu anda Londra Oval House Tiyatrosu’nda sergilenen Bir Hermafroditin Anıları (Memoirs of a Hermaphrodite) oyunu, 19. yüzyılda Paris’te yaşamış bir interseks olan ve düşünceleri Fransız felsefeci-sosyolog Michel Foucault tarafından 1980’de yayımlanan Herculine Barbin’in gerçek hikayesini anlatıyor. Barbin hayatına bir kadın olarak başlamış ancak bir başka kadına aşık olunca yanlış anlaşılmış ve aşağılamalara maruz kalmış; hem erkek hem de kadın cinsel organlarına sahip olduğunun anlaşılmasının ardından erkek olmaya zorlanmış, bunalıma girmiş, yoksulluğa düşmüş ve trajik şartlar içinde ölmüş.

Neyse ki, Leaver’in kendi hikayesi çok daha mutlu. Leaver “Her zaman iki cinsiyet arasında hissettim” diyor; “Erkek pantolonları giydim, futbol oynadım ve üstümü soyunarak ortalıkta dolaştım”. Destekleyici ebeveynlerin olması, bunun nadiren bir mesele haline getirilmesini sağlamış ve ancak ergenliğinden sonra, yirmili yaşlarında kimliğini sorgulamaya başlamış: “Yanlış bir bedendeymişim gibi hissetmedim ama beni farklı kılan bir şeylerin olduğunu biliyordum”.

Altı yıl önce interseksüelite üzerine bir belgesel izledikten sonra doktorundan tıbbi hikayesini kontrol etmesini istemiş. Bunun sonucunda 1977’de, 1-2 yaşlarındayken geçirdiği fıtık ameliyatının aslında erbezlerinin (gonad) alınması için yapıldığı ve bundan ne kendisinin ne de ebeveynlerinin haberi olduğu ortaya çıkmış. “Bir yapbozda eksik parçayı bulmak gibiydi. Bir yarım çok rahatlamıştı ama diğer yarım çok kızgındı. Doktorlar bunu benden neden gizlemişlerdi?”
Şimdi 34 yaşında olan Leaver, öfkesine rağmen kendini çok talihli buluyor. Şimdiye kadar spesifik bir tanının peşine düşmemiş ama onun durumu interseks spektrumunun en mutedil ucunda. XX kromozomlarına sahip, yumurtalıkları var, regl oluyor ve şimdiye kadar çok az sağlık problemi yaşamış.

Oyunda öfkesini ve hırsını “değiştirme gücüne” dönüştürüyor ve diğerlerinin de öyle yapacağını umut ediyor. “Her geçen gün daha çok insan interseks olmaları hakkında konuşuyor. Zaman farklılıklarımızı gizleme değil, onları kutlama ve kucaklama zamanıdır.”

Addams da ona katılıyor: “Kendimiz gibi yaşayabilmeye ihtiyacımız var. Bu, iki cinsiyetten fazlasına yer açmak anlamına geliyor.” Tovey de bu fikri tekrarlıyor: “Her zaman son derece kadın hissettim ama iki cinsiyetle de özdeşleşen ve kendilerini ‘arada bir yerde’ hisseden başka insanlar tanıyorum. Onların da kabul görmeye ihtiyacı var.”

Hayes-Light her ne kadar “nötr cinsiyetli” olarak kabul görmek isteyenlerin dileklerine saygı duysa da, onların azınlık olduğunu vurguluyor: “Bazı interseks insanlar erkek ya da kadın olarak tanımlanmayı tercih etmeseler de, çoğu ikisinden birini seçiyor.”

Konu ameliyata gelince, dört kişi de çocukların cinsel organlarının tıbbi bir gerekten başka hiçbir sebep olmaksızın yeniden biçimlendirilmesinin yanlış olduğu konusunda hemfikir. Öyle görünüyor ki, tıp uzmanları da bu görüş doğrultusunda tutum değiştirmeye başladılar. 2001’de İngiliz Pediatrik Cerrahlar Birliği[9] belirsiz cinsiyetle doğan bebeklere düzeltme ameliyatının yapılmamasını tavsiye etti ve ileride kendi toplumsal cinsiyetlerine kendilerinin karar vermesi gerektiğini belirtti.

