İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Monthly Archives: Kasım 2013

Oprah Winfrey Show: İnterseks’lere Işık Tutmak -2-

Tekrar Merhaba. Oprah Winfrey Show’a çıkan Amerikalı İnterseks’lerin röportajlarına kaldığımız yerden  devam ediyoruz. Sırada tanınmış interseks aktivistlerden Hida Viloria var.
Şimdi ona kulak verelim ;

Hida büyürken kendini hep farklı hissetmiş. Bunu şöyle belirtiyor : ” Diğer kızlardan hep daha agresiftim. Bir oyunu kızlar gibi ‘mahsusçuktan’ değil gerçekten oynardım ve daha çok oğlanlar gibi bitirirdim.”
Hida 27 yaşındayken intersekslerle ilgili bir makale okumuş ve farketmişki orada anlatılan hikayeler ve insanlar aynı ona benziyor. Fakat onun durumu bir önceki paylaşımda anlatılan Katie’den daha farklı. Hida aynı bir kadın gibi 2 X kromozomuna sahip. Yani XX  ; katie’den farklı olarak. (hatırlarsanız Katie XY kromozomuna sahipti aynı bir erkek gibi).Hida XX kromozomuna sahip dolayısıyla bedeni biyolojik olarak kadın. Ancak onun vücudu bir kadının bedeninin üretmesi gerekenden çok çok daha fazla testosteron hormonu üretiyor. Bu da onun erkeksi halinin ve hareketlerinin nedenini teşkil ediyor. Şöyle diyor Hida : ” Benim klitorisim, klitoristen daha çok küçük bir penisi andırıyor.
    Ama gel gelelim ki , Hida erkek olarak tanımlanabilecekken aslında hiç  erkek   olmayı düşünmemiş. “Aslına bakarsanız tam da gerçek bir erkekfatma (ing:Tomboy) değildim bence. Başka bir sürü interseks olmadığını bildiğim ‘normal’ kızlar benden daha çok ‘erkekfatma’ gibi takılıyorlardı. Örneğin ben büyürken hiç erkek kıyafetleri giymedim. Katolik okuluna gidiyordum ve üniforma giyiyordum. Dolayısıyla etekle bir problemim yoktu.”
Günümüzde ise Hida farklı zaman ve durumlarda bazen ‘daha fazla kadınsı’ bazen de ‘daha fazla erkeksi’ gibi hissettiğini ve göründüğünü söylüyor.
Hida doğduğunda doktorlar onun büyükçene klitorisini küçültmek için operasyon yapma talebinde bulunmuşlar ailesinden. Fakat buna kendisi de Kolombiya’lı bir doktor olan babası karşı çıkmış.

Şöyle diyor : ” Babam diğer bir çok ebeveynden daha bilgili ve bilinçliydi bu konularda. Ve eğer ben sağlıklıysam ve herşey fonksiyonunu normal şekilde yerine getiriyorsa neden ameliyat ediliyordum  ki ? Bu apaçık gereksiz bir ameliyattı kızı yani benim için. Herkes bilir ki eğer bir kişiye ameliyatsız yollardan da yarım edebiliyorsanız , ameliyat yapmayı ilk tercih olarak düşünmemelisiniz. Ve özellikle söz konusu kişi bir bebekse !
Hida sözlerine şöyle devam ediyor : “Benim interseks bedenimle barışık olmamın sebebinin bir tanesi de herhangi bir cinsiyet seçmek için kendimde herhangi bir ihtiyaç hissetmedim ve hiç baskı görmedim… Toplum size ‘tarafınızı seçmeniz için psikolojik bir baskı yapıyor aynı karışık ırktan(melez) insanlara herhangi bir tarafı seçmesi yönünde baskı yaptığı gibi. Örneğin Tiger Woods’a da böyle bir zorlama yapmışlardı. ‘sen gerçek bir siyah mısın yoksa bir Beyaz mısın ‘ diye. O da ben ikisi birdenim. Bunun hakkında size yalan söylemeyeceğim veya inkar etmeyeceğim ya da saklamayacağım. Ben ‘ikisi birden’im. diye cevap vermişti. Ben de aynı Tiger gibi düşünüyorum.
Hida sözlerini şöyle sonlandırıyor : ” İnterseks olmaktan dolayı çok mutluyum ve kendimle barışığım. Hiç bir operasyon geçirmedim ve hiç hormon tedavisi görmedim. Kendimle ilgili hiç bir şeyi değiştiremezdim.”

 

Reklamlar

Oprah Winfrey Show: İnterseks’lere Işık Tutmak -1-

Bir süre önce Amerikalı ünlü Talk Show’cu Oprah Winfrey ‘in programında ele alınan İnterseks konusu dahilinde programa çıkan İnterseks bireylerle ve konunun uzmanı doktor ile yapılan röportajları tek tek ele alarak çevirisini yapıp belli aralıklarla sizlerle paylaşmak istedik. Önümüzdeki günlerde ABD’den farklı interseks öyküleri okuyacaksınız. Bugün Katie ile başlıyoruz. Bizi izlemeye devam edin. 

Yüzyıllardan beri toplum tarafından 2000’de 1 doğum oranına sahip  intersex bireyler Hermafrodit olarak adlandırılırdı. Ancak artık günümüzde bu terim intersekslere yönelik saldırganca ve itici bulunduğu için, bunun yerine interseks kelimesi kullanılıyor ve bu tanımlama 30 farklı interseks çeşidi için genel bir ad olarak kullnılıyor diyor NorthWestern üniversitesinden Cinsel Gelişim Bozukluğu uzmanı Dr. Alice Dreger.

Katie tıp öğrencisi bir interseks birey. 6 yaşındayken fıtık ameliyatı olmak için hastaneye başvurduğunda, operasyon esnasında doktorlar Katie’nin kasığında inmemiş ve tam gelişmemiş testislere rastladılar. Ve Katie’ye Androjen Duyarsızlığı Sendromu teşhisi kondu. Ardından yapılan genetik testte XX kromozomlarına sahip olmasına rağmen Xy kromozomları taşıdığı farkedildi. Vücudundaki hücreler Testosteron hormanuna cevap vermediği için bedeni anne karnından itibaren erkek yönünde değil kız yönünde gelişme göstermişti. Vajinası vardı fakat rahmi(uterus) yoktu. 14 yaşına geldiğinde östrojen hapları almaya başladı böylece diğer kız arkadaşları gibi gelişebildi. Ve 18 yaşına geldiğinde de kasıklarındaki inmemiş testisler alındı. Şimdi Katie’nin sözlerine kulak verelim: “Benim için bu programa çıkmak insanları intersex konusunda aydınlatmak ve benim gibi kadınların bu konuda daha rahat konuşabilmesini sağlamakla ilgili önemli bir adım. Benim gibiler utanç hissetmek zorunda değiller, pek çok interseksin hayatını kaplayan bu gizlilik örtüsü tamamen kaldırılmalı. İnterseksleri çevreleyen gizlilik anne baba ve çocuklara fazladan gereksiz bir utanç yükü yüklüyor. Ama bunun böyle olması elbetteki gerekmiyor. Operasyondan sonra eve döndüğümde, ailem bana durumumu açık bir şekilde saklamadan anlatmaya karar vermişlerdi ve bu aldıkları en iyi kararlardan birisiydi.
Katie’nin Annesi Arlene : “Küçük bir çocuğa anlatılabilecek her ne varsa hepsini, onun anlayacağı şekilde anlattık.” diyor. Ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Örneğin 6 yaşındaki bir çocuğa bebeklerin insanların karnında büyüdüğünden bahsedebilirsiniz. Fakat bağzı insanlar ise bebek evlat edinerek bir aile kurarlar. Biz de bunun gibi şeyleri vurguladık. Zaman geçtikçe kendi durumu hakkında daha fazla bilgi  de verdik.”
İnterseks olmak Katie için Lise yıllarını sıkıntılı yaptı. Katie sözlerine şöyle devam ediyor: “Bir genç kız için ergenlik çağının büyük çoğunluğu ilk kez regl olmak, ilk sütyenini satın almak, ilk flörtünü yaşamak ve bunun gibi şeyler hakkında ailesiyle tartışmakla geçer. Ancak ben bunların hiç birisini yapamıyordum. Bu yüzden arkadaşlarımın yanında kendimi dışlanmış hissediyordum.”
18 yaşına geldiğinde Katie ve ailesi intersekslere yönelik bir destek grubu keşfettiler.” Burada gerçekten yetenekli, güzel, zeki, heyecan verici interseks kadınlarla tanıştım. Aramızda -Aslında ne biliyor musun ? evet testislerim vardı ama bu benim hayatımı nasıl yaşadığımı belirleyemez. Testisler benim vücudumun parçası, tamamı değil.- gibi konuşmalar geçiyordu.”

Şimdi 22 yaşında olan Katie flört etmenin hâlâ sıkıntılı olduğunu belirtiyor. “Durumumu flört ettiğim birisine anlatmak benim için her seferinde korkutucu oluyor. Bu konuşma zihnimde sürekli kurguladığım bir şey. Ve her seferinde gerçekten çok geriliyorum. Aslına bakarsanız 3 erkek arkadaşım oldu ve 3’ü de bunu umursamadı. Hattâ birisi – Pekiyi , e o zaman saat kaçta yemeğe çıkıyoruz ? – demişti. Şu anki erkek arkadaşım da gerçekten çok iyi.” diyerek konuşmasını sonlandırıyor.

İnterseksüellik Üzerine Bir Röportaj ve “Takıldıklarımız”

Bir soru : Doğa Ana’ nın (inancınıza göre buraya Tanrı gibi başka bir özne de koyabilirsiniz) bize doğuştan verdiği kimlikler bir kusur mudur ? 

Aşağıda sizinle paylaşmak istediğimiz röportaj 2006 yılında Hürriyet gazetesinde yayımlanmış. İnterseksüellik üzerine internette rutin aramalar ve kontroller yapıp yeri geldikçe sizlerle paylaşıyoruz. Ama tabii internet ortamı uçsuz bucaksız bir okyanus gibi olduğu için bazen bizim gözümüzden böyle yazıların kaçtığı olabiliyor. Cumhuriyet gazetesindeki röportajımızdan sonra röportajı yapan arkadaşımıza aşağıdaki okuyacağınız röportajı yapan İstanbul Üniversitesi Çocuk Cerrahisi’nden Prof. Dr. Hüseyin Özbey mail atarak ulaşmış ve kendilerinden bahsetmiş. Biz de bu sayede kendilerinden haberdar olmuş olduk. Ve ilk yaptığımız şey hemen bu konu hakkındaki  “tıbbi içerikli” sitelerini incelemek oldu. Tabii ki biz  onlar kadar işin tıbbi , teknik ,bilimsel yanına vâkıf değiliz. Ve böyle bir şeyi iddia etmiyoruz. Ayrıca kendilerine bu blogun bir yazarı olarak saygım sonsuz. Ancak biz bizzat interseksler olarak (haliyle) işin tıbbî yönünden daha çok sosyal boyutuyla ilgiliyiz.  Ve bizim durumumuzla ilgili olarak tıp camiasının bunu bir “bozukluk” ( ingilizcesiyle disorder) olarak tanımlanmasına karşı çıkıyoruz. Biz bu durumun “doğa ana”nın bize sunduğu “çeşitliliğin” bir parçası olduğuna ve herkesin “cinsiyet skalasında” ayrı noktalarda durduğuna inanıyoruz. Erkek ve kadın olmanın ” tam , kesin, net ve tek doğru , normal “ ve bunun dışında kalan cinsiyet kimliklerinin de “bozukluk “olarak adlandırılmasından oldukça rahatsızlık duyuyoruz. Bu bakış açısıyla transeksüellik gibi cinsel kimlikler veya lezbiyen’lik ve gay’lik gibi cinsel yönelimlerin de bozukluk ve hastalık olarak tanımlanabileceğini ve bunun da artık çok gerilerde bırakılmış bir yanlış olduğunu düşünüyoruz. Sonuçta “normal” kime göre , neye göre “normal” ? Bu Normları kim belirliyor ? Bu belirlenen normlara neden koşulsuz hepimiz uymak ve kendimizi bu kalıplara sokmak zorundayız veya daha önemlisi zorunda mıyız ? Bunların bizim sorguladığımız kadar en az sizlerin yani interseks olmayanlar ve kendini “normal” görenler tarafından  da sorgulanması  gerektiğine inanıyor ve tavsiye ediyoruz. . Eğer tüm farklı genetik varyasyonları , yönelimleri durumları vs. hastalık veya bozukluk olarak kabul edeceksek o zaman interseksliği de edelim.Sonuçta hiç kimse “mükemmel” değil. “süper kusursuz insan” yok. Herkes farklı genetik bir öyküyle  , genetik bir yükle doğuyor.  Genetik özelliklerimiz bizi ve kim olduğumuzu belirliyor. İşte biz de genetiklerimizin ve diğer bir çok faktörün belirlediği “biziz”.Biz interseks bireyleriz. Biz hasta değiliz. Biz sizlerin tanımladığı gibi “bozuk” değiliz. Biz buyuz. Tarih boyunca var olduk. Adımıza efsaneler oluştu bu topraklarda. Ve insanlık var olduğu sürece de olmaya da devam edeceğiz. Çünkü biz doğa ananın sunduğu ,ortaya koyduğu çeşitlilik içinde varız. Politik alanda olduğu gibi sosyal alanda da çoğulculuğu benimsemenizi tavsiye ederiz naçizâne diyerek aşağıdaki röportajı aydınlatıcı olduğuna inanarak sizlerle paylaşmak istedik. Röportajın içinde, blogumuzda bahsi geçen ve interseks bireylerin izni alınmadan yapılan kozmetik “düzeltici” (!) ameliyatlara karşı artık dünya çapında karşı seslerin yükseldiğinin bahsedilmiş olmasından da memnuniyet duymaktayız.  Bu yukardaki uzun girizgâhı röportajın içinde ve yazının sonunda adresi verilen derneğin sitesinde bazen bizi rahatsız edebilen “dil” (*metin içinde geçen hastalık , bozukluk , kusur gibi tanımlar gibi) nedeniyle yapma gereği duyduk.

Sayın Hüseyin Özbey‘e de halkı bilgilendirdiği ve Sayın Ezgi Başaran‘a da bu konudaki ilgisi ve hassasiyeti  için ayrıca teşekkürü borç bilirim.  Daha uzatmadan röportaja geçebiliriz.  

Özellikle belirtmekte fayda var aşağıda okuyacağınız röportaj 29Nisan 2006 tarihinde Ezgi Başaran Tarafından Hürriyet gazetesi için yapılmış ve yayımlanmıştır.

Röportaj yapılan kişi: İstanbul Üniversitesi Çocuk Cerrahisi’nden Prof. Dr. Hüseyin Özbey

 Röportajın orijinal linki : http://www.hurriyet.com.tr/pazar/4334854_p.asp

<<Genetik kusurlar yüzünden oluşuyor, iki yaşına gelmeden teşhisi gerekiyor>>

Yarın Harbiye Askeri Müzesi’nde, tek günlük uluslararası bir sempozyum düzenleniyor. Intersex adlı sempozyumda, halk arasında hermafrodit ya da çift cinsiyetli olma olarak bilinen ama doktorların cinsel gelişim kusuru demeyi tercih ettikleri doğumsal hastalık tartışılacak. Sempozyumu düzenleyen, İstanbul Üniversitesi Çocuk Cerrahisi’nden Prof. Dr. Hüseyin Özbey’le bu çok az bilinen hastalığın detaylarını konuştuk. İşte tıp literatüründe de henüz fikirbirliğine ulaşılamamış yanlarıyla, akraba evliliğinden doğan çocuklarda normalden 3 kat daha fazla görülen cinsel gelişim kusurları.

Cinsel gelişim kusurlarının kökeninde, genelde genetik yapı bozuklukları bulunuyor. Genetik olarak, kadın 46,XX; erkek ise 46,XY kromozomlarına sahip. Ancak, normal kromozom yapısı olmasına rağmen farklı bir genetik kusur; testis ya da yumurtalık yapısında bozukluğa, hormon (östrojen ve androjen) sentezi eksikliği ya da fazlalığına, ya da hormonun etki mekanizmasında bir kusura sebep olabiliyor. Bütün bunlar da dış genital yapı dediğimiz cinsel organların, kromozom yapısına uygun olarak gelişmemesine neden oluyor.

PENİS KÜÇÜK, KLİTORİS BÜYÜK

Cinsel gelişim kusuru gösteren hastaların cinsel organları bizim düşündüğümüz “normal” erkek ve kadın cinsel organ yapısından farklı. Bunların başında penis boyu, klitoris büyüklüğü, vajen yapısı ve idrar yolunun özellikleri geliyor. Penis boyu, yeni doğan normal bir bebekte en az 2 cm olmalı, klitoris boyu da 0,5 cm’i geçmemelidir. Erkek çocuğu, idrarını penisin ucundan, kız çocuğu da görünür olması gereken vajen açıklığının hemen üzerinden yapmalıdır.

Androjen etkisinin eksik ya da kusurlu olması, erkek çocukta dış idrar yolu deliğinin normalden daha geride olmasına yol açar. Kız çocuğunda ise androjen etkisinin fazla olması, vajenin kapanmasına ve klitorisin büyümesine hatta penise benzemesine sebep olur.

AİLE PSİKOLOJİK DESTEK ALMALI

Bu tür gelişim kusurlarının, doğumdan hemen sonra ya da cinsel kimliğin oluştuğu 1,5-2 yaşından önce tespit edilmesini doktorlar çok önemli buluyorlar. Çünkü fark edilmeyen ileri derecedeki bir kusur, ailenin yanılmasına, çocuğun karşı cinse özgü davranış modeline uygun yetiştirilmesine yol açabiliyor.

Bu durumda, örneğin yanlışlıkla erkek çocuğu gibi yetiştirilen 3-4 yaşlarındaki bir kız çocuğunun tekrar kız yönünde (doğru yönde) yetiştirilmesi için ailenin oturduğu semti, hatta şehri terk ederek kimsenin onları tanımadığı bir başka yere taşınması gerekebiliyor. Haliyle, bu çocuklar ve ailelere psikolojik destek şart oluyor. Bu yazının devamını oku

İSTİRİDYEDEKİ İNCİ

Misafir Yazı : İNCİ

Bir gün odamı düzenlerken rastladım ablamın hastane dosyalarına…

İçinde bilmediğim onlarca tıbbi terim, bilmediğim terminoloji…

İçlerinde tek anladığım test sonuçlarında 46 xy imiş…

Evet evet bunu ortaokulda fenbilgisi dersinde öğrenmiştik;

Dişilerde xx, erkeklerde xy kromozomu varmış…

Peki, ablam bir dişiyse niçin test sonuçları xy? Yoksa? Kafamı kurcalayan onlarca soru… Hemen dosyaları yatağımın altına olduğu yere istifleyip oturup düşündüm sadece aklımdaki şüphelere…

16 yaşıma geldim ve hala diğer kızlar gibi regl olmadım. Bedenim değişiyor, kıllanmalar başlıyor, genital bölgemde değişmeler gözleniyor,  ayaklarım şimdiden büyük numaraysa ilerde ne olur diye düşünüyorum… Ve sesim; küçükken kendi uydurduğum şarkıları sokakta bağıra çağıra söylemek isteyen sesime bir çekingenlik geliyor… Neden mi? Artık sesim bir erkek sesini andırıyor… Olamaz ben böyle düşünmüyordum ergenliği, güzel aşkların yaşandığı bir mevsim gibi algılıyorum hep bu yaşları, çocuksu saf aşkların yaşandığı ilkbaharlar… Okulda sınıf listesinde kız mı erkek mi bölümüne erkek yazmışlar yanlışlıkla. Düzeltmeye gidiyorum ama ileriki zamanlarda düzeltilmediğini görüp vazgeçiyorum önemsiz olduğunu düşünüp. Ve bir arkadaşım rencide ediyor beni sınıfın ortasında; traş mı oluyorsun sen diye. Ne diyeceğimi şaşırıyorum. Tüylenme problemim var deyip geçiştiriyorum…

Ve hastane yolunu tutuyoruz ablamla… Kader arkadaşımla… Dar hastane koridorlarında uzun bekleyişler içinde endişeli bir bekleyişler. Önce kalp doktoruna gidiliyor acaba nefes alıp verme problemimin altında kalp mi var diye.. bir şey yokmuş bizi psikiyatri servisine yönlendiriyor, psikolojik olabileceği şüphesiyle… bu arada çocuk doktoruna muayene oluyorum. Psikiyatride regl olmadığımı açıklayınca kadın doğuma gönderiliyorum. ilk defa birileri apış aramı görüyor(çocuk doktoru ve kadın doğumcu)… Utanıyorum, doktor olmasına rağmen… Kimseye açıklayamadığım halimi görüyorlar…

Ve psikiyatri servisinde endokrin doktorumla tanışıyorum şirin mi şirin bir doktor.

Her türlü testler yapılıyor; bütün bölümlere ve genetiğe de gidip test sonuçlarımızı alıyoruz. Ve sonuç: 46xy… Anlam veremiyorum bir anda.orada 3 teyzemin ve iki kuzeniminde 46 xy olduğunu öğreniyorum ablam özgeçmiş bilgisini verirken doktorlara.. Ablam sessiz kalıyor bana karşı, ben merak ediyorum acaba içinde neler yaşıyor?

O gün psikiyatride randevumuz da var, gidiyoruz görüşmeye ablamla. Önce ablam görüşüyor. Sonra ben. Sonuçları ablama veriyorum ama kabul etmiyor sende kalsın diyor. Ben anlamıyorum ilk başta.. Meğer görüşmedeki konumuz test sonuçlarıymış. Bana sorulan anlam veremediğim ilk soru; “Hemcinslerine karşı bir şey hissediyor musun?” neyse ki görüşme uzun sürmüyor çıkıp eve geliyoruz, babamla ve annemle paylaşılıyor test sonuçları, evdeki diğer kardeşlerimden habersiz. O gün evde ne oldu hatırlayamıyorum benim için sıradan bir gündü çünkü.

Hastaneye gidip gelmelerimiz devam ediyor… psikiyatri servisinde gözlem altındayım, bipolar duygu durum bozukluğu varmış; tedavi görüyorum.liseyi dondurup hastane yollarında mekik dokuyorum.. Her şeyin tuzu biberi bipolar. Rahatlamalar başlıyor sonra, birazcık olsun kendime geliyorum aldığım antipsikotik ilaçlarla ve hormon ilaçlarıyla yavaş yavaş eski kız kimliğime dönüyorum.. Ama ben hala doktorlar beni tedavi edecek ve regl olacağım ilerde de anne olma şansım olacak diye düşünüyorum… Sonra elime geçince hasta dosyam açıp okuyorum bir gün hastane kapısında. Radyoloji sonuçlarım gözüme çarpıyor: “uterus ve overler izlenemedi” işte o zaman yıkılıyorum bir anda. Tüm hayallerim suya düşüyor. Aylar sonra kafama dank ediyor her şey… İçimde fırtınalar kopuyor, travmatik etkiler yaratıyor bende. Ve hastaneye gidip gelmeler, geceleri kasığımdaki ağrılar yüzünden uyanmalarla devam ediyor her şey. Sonunda ameliyat oluyorum kasığımdaki inmemiş testisler alınıyor ilerde kanser yapma riski olduğu gerekçesiyle. O arada ben internetten araştırmalar yapıyorum, ne demek 46 xy olmak diye. Meğer ben bir interseksmişim. Aylarca kız ya da erkek miyim soruları kafamı kurcalıyor… Ve işte o kelime (interseks) imdadıma yetişiyor. Beni tanımlayan, içimi rahatlatan güzel bir kelime diye düşünüyorum.

