İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Tag Archives: doktor

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği “Free&Equal” çalışması sonuç bildirgesi

SONUÇ BİLDİRGESİ

*Aşağıdaki metin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’nin bildiri metnidir.

Çeviri: Evrim Bal

United_nations_flagİNTERSEKS

 İnterseks Ne Demektir ?

İnterseks insanlar ; genital organlar , kromozom yapısı, gonadlar  vb. açısından tipik dişi ve erkek  özelliklerini tam olarak göstermeyen cinsiyet karakteristiğiyle doğan insanlardır.

İnterseks kelimesi doğuştan gelen ve çok çeşitli farklı bedensel varyasyonları tanımlamak için kullanılan ortak şemsiye bir  terim ve tanımlamadır.

Bazı durumlarda interseks durumu doğuş anında farkedilebilir ama bazı durumlarda ise ergenliğe kadar anlaşılamayabilir.

Bazı kromozomal interseks varyasyonları (çeşitleri)  ise fiziksel olarak görülemeyebilir(anlaşılamayabilir).

Uzmanlara göre ,  nüfusun % 0.05’i ila % 1.7’si arası birey interseks özellikleriyle doğmaktadır. Bu rakamın oransal olarak  kızıl saçlı doğanlarla benzer olduğu tespit edilmiştir.ohchr-logo

İnterseks olmak , o kişinin biyolojik cinsiyet karakteristiğiyle ilişkilidir. Ancak o kişinin cinsel oryantasyonundan(yöneliminden) ve cinsiyet kimliğinden bağımsız bir olgudur. İnterseks bir kişi heteroseksüel(düz cinsel) , eşcinsel (gay veya lezbiyen) ,biseksüel veya aseksüel olabilir. Ve kendini kadın veya erkek veya her ikisi birden olarak tanımlayabilir. Ya da hiç birisi olarak tanımlamaz. Bu , o kişinin tercihidir.

Intersex_flag.svgBedenleri çoğunluktan farklı görünebildiği için interseks çocuklar veya interseks yetişkinler genellikle yaftalamaya veya dışlanmaya , küçük düşürülmeye maruz kalabilmektedirler. Ayrıca sağlık haklarından faydalanamama veya bedensel bütünlüklerine yönelik ihlâller gibi durumları içeren  çok çeşitli insan hakları ihlâllerine maruz kalabilmektedirler. Zoraki yapılan ilaç tedavileri ve bedensel eziyetlere maruz kalabilmekte ve ayrımcılığa uğrayarak eşitlik hakkından faydalanamayabilmektedirler. Bu yazının devamını oku

Reklamlar

Oprah Winfrey Show: İnterseks’lere Işık Tutmak -2-

Tekrar Merhaba. Oprah Winfrey Show’a çıkan Amerikalı İnterseks’lerin röportajlarına kaldığımız yerden  devam ediyoruz. Sırada tanınmış interseks aktivistlerden Hida Viloria var.
Şimdi ona kulak verelim ;

Hida büyürken kendini hep farklı hissetmiş. Bunu şöyle belirtiyor : ” Diğer kızlardan hep daha agresiftim. Bir oyunu kızlar gibi ‘mahsusçuktan’ değil gerçekten oynardım ve daha çok oğlanlar gibi bitirirdim.”
Hida 27 yaşındayken intersekslerle ilgili bir makale okumuş ve farketmişki orada anlatılan hikayeler ve insanlar aynı ona benziyor. Fakat onun durumu bir önceki paylaşımda anlatılan Katie’den daha farklı. Hida aynı bir kadın gibi 2 X kromozomuna sahip. Yani XX  ; katie’den farklı olarak. (hatırlarsanız Katie XY kromozomuna sahipti aynı bir erkek gibi).Hida XX kromozomuna sahip dolayısıyla bedeni biyolojik olarak kadın. Ancak onun vücudu bir kadının bedeninin üretmesi gerekenden çok çok daha fazla testosteron hormonu üretiyor. Bu da onun erkeksi halinin ve hareketlerinin nedenini teşkil ediyor. Şöyle diyor Hida : ” Benim klitorisim, klitoristen daha çok küçük bir penisi andırıyor.
    Ama gel gelelim ki , Hida erkek olarak tanımlanabilecekken aslında hiç  erkek   olmayı düşünmemiş. “Aslına bakarsanız tam da gerçek bir erkekfatma (ing:Tomboy) değildim bence. Başka bir sürü interseks olmadığını bildiğim ‘normal’ kızlar benden daha çok ‘erkekfatma’ gibi takılıyorlardı. Örneğin ben büyürken hiç erkek kıyafetleri giymedim. Katolik okuluna gidiyordum ve üniforma giyiyordum. Dolayısıyla etekle bir problemim yoktu.”
Günümüzde ise Hida farklı zaman ve durumlarda bazen ‘daha fazla kadınsı’ bazen de ‘daha fazla erkeksi’ gibi hissettiğini ve göründüğünü söylüyor.
Hida doğduğunda doktorlar onun büyükçene klitorisini küçültmek için operasyon yapma talebinde bulunmuşlar ailesinden. Fakat buna kendisi de Kolombiya’lı bir doktor olan babası karşı çıkmış.

Şöyle diyor : ” Babam diğer bir çok ebeveynden daha bilgili ve bilinçliydi bu konularda. Ve eğer ben sağlıklıysam ve herşey fonksiyonunu normal şekilde yerine getiriyorsa neden ameliyat ediliyordum  ki ? Bu apaçık gereksiz bir ameliyattı kızı yani benim için. Herkes bilir ki eğer bir kişiye ameliyatsız yollardan da yarım edebiliyorsanız , ameliyat yapmayı ilk tercih olarak düşünmemelisiniz. Ve özellikle söz konusu kişi bir bebekse !
Hida sözlerine şöyle devam ediyor : “Benim interseks bedenimle barışık olmamın sebebinin bir tanesi de herhangi bir cinsiyet seçmek için kendimde herhangi bir ihtiyaç hissetmedim ve hiç baskı görmedim… Toplum size ‘tarafınızı seçmeniz için psikolojik bir baskı yapıyor aynı karışık ırktan(melez) insanlara herhangi bir tarafı seçmesi yönünde baskı yaptığı gibi. Örneğin Tiger Woods’a da böyle bir zorlama yapmışlardı. ‘sen gerçek bir siyah mısın yoksa bir Beyaz mısın ‘ diye. O da ben ikisi birdenim. Bunun hakkında size yalan söylemeyeceğim veya inkar etmeyeceğim ya da saklamayacağım. Ben ‘ikisi birden’im. diye cevap vermişti. Ben de aynı Tiger gibi düşünüyorum.
Hida sözlerini şöyle sonlandırıyor : ” İnterseks olmaktan dolayı çok mutluyum ve kendimle barışığım. Hiç bir operasyon geçirmedim ve hiç hormon tedavisi görmedim. Kendimle ilgili hiç bir şeyi değiştiremezdim.”

 

İnterseksüellik Üzerine Bir Röportaj ve “Takıldıklarımız”

Bir soru : Doğa Ana’ nın (inancınıza göre buraya Tanrı gibi başka bir özne de koyabilirsiniz) bize doğuştan verdiği kimlikler bir kusur mudur ? 

Aşağıda sizinle paylaşmak istediğimiz röportaj 2006 yılında Hürriyet gazetesinde yayımlanmış. İnterseksüellik üzerine internette rutin aramalar ve kontroller yapıp yeri geldikçe sizlerle paylaşıyoruz. Ama tabii internet ortamı uçsuz bucaksız bir okyanus gibi olduğu için bazen bizim gözümüzden böyle yazıların kaçtığı olabiliyor. Cumhuriyet gazetesindeki röportajımızdan sonra röportajı yapan arkadaşımıza aşağıdaki okuyacağınız röportajı yapan İstanbul Üniversitesi Çocuk Cerrahisi’nden Prof. Dr. Hüseyin Özbey mail atarak ulaşmış ve kendilerinden bahsetmiş. Biz de bu sayede kendilerinden haberdar olmuş olduk. Ve ilk yaptığımız şey hemen bu konu hakkındaki  “tıbbi içerikli” sitelerini incelemek oldu. Tabii ki biz  onlar kadar işin tıbbi , teknik ,bilimsel yanına vâkıf değiliz. Ve böyle bir şeyi iddia etmiyoruz. Ayrıca kendilerine bu blogun bir yazarı olarak saygım sonsuz. Ancak biz bizzat interseksler olarak (haliyle) işin tıbbî yönünden daha çok sosyal boyutuyla ilgiliyiz.  Ve bizim durumumuzla ilgili olarak tıp camiasının bunu bir “bozukluk” ( ingilizcesiyle disorder) olarak tanımlanmasına karşı çıkıyoruz. Biz bu durumun “doğa ana”nın bize sunduğu “çeşitliliğin” bir parçası olduğuna ve herkesin “cinsiyet skalasında” ayrı noktalarda durduğuna inanıyoruz. Erkek ve kadın olmanın ” tam , kesin, net ve tek doğru , normal “ ve bunun dışında kalan cinsiyet kimliklerinin de “bozukluk “olarak adlandırılmasından oldukça rahatsızlık duyuyoruz. Bu bakış açısıyla transeksüellik gibi cinsel kimlikler veya lezbiyen’lik ve gay’lik gibi cinsel yönelimlerin de bozukluk ve hastalık olarak tanımlanabileceğini ve bunun da artık çok gerilerde