İşler başka alanlarda da değişiyor gibi. “Birleşik Krallık İnterseks Derneği kurulduktan sonraki 10 yıl içinde, gizlilik içeren ve üstü örtülen çok daha fazla vaka (Leaver’in da deneyimlediği gibi) olduğunu görmeye başladık” diyor Hayes-Light: “Ayrıca 2004’te çıkan Cinsiyetlerin Tanınması Kanunu’na interseks cinsiyetin girmesini sağladık. Medyadaki haberlerin daha dengeli hale gelmesiyle sosyal tutumların da büyük ölçüde değiştiğini gördük.”

Yine de alınması gereken uzun bir yol var. Addams “Toplum daha açık fikirli hale geliyor ancak pek çok insan hala ‘interseks’ kelimesini duymuş değil ve toplumsal cinsiyet farklılıkları kültürümüzdeki son tabu olarak varlığını sürdürüyor”. İngiliz Pediatrik Cerrahlar Birliği’nin tavsiyelerine karşın, İngiltere’de ve diğer ülkelerde interseks bebeklere uygulanan ameliyatlar hala sürüyor.

Leaver “interseks insanlara acıma ve küçümseme ile bakılmadığı ve dünyanın ‘erkek’ ya da ‘kadın’ cinsiyetlerine bu kadar sıkı sıkıya bağlı olmadığı” zamanları bekliyor.

Kimse geleceği tahmin edemez ama kültürümüz yavaş da olsa toplumsal cinsiyet rolleri konusunda daha az katı ve genel olarak uzlaşım dışı olanlar hakkında daha kabul edici hale geliyor. Bunun, bir zamanlar sirk gösterilerine, sonra da ameliyat salonlarına sürdüğümüz insanlara saygı duymanın ve hatta onlardan öğrenmenin bir işareti olması umut edilebilir.

Yazar ve psikoterapist Amy Bloom’ün özetlediği gibi: “Toplumsal cinsiyet kuramının canavarları, harikaları, koçbaşları yoktur. İnterseks doğan insanlar dünyanın geri kalanına cinsiyetlere verdiğimiz garip ve gereksiz önem, hakikatin ele avuca sığmaz doğası, anlaşılabilir olan ve insanın zaman zaman tehlikeli boyutlara varan basitlik arayışı üzerine daha fazla düşüme fırsatı sağlıyor. Onlara sadece ihtiyaç duyduklarında tıbbi bakım önerebiliriz ve buna ihtiyaç duymadıklarında da biraz daha sağduyu gösterebilir ve uygar biçimde kucaklayabiliriz.”

Ya da Dr. Milton Diamond’in kısa ve özlü cümlesinde dile getirdiği gibi: “Doğayı değil, toplumu değiştirip değiştiremediğimizi görelim.”

Çevirinin aslı: http://www.independent.co.uk/life-style/health-and-families/features/the-third-sex-the-truth-about-gender-ambiguity-1922816.html

[1] İngiltere’de 1823 yılından bu yana yayımlanmakta olan bir tip dergisi (ç. n.).
[2] Kuzey Galler’de dağlık bir bölge (ç. n.).
[3] Congenital Adrenal Hyperplasia (CAH).
[4] Tıbben aşırı erleşme, beklenmedik biçimde eril karakteristikler gösterme (ç. n.).
[5] Androgen Insensitivity Syndrome (AIS).
[6] 5-Alpha- Reductase Deficiency (5-ARD).
[7] National Health Service, İngiltere’deki genel sağlık hizmeti kuruluşu.
[8] Partial Androgen Insensitivity Syndrome, (PAIS).
[9] British Association of Paediatric Surgeons, (BAPS).

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: