İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Monthly Archives: Haziran 2014

Bir kıvılcım çaktık ve o ateş artık kendi kendine yanabiliyor

İçim rahat… İstediğim buydu, bu blogu kurarken, diğer intersekslere ulaşmayı düşünürken amacım ve aklımdan geçen tam da buydu. Ben ne kahraman olmak istiyorum, ne öne çıkmak. Hayal ettiğim şey bu lolipopları interseks olmayan insanların ellerinde görebilmekti işte. İnterseksler için benden başka birilerinin birşeyler yaptığını görebilmek, başka interseks yoldaşlar da tanımaktı. Bu hafta İstanbul’da olamadım, interseks paneline ve onur yürüyüşüne katılamadım ama gururla ve huzurla doldum. Şerife ve Zeynep’in paneldeki herkesin keyif ve ilgiyle dinlediği konuşmaları, ardından onur yürüyüşü fotoğraflarında bu lolipopları görmek çok iyi geldi. Bir kıvılcım çaktık ve o ateş artık kendi kendine yanabiliyor.

Bilmezsiniz, daha bir kaç yıl önce lgbt camiada bile interseksin ne olduğundan bihaberdik, lgbt’nin “i”si yoktu, şimdi anaakım medyanın haberlerinde bile lgbt”i”yiz. Şu an kalabalık bir interseks hareketi yok belki, sadece intersekslerden müteşekkil bir örgütümüz yok, sıkıntılar asla bitmedi, daha alınacak çok yol var ama bir kaç yıl önceyle karşılaştırınca şu lolipoplar bile ay yüzeyinde yürümek kadar büyük iş aslında…

Teşekkürler bu güzel lolipopları hazırlayan tüm Lambda gönüllüleri, teşekkürler Ali, teşekkürler Şerife ve Zeynep ve tabii ki kalbimdeki en özel yere sahip olan, tanıdığım ilk interseks yoldaşım, sevdiğim, Evrim; varlığına şükürler olsun. Ve lolipopu gururla taşıyan canım Emre’m, içine doğduğum değil seçtiğim ailemden birisisin, teşekkürler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Reklamlar

“LGBT’ye İ eklenmesi bizim toplumdaki tek sesimiz oldu”

İstanbul LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks) Onur Haftası’nda interseks aktivistleri anlattı: “Benim ses tonum bu mu, bu! Bize yaratık muamelesi yapılmasın.”

interseks_paneli

Haber için Kaos GL’ye teşekkürler http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=16974

Cinsiyet yelpazesindeki çeşitliliğin bir utanç kaynağı olarak görülmesine karşı interseks aktivistleri dün gerçekleşen panelde kendi hikâyelerini anlattılar. Şerife ve Zeynep, görünürlük sıkıntısı yaşadıkları için yalnızca salondan çektiğimiz fotoğrafı paylaşıyoruz.

“Aileler ne istiyorsa bizi o kalıba sokuyorlar”

Şerife, köyde doğup büyümüş bir interseks. Kendisini “Köyde İnterseks Bir Çocuk Olmak” yazısından tanıyor olabilirsiniz. Ailelerin interseks çocuklarını bir yara gibi saklamaya çalıştıklarını söyleyen Şerife, zorunlu ameliyatlardan dem vuruyor:

“İnterseks çocuklar küçük yaşta doktorlara götürülüyor, neşterlerden geçiyor, zulüm… Cerrahî doktorlar acımasız. Bizim duygularımızı hiç bilmeden aileler ne istiyorsa bizi o kalıba sokmaya çalışıyorlar. Bu yazının devamını oku

Panel: Türkiye’de İnterseks Olmak

Görüntü

26 Haziran Perşembe – 15:00 – 16:50

LGBT Hareketine eklenen “İ” nin ne olduğunu merak edenler, bilip de daha fazlasını öğrenmek isteyenler, bu panelde Bilim camiasında hermafrodit, halk arasında çiftcinsiyetli, erdişi, hünsa gibi isimlerle adlandırılan, biyolojik cinsiyet farklılıkları ile doğmuş interseks bireylerin ailede ve toplumda yaşadıkları zorlukları, hayat hikayelerini ve örgütlenme mücadelelerini dinleyeceğiz.

Moderatör: Rosi Da

Konuşmacılar: Zeynep, Şerife

Yer: Cezayir Apartmanı

– See more at: http://tr.prideistanbul.org/events/panel-turkiyede-interseks-olmak/#sthash.HX8BKdSM.dpuf

Bir Söyleşi : Alanında Türkiye’nin en yetkin akademisyeni ile Transeksüellik , İnterseksüellik ve Türk tıbbının bu konudaki evrimi üzerine konuşulanlar

Öncellikle merhaba 🙂

       Biliyoruz uzun zamandan beri herhangi bir paylaşım yapmadık , hem kişisel meseleler hem de biraz üşengeçlik ve elimizde yeterli nüve olmamasından dolayı biraz arayı açtık ama çok sağlam olduğunu düşündüğümüz bir röportaj ile döndük. Röportajı T24 haber sitesinden Hazal Özvarış , Prof. Dr. Şahika Yüksel ile yapmış. Şahika Hanımın; cinsellik , cinsel psikoloji , cinsel kimlik ve cinsel yönelim konularında ne kadar önemli ve yetkin bir insan olduğunu , türk tıbbının bu konudaki gelişiminde çok önemli bir payı olduğunu hatta bir çok açıdan bir ilk olduğunu röportajı okuduğunuzda göreceksiniz. Röportaj temel olarak transseksüeller üzerine olsa da hep söylediğimiz gibi transseksüllere fiziksel ve ruhsal olarak en çok benzeyen ve yakın olan grup olarak interseksüelleri ve bu konuya merakı olanları da ilgilendiriyor. Zaten röportaj içerisinde sıklıkla interseksüel ifadesi de geçmekte. “İnterseks” sözcüğünün bile belli bir evrim süreci sonucunda artık tıp uzmanları tarafından kullanıldığını belirtmek gerek tıpkı “transseksüel” kelimesi gibi. 

     Röportajı okuduğunuzda yıllar öncesinde ve hâlâ,  transların ve intersekslerin toplumsal , çevresel ve ailevî açıdan nasıl zorluklarla karşılaştığını , bunun yanında  devletin saçma ve bilimsellikten uzak uygulamalarını ama yine de kör topal şekilde de olsa bu meselelerde yavaş yavaş olumlu gelişmeler yaşandığını göreceksiniz. Tabii ki bu ilerlemede Şahika Hoca gibi değerli insanların emeği ve payı büyük. Kendisine yıllar içindeki tüm çalışmalarından ve öncülük ettiği tüm gelişmelerden ve bunun yanında yeri geldiğinde kendisini de sorgulayarak kendisine de özeleştiriyle yaklaşmasından   ötürü çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca bir özel teşekkürü Sevgili Hazal Özvarış‘a da bir borç biliriz , yoğun gündem maddeleri arasında böyle görülmeyen, aslında görülmek istenmeyen önemli meselelere de eğildiği ve tanınırlığımıza, bilinirliğimize destek olduğu , sesimizi duyurduğu için…

Korkma, dinle, anla: Şahika Hoca transseksüelleri anlatıyor

“Bülent Abi.”

33 yıl önce ameliyat olmuş Bülent Ersoy’a ithafen kamuoyu önünde zaman zaman “yanlışlıkla” söylenen bu söz, Türkiye’nin tüketilemeyen magazin malzemelerinden biri. Bu haberleri okuyunca neredeyse bir refleks olarak yapılan kıkırdamayla cinayet arasında uzanan yolun ismi de transfobi.

Çoğunluğun ortaklaştığı bu fobi nedeniyle, kasten öldürmenin cezası müebbet hapisken öldürülen kişi transsa katilin şu iki cümleden birini söylemesi hakimlerin ceza indirimi vermesi için yeterli olabiliyor:

“Kadın sanmıştım.”

“Bana ters ilişki teklif etti!”

Böylece “serde erkeklik olduğu” söylenen hakim, muhtemelen hemcinsi olan katile “haksız tahrik” yapıldığına kanaat getiriyor ve Türkiye’nin bir Avrupa birinciliğini daha elinde tutması garantileniyor.

Sadece mahkeme salonunda değil, devletin izini bıraktığı her alanda yaşadıkları nefret, saldırı ve cinayetler nedeniyle 16-22 Haziran arasında yapılacak Trans Onur Haftası’nın teması “Faili Devlet.”

Gazetelere yansımayan ya da popüler programlarda konuşulmayan transların Türkiye’sini öğrenmek için Prof. Şahika Yüksel’i ziyaret ettik.

Prof. Dr. Şahika Yüksel

Yüksel’in 40 yılı aşkın kariyeri, Türkiye’nin hukuk ve sağlık alanında translara bakışına da mim koyuyor.

Meslektaşları transseksüelleri geri çevirirken farklı bir yol seçen Şahika Yüksel, doçent olduktan sonra, 1985’te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gelen transseksüellerle görüşmeye başladı. İlkeleri yurt dışındaki meslektaşlarına danışarak öğrenen Yüksel, transseksüelliğin ameliyattan ibaret olmadığını, sürece bakımı da katarak gösterdi. 80’li yılların sonunda grup tedavisine başlayan Yüksel, çok geçmeden Anadolu’dan transseksüellerin kapısını çaldığı isim oldu.

Geçen sene emekliliğini isteyen Yüksel, İstanbul Psikososyal Travma Birimi’nin kurucu başkanı, Cinsel Eğitim, Tedavi, Araştırma Derneği’nin (CETAD) kurucu üyesi ve eski Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı olmanın yanı sıra Mor Çatı Sığınağı Vakfı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın da kurucu üyelerinden.

1970’lerden 2010’lara uzanan deneyimleri alternatif bir tarihi de barındıran Şahika Yüksel’in T24’ün sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

1970’lerde cinsiyet değiştirme  ameliyatları nasıl yapılıyordu?

– LGBTİ sizin hayatınıza nasıl girdi?

Psikiyatriye 1972 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü’nde başladığım Türkiye’de gerek cinsellik, gerek cinsel sorunlara akademik alanda ilgi varsa bile örtülü idi. Dolayısıyla, bu konularda bilgisiz öğrencilerdik. Dünyada da cinsel tedavilerin yeni geliştiği bir devreydi. Gey ve lezbiyenleri 1968 hareketiyle duymaya başlamıştık. Ama o devrede ruh sağlığı ve sorunların hepsi benim için yeni idi. LGBT’lerle ilgilendiğimi hatırlamıyorum. Cinsel yönelim, cinsel kimlik değiştirme pek bilinen şeyler değildi. Ana akım içinde de, marjinalde de yoktu. İlk hatırladığım şey 1970’lerin sonunda Türkiye’de çok önemli bir estetik cerrahı olan Prof. Ali Nihat Mındıkoğlu. Cinsiyet değiştirme ameliyatları yapıyordu ama o sırada bu ameliyatların hangi ilkelerle, kimlere yapıldığı konularında netlik yoktu.

‘Uğur Dündar’ın programından sonra  üniversiteler translara kapıları kapadı’

– 1970’lerde “Ben cinsiyet değiştirmek istiyorum” diyen biri, parası da varsa, Mındıkoğlu’na gidip ameliyat olabiliyor muydu?

Bir piskiyatrist rapor veriyordu, ancak henüz ilkeler netleşmemişti. Ameliyata talip olanların tümü kendilerinin ne olduğunu bilen ve dönüşüme hazır kişiler değildi, aralarında muhtemelen eşcinseller de vardı. Uğur Dündar, Mındıkoğlu ile bir program yaptı. Ameliyatlardan bahsederken televizyon yayınına “Benim hayatımı mahvettin” diyen, Mındıkoğlu tarafından ameliyat olmuş bir kişi girdi. Bundan sonra Mındıkoğlu tıp camiasından dışlandı. Üniversitede öğretim üyesi olan Mındıkoğlu olayından sonra resmi bir karar olmasa da Türkiye çapında bu ameliyatlar uygun olmayan yerlerde, gizli yapılmaya başlandı. Çok zor ameliyatları yapabilen üniversiteler transseküellere kapıları kapamıştı. 1985’te transseksüellere görüşmeye başlayana kadar bu konuda konuşan tek hocam Prof. Metin Özek olmuştu.

1980 sonrasında ‘duvar’ ameliyatları

– Darbe dönemi ameliyatları nasıl etkiledi?

Bazı transseksüeller Eskişehir’e sürgün edilirken özellikle eğlence sektöründe çalışan erkeklere çok ağır baskı, işkence yapılıyor ve çalışmaları engelleniyordu. Bu devrede translara, heteroseksüel olmayanlara artan baskılar nedeniyle ameliyat olması gerekmeyen eşcinsel olan bazı kişilere duvar adı verilen bir ameliyat yapılmaya başlandı.

– Nedir “duvar”?

Daha çok Beyoğlu’ndaki eğlence sektöründe çalışan eşcinsel kişiler polis tarafından hoş görülmüyor ve iş yerleri de zarar görüyordu. O kişileri kadın gibi göstermek için penislerinin kesildiği bir ameliyat yapılıyordu.

– Yerine vajina yapılmıyor muydu?

Yapılmıyordu çünkü o insanların vajinaya ihtiyacı yoktu, erkeklerdi zaten. İnsanlar da hayatta kalabilmek için bu korkunç ameliyatı yapmak zorunda kaldılar. Nokta’da bu konu kahramanları ile röportajlar yayınlandı.

‘Transseksüeller hastanede istenmeyen gruptu’

– Hastaneler yerine merdiven altı diye tabir edilen yerlerde mi yapıldı bu “duvarlar”? Tıbbi sorun yaşatan doktorlar şikayet edilebildi mi?

O ameliyatlar kayıt altına alınmadıkları için enfeksiyon ve kayıplara ilişkin hiçbir hak iddia edemiyorlardı. Üstelik çok daha fazla para ödüyorlardı. Bu dönem cinsel kimlik ile cinsel yönelim arasındaki fark bilinmiyordu, ilgilenilmiyordu da. Birçok solcu grup da “devrimden sonraya kalacak” konulardan biri olarak gördüğü için ilgilenmiyordu. Ben de o dönem doçent oldum, kendi hastalarımı görmeye başladım ve transseksüeller de gelmeye başladı.

– Neden siz gördünüz?

Kimsenin istemediği bir gruptu, bense istiyordum. Ne yapılacağı bilinmeyen vakalara açıktım. İngiltere’de, o zamanlar çok yeni olan davranış psikoterapisi de öğrenmiştim, muhtemelen bu nedenle de genç arkadaşlar bana yolluyordu. Bu yazının devamını oku