İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Category Archives: Misafir yazı

Merhaba

Yazar: EREN 

c7a4149ffad4cc0f98ca218819e50c58

28 yaşını geride bırakmaya yaklaştığım şu günlerde geçmişimle ve kendimle barışma sürecimin getirdiği güzellikleri yaşıyorum bu aralar.

23 veya 24 sene önce yavaş yavaş beliren cinsiyet kavramlarına kıl olmaya başlamıştım aslında ama yine de o anlamsızlığı çok da takıyor değildim. Almanya’dan gelen kuzenler üstsüz evde koştururken benim bunları yapamayacağım söylenmişti, bu baya üzmüştü o zamanlarda. Gizli gizli top oynamak, bacakları dikip oturamamak, annemin bana küpe takma çabaları arasında yaşta ilerlerken sanıyordum ki kız denilen kesimin genel özelliği erkeklere özenmek ve onlar gibi olmak istemek. Ben de bu kesimden biriydim ve hatta daha asi sayılırdım, saçlarımı mantar kestirebiliyordum, annemin taktığı tacı bir sure sona çıkartabiliyordum, direniyordum.

Sanırım 21 sene önceydi, Bülent Ersoy’un cinsiyet değiştirdiğini öğrendiğimde havalara uçmuş ve hemen kuzenime söylemiştim; Ben de cinsiyet değiştireceğim büyüyünce. O annesine yani teyzeme söylemişti, teyzem de anneme. Annem sanırım transfobikti o zamanlar?, güzel dayak yemiştim.

16 sene önceydi, küçük mahallemdeki iki kız arkadaşımdan birinin kocası birinin de metresi olarak oynadığım evciliklerin son dönemleriydi.Yavaş yavaş ailenin kadınları “kıza dönüşme” öncesi belli ritüellere başlamıştı. Annem İpek Ongun kitabı alıyor, benden yaşça büyük kuzenim genç kızlık deneyimi içeren eğitim kitabını bana verip anlatıyordu. Bir keresinde bunların etkisiyle rüyamda kanamam olduğunu görmüş, ya gerçekse diye saatlerce yataktan kalkamamıştım.

15 sene once işler beklenildiği gibi gitmemeye başladı. Spor yaptığım için çoğunu kamufle edebileceğimiz değişimler başlamıştı. Ben tabi farkında olmadan mahallede top peşinde koştururken annem dehşetle boyumun birden bire uzamasını, sesimin kalınlaşmasını ve hiç göğüs gelişimimin olmamasını gözlemliyordu. Sonra bir gün hastaneye gideceğimiz söylendi… Şikayetimiz; adet görmeme – boyda aşırı uzama – ses kalınlaşması.

Ben hayatımdan memnundum fakat annem fazlasıyla dert edinmiş kendine. 3,5 yıl sürecek hastane serüveni böyle başladı. Doktor doktor koştururken bir yandan süngerli sütyen falan alıyordu annem. Makyaj malzemesi bile aldı.Tanı konulamayan ve testlerle dolu bu üç buçuk yılın sonunda basit bir ultrasonla kasıklarımda testis olduğunu farkettiler. Sonradan yanlış olduğunu öğrendiğim o zamanki tanı Testiküler Feminizasyon’du

Tabi işin güzel yanı bu süre içinde kendi ürettiğim testesteronla ergenliğimi tamamlıyordum. Sonradan testesteron sayesinde olduğunu anladığım bir dünya başarı elde etmiştim sporda. Sonra bir yaz günü “bu testisler çocuğu kanser yapar, hemen alıp östrojene başlayalım” dediler

Ve testislerimi aldılar. Soran olursa kasık fıtığı ameliyatı diyecektim. Bu anlarda bana psikologa götürülmem söylendi ama hastaneden kaçmam gerekiyordu ve hep reddettim. Doktorlar ailemin ve stajer çekirgelerinin yanında kadınlardan mı erkeklerden mi hoşlandığımı sordu. Bunu belirleyici sanıyorlardı sanırım. İçimdeki hormonun ve ergenliğin getirisiyle stajerin göğüs dekoltesine bakarken erkeklerden hoşlanıyorum dedim. Cinsiyet değişikliği teklif edildi ama tek sosyal hayatım spor çevrem ve yarışmalardan oluşuyorken sonrasında ne yapacağımı bilemedim. Erkek olarak spora devam edemezdim. Kaldı ki annem çok fazla ağlıyordu, daha fazla üzülmelerini istemezdim. Hayır dedim. Belki de böylesi daha iyi oldu, o yaşta ve küçük bir şehirde bu değişimi yaşamak daha farklı travmalara sebep olabilirdi.

Elime de Estraderm verdiler ilaç niyetine. Tam olarak ne olduğunu anlayana kadar iki buçuk yıl kullandım östrojeni. Vajina kısmına bir operasyon yapılacaktı fakat daha erken, evleneceği zaman yaptırırsınız demiş doktor (sağolsun). Sonradan annemden öğrendiğime gore göğüs kısmına da protez önermişler. Neyseki (!) hormon görevini yerine getirdi de biraz göğüsler oluşmaya başladı.

Sonra sessiz dönemler başladı. Ailemin yanındayken özellikle garip bakışları göğüslemek daha da zordu. Ben alışmıştım sıkıntı yoktu fakat onların üzülmesini istemiyordum. Kabullenmiş hayatına devam eden bir genç olarak annemin de iteklemesiyle üniversiteyi kazandım. Benim görmediğim koruyucu bir kalkan olarak çalışmış annem, kendi ayaklarım üstünde durabilmem için seçtiğim mesleği bile o sevdirmiş.Annem, haksız rekabetten dopingli sayılan sporcuların haberlerini okudukça spor hayatımın da yavaş yavaş bitmesi gerektiğini biliyordu. Sağolsun östrojen yavaş yavaş kilo aldırmaya başlamıştı ve giderek güçsüz hissetmeye başlamıştım. Gülle ve Disk atıyordum ve bu sporda Dünya çapında derece beklenen bir sporcuyken, kötü atışlar yapmaya ve eski derecelerime ulaşamamaya başladım. Kendiliğinden bitti spor.

Kadınlardan hoşlanıyordum, üniversitede butch kavramını yakalayıp sahiplenmiştim. Mis gibi eşcinseldim işte. Başka bir tanıma ihtiyaç duymuyordum. 8 ay öncesine kadar da o şekilde yaşadım. En yakınımdan bile interseks kimliğimi saklayıp hayatıma devam ediyordum.Trans kimliğimden ise haberim bile yoktu. Uzak durmak daha iyi gibiydi, yeniden hastanelerde koşturmak, aileye bunu açıklamak, çevremi adapte edebilmek yerine olduğum gibi yaşamak daha kolaydı.

Sonra bir kırılma noktası yaşayıp senaryoyu mutlu sona çevirmeye başladım. İnterseks ve Trans Erkek olarak açıldım önce kendime, sonra çevreme ve aileme.

Ailem bu duruma benden daha çok sevindi sanırım, tabuya dönen ailede kimsenin bahsetmediği konuları döktük birbirimize. Şu an süre giden bir cinsiyet geçiş sürecinin içinde yoluma devam ediyorum ve bana konması gereken tanının aslında Testiküler Feminizasyon değil de 5 Alfa Redüktaz Eksikliği olduğunu öğrendim. Onu daha bi benimsedim doğrusu. Anne karnında 46 xy karyotipinde biyolojik bir erkek olarak gelişirken enzim eksikliği sonucu testosteron, dihidrotestesterona dönüşememiş ve dış genitaller dişi yönünde gelişip piyasaya sunulmuşum. Sağolsun o enzimin eksikliğinde sıkılmaya fırsat bulamadığım garip ve ilginç bir hayatım oldu.

Aslında daha detaylı bir yazı yazmayı planlıyorum fakat o günlere dair çok şey olmadığını farkettim hafızamda. Lisede mantık dersindeyken işini iyi yapan bir öğretmenimiz sınıfa yaşadığımız kötü şeyleri unutacağımız bir seans düzenlemişti. Herkes gözlerini kapatıp, unutmak isteyeceği şeyleri bir kağıda yazdığını hayal ediyordu. Sonra o kağıdı buruşturup uzay boşluğuna fırlatmıştık hayalimizde. Bütün hastane süreçlerim, doktor görüşmelerim, ameliyat anı ve sonrası da o yolculuktaydı.

Onur haftasında bir ilk: İnterseks paneli

İnterseks olgusuyla ilgili bir şeyler yapmaya başladığımız andan beri yanımızda olan ve çeşitli şekillerde bize destek olan LGBTİ hareketi içindeki değerli aktivistlerden sevgili İmge Oranlı’nın onur haftası kapsamında yapılan interseks paneline dair izlenimlerini sizle paylaşmak istiyoruz. Desteklerinden ötürü kendisine teşekkür ederiz. Yanımızda olduğunu bilmek mutluluk veriyor.

 

İnterseksler vardır

İmge Oranlı

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen 22. Onur Haftası etkinliklerinin en heyecan verici panellerinden biri 26 Haziran Perşembe günü Cezayir Salonu’nda gerçekleştirilen “Türkiye’de İnterseks Olmak” idi. Bu panel, Türkiyeli interseksler tarafından Onur Haftası kapsamında yapılan ilk Türkçe etkinlik olma özelliğini taşıyordu. İnterseksüelliğin görünürlüğü açısından Onur Haftası’nda bu panelin yanısıra, Lambdaİstanbul’un hazırladığı lolipoplar da önemli bir yere sahipti: Bu sene ilk kez Lambdaİstanbul’un hazırladığı lolipoplar içinde “interseksler vardır” sloganı da vardı. Yürüyüşe gelen birçok kişinin dahi interseksin ne olduğunu tam olarak bilmediğini varsayarsak lolipoplardaki insterseks sloganının insanları meraka sevk etmesi muhtemel. İlk defa bu yıl Onur Haftası duyurularında ve programında ‘İ’ harfi ‘LGBT’nin sonuna eklendi. Bugüne dek interseks aktivistlerinin yürüyüşlerde kullandıkları kendi hazırladıkları 3-5 döviz dışında ve Arjantinli trans-interseks aktivist Mauro Cabral’ın yaptığı konuşma dışında interseks LGBT hareket içinde yeterince görünürlüğe sahip değildi. Neticede, bu senenin Onur Haftası interseks görünürlüğü açısından geçtiğimiz senelere fark attı desek yanlış olmaz ve bu durum Türkiyeli interseks hareketi açısından çok önemli bir kazanımdır.
Bu yazının devamını oku

İSTİRİDYEDEKİ İNCİ

Misafir Yazı : İNCİ

Bir gün odamı düzenlerken rastladım ablamın hastane dosyalarına…

İçinde bilmediğim onlarca tıbbi terim, bilmediğim terminoloji…

İçlerinde tek anladığım test sonuçlarında 46 xy imiş…

Evet evet bunu ortaokulda fenbilgisi dersinde öğrenmiştik;

Dişilerde xx, erkeklerde xy kromozomu varmış…

Peki, ablam bir dişiyse niçin test sonuçları xy? Yoksa? Kafamı kurcalayan onlarca soru… Hemen dosyaları yatağımın altına olduğu yere istifleyip oturup düşündüm sadece aklımdaki şüphelere…

16 yaşıma geldim ve hala diğer kızlar gibi regl olmadım. Bedenim değişiyor, kıllanmalar başlıyor, genital bölgemde değişmeler gözleniyor,  ayaklarım şimdiden büyük numaraysa ilerde ne olur diye düşünüyorum… Ve sesim; küçükken kendi uydurduğum şarkıları sokakta bağıra çağıra söylemek isteyen sesime bir çekingenlik geliyor… Neden mi? Artık sesim bir erkek sesini andırıyor… Olamaz ben böyle düşünmüyordum ergenliği, güzel aşkların yaşandığı bir mevsim gibi algılıyorum hep bu yaşları, çocuksu saf aşkların yaşandığı ilkbaharlar… Okulda sınıf listesinde kız mı erkek mi bölümüne erkek yazmışlar yanlışlıkla. Düzeltmeye gidiyorum ama ileriki zamanlarda düzeltilmediğini görüp vazgeçiyorum önemsiz olduğunu düşünüp. Ve bir arkadaşım rencide ediyor beni sınıfın ortasında; traş mı oluyorsun sen diye. Ne diyeceğimi şaşırıyorum. Tüylenme problemim var deyip geçiştiriyorum…

Ve hastane yolunu tutuyoruz ablamla… Kader arkadaşımla… Dar hastane koridorlarında uzun bekleyişler içinde endişeli bir bekleyişler. Önce kalp doktoruna gidiliyor acaba nefes alıp verme problemimin altında kalp mi var diye.. bir şey yokmuş bizi psikiyatri servisine yönlendiriyor, psikolojik olabileceği şüphesiyle… bu arada çocuk doktoruna muayene oluyorum. Psikiyatride regl olmadığımı açıklayınca kadın doğuma gönderiliyorum. ilk defa birileri apış aramı görüyor(çocuk doktoru ve kadın doğumcu)… Utanıyorum, doktor olmasına rağmen… Kimseye açıklayamadığım halimi görüyorlar…

Ve psikiyatri servisinde endokrin doktorumla tanışıyorum şirin mi şirin bir doktor.

Her türlü testler yapılıyor; bütün bölümlere ve genetiğe de gidip test sonuçlarımızı alıyoruz. Ve sonuç: 46xy… Anlam veremiyorum bir anda.orada 3 teyzemin ve iki kuzeniminde 46 xy olduğunu öğreniyorum ablam özgeçmiş bilgisini verirken doktorlara.. Ablam sessiz kalıyor bana karşı, ben merak ediyorum acaba içinde neler yaşıyor?

O gün psikiyatride randevumuz da var, gidiyoruz görüşmeye ablamla. Önce ablam görüşüyor. Sonra ben. Sonuçları ablama veriyorum ama kabul etmiyor sende kalsın diyor. Ben anlamıyorum ilk başta.. Meğer görüşmedeki konumuz test sonuçlarıymış. Bana sorulan anlam veremediğim ilk soru; “Hemcinslerine karşı bir şey hissediyor musun?” neyse ki görüşme uzun sürmüyor çıkıp eve geliyoruz, babamla ve annemle paylaşılıyor test sonuçları, evdeki diğer kardeşlerimden habersiz. O gün evde ne oldu hatırlayamıyorum benim için sıradan bir gündü çünkü.

Hastaneye gidip gelmelerimiz devam ediyor… psikiyatri servisinde gözlem altındayım, bipolar duygu durum bozukluğu varmış; tedavi görüyorum.liseyi dondurup hastane yollarında mekik dokuyorum.. Her şeyin tuzu biberi bipolar. Rahatlamalar başlıyor sonra, birazcık olsun kendime geliyorum aldığım antipsikotik ilaçlarla ve hormon ilaçlarıyla yavaş yavaş eski kız kimliğime dönüyorum.. Ama ben hala doktorlar beni tedavi edecek ve regl olacağım ilerde de anne olma şansım olacak diye düşünüyorum… Sonra elime geçince hasta dosyam açıp okuyorum bir gün hastane kapısında. Radyoloji sonuçlarım gözüme çarpıyor: “uterus ve overler izlenemedi” işte o zaman yıkılıyorum bir anda. Tüm hayallerim suya düşüyor. Aylar sonra kafama dank ediyor her şey… İçimde fırtınalar kopuyor, travmatik etkiler yaratıyor bende. Ve hastaneye gidip gelmeler, geceleri kasığımdaki ağrılar yüzünden uyanmalarla devam ediyor her şey. Sonunda ameliyat oluyorum kasığımdaki inmemiş testisler alınıyor ilerde kanser yapma riski olduğu gerekçesiyle. O arada ben internetten araştırmalar yapıyorum, ne demek 46 xy olmak diye. Meğer ben bir interseksmişim. Aylarca kız ya da erkek miyim soruları kafamı kurcalıyor… Ve işte o kelime (interseks) imdadıma yetişiyor. Beni tanımlayan, içimi rahatlatan güzel bir kelime diye düşünüyorum.

Ve başlıyor içimdeki interseks sevdası. Evet, ben bir interseksim bir istiridyenin hermafrodit olduğu gibi. Küçümsemeyin istiridyeleri içlerinde ne güzel inciler taşırlar… İçimde yaşadığım fırtınalardı bendeki inciler, kimse o fırtınalarda yaşayamadığı içindi benim için bu incinin kıymeti…

Şimdi ise ben lisedeki o zorlu yıllarımı biraz olsun atlattım ve üniversiteyi kazanıyorum iki yıl gecikmeyle. Yeni inciler bulma umuduyla interseks aktivizmine destek veriyorum şimdilerde. içindeki fırtınaları susturabilmiş bir interseks olarak herşeyden önce bir insan olduğum bilincini taşıyarak…

Köyde interseks bir çocuk olmak

12go51wh3Yazar: Şerife

Anadolu’da, Türkiye’nin herhangi bir köyünde interseks olmak nasıl bir şey bilir misiniz? Ben bilirim o acıları, lakaplar takılan bir çocuk olmayı, bir anneye sorulduğunda çektiği ahı. Bir zamanlar hiç Türkçe bilmeyen benden dinleyin.

Sanırım 5 veya 6 yaşındaydım, köyün bir kaç kadını ve annemin beni tutup zorla yatırarak, ağlamalarım ve feryat figan çığlıklarım arasında birer doktor edasıyla apış arama bakıp ellediklerini, yorumlar yaptıklarını hatırlıyorum. “Bak şurada yeri belli. Açarlar Allah’ın izniyle” diyerek anneme teselli veriyorlardı. Annem de “Amin. İnşallah” diyerek minnettarlıkla katılıyordu onlara.

İlk defa bir parçamın öcü olduğunu, kötü olduğunu algılıyordum, zihnimle o bölgem arasında iletişim başlamıştı. Günlerce yaşlılardan korkarak uzak durdum. 1978 ilkbaharı. Bu yazının devamını oku