Ve başlıyor içimdeki interseks sevdası. Evet, ben bir interseksim bir istiridyenin hermafrodit olduğu gibi. Küçümsemeyin istiridyeleri içlerinde ne güzel inciler taşırlar… İçimde yaşadığım fırtınalardı bendeki inciler, kimse o fırtınalarda yaşayamadığı içindi benim için bu incinin kıymeti…

Şimdi ise ben lisedeki o zorlu yıllarımı biraz olsun atlattım ve üniversiteyi kazanıyorum iki yıl gecikmeyle. Yeni inciler bulma umuduyla interseks aktivizmine destek veriyorum şimdilerde. içindeki fırtınaları susturabilmiş bir interseks olarak herşeyden önce bir insan olduğum bilincini taşıyarak…

Almanya ‘üçüncü cinsiyet’i tanıdı – mı?

Almanya’da yapılacak yasal değişiklikle doğum belgelerinde üçüncü cinsiyet kutucuğu yer alacak. Yasal değişiklik diğer hiç bir kimlik belgesini kapsamayacağı ve normalleştirme ameliyatlarını da yasaklamadığı için tüm interseks örgütleri bu değişikliği yetersiz bularak eleştiriyor hattâ karşısında tavır alıyor. BBC ise aşağıda paylaşacağımız bu haberinde hem pasaportlara da 3. cinsiyet kutucuğu ekleneceğini iddia ederek yanlış bilgi vermiş, hem hiç bir interseks bireyin görüşüne yer vermemiş hem de Almanya Üçüncü Cinsiyeti Tanıdı gibi bir başlıkla aslında intersekslerin eleştirdiği bir olayı çok olumlu, çok sevinçle karşılanan birşey gibi yansıtmış.

İnterseksüel Şalala adına yazıştığımız bir Alman interseks aktivistinin yorumu aynen şöyle oldu: 

This law will not change passports and will not ban “normalisation” surgery or discrimination against intersex people or educate people that intersex exists and that it is okay to be intersex. Doctors get to choose which babies receive the blank so it is only an option for doctors and not parents or the person themselves.

No intersex representative organisation wanted this law. Somebody in Germany came up with it and imposed it against the will of the intersex organisations – quite appalling.

Yani: “Bu yasa pasaportları değiştirmeyecek ve normalleştirme ameliyatlarını yasaklamayacak, interseks bireylere karşı ayrımcılığı engellemeyecek, toplumu intersekslerle ilgili bilgilendirmeyecek. Hangi bebeklerin 3. cinsiyet olarak kaydedileceğine ebeveynler ya da -yetişkin olduklarında- bireylerin kendileri değil sadece doktorlar karar verebilecek. 

Hiçbir interseks temsilcisi örgüt bu yasayı istemedi. Almanya’da birisi ortaya çıktı ve intersekslere rağmen bu yasayı yürürlüğe koydu.”

Aşağıda BBC Türkçenin 1Kasım 2013 tarihli ‘bizce’ eksik ve yanlış bilgi içeren haberini de sizlerle paylaşıyoruz.

Ayrıca haberin kendisi için ;   http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/11/131101_almanya_ucuncucins.shtml

Almanya ‘üçüncü cinsiyet’i tanıdı

Almanya, iki cinsiyetin özelliklerini de taşıyan bebekleri kadın ya da erkek yerine üçüncü cins olarak kaydeden ya da cinsiyetini belirlememeyi kabul eden ilk Avrupa ülkesi olacak.

Anne babaların da çocuklarının doğum belgelerindeki cinsiyet bölümünü boş bırakmaları mümkün olacak. Bu da pratikte kadın ya da erkek olarak tanımlanmamış yeni cinsiyet kategorilerinin yaratılması anlamına gelecek.

Almanya hükümeti bu adımla, anne babaları, iki cinsiyet özelliklerini de taşıyan bebekleri konusunda aceleyle bir karar vermekten kurtarmayı amaçlıyor.

Bu yazının devamını oku

Transgender Europe’dan Almanya yorumu

Uluslararsı 2. İnterseks Forumu katılımcıları

Uluslararsı 2. İnterseks Forumu katılımcıları

Almanya’da doğum belgelerinde cinsiyet hanesinde kız ve erkeğin yanı sıra boş bir kutucuk daha koyarak üçüncü bir seçenek verilmesine ilişkin yasa değişikliği İnterseks Örgütlerinin tepkisini çekiyor. Bu konuda eleştiri getirenlerden birisi de Transgender Europe örgütü oldu.

Örgütün açıklamasında yasal değişikliğin sadece interseks bebekleri kayıt altına almaya yani fişlemeye yarayacağına, yetişkinlikte kullanılan ehliyet, pasaport gibi kimlik belgelerinden cinsiyet hanesi kaldırılmadığı ya da üçüncü cinsiyet kutucuğu konmadığı için doğum belgelerindeki düzenlemenin intersekslerin lehine bir durum yaratmayacağına dikkat çekildi. Yetişkinlerin kullandığı kimlik belgelerinde boş cinsiyet kutucuğu getirilmediği için, doğum belgesindeki kaydın tehlikeli bir sır gibi gelecekte kişinin peşinden geleceği, dolayısıyla pek çok ebeveynin interseks bebeğini doğum belgesindeki üçüncü cinsiyet kutucuğuna kaydettirmeye çekineceği belirtiliyor. Uygulama sadece doğum belgeleriyle kısıtlı kalacağı için toplumsal algıda hiçbir değişiklik yaratmayacak. Bu nedenle yasal değişikliğin interseks çocuklara uygulanan normalleştirme ameliyatlarının durdurulmasına da katkı sağlamayacağı düşünülüyor çünkü yetişkin interseks bireylere yasal bir statü tanınmadığı için ebeveynler ve doktorlar çocuğun gelecekte toplum içinde yine kadın ya da erkek seçeneklerinden birinde yaşaması gerektiğini düşünerek ameliyatı göz önüne almaya devam edecek.

Öte yandan, Transgender Europe’un açıklamasında doğum belgeleriyle ilgili yasal değişiklik bir yana, Avrupa çapında transgender ve interseks bireylerin hala çözüm ihtiyacı çok daha acil sorunlarla boğuştuklarına da işaret edildi. Avrupa’nın 24 ülkesinde cinsiyet değiştirme ameliyatı olmak isteyen ya da ait olduğu cinsiyetin kimlik belgesini talep eden trans bireylere halen kısırlaştırılma ve psikiyatrik rapor alma şartı bulunması açıklamada çözülmesi gereken yasal sıkıntılardan biri olarak örnek verildi.

Anlaşılan, devletler bu tarz yasal değişikliklere giderken öncelikle o yasanın muhatabı olan toplum kesimini dinlemeli. Almanya İnterseksleri ilgilendiren bir yasayı intersekslere sormadan çalakalem yazınca ortaya böyle birşey çıkmış…

Açıklamanın orjinali için: http://tgeu.org/An_Option_that_is_no_option_Germanys_new_intersex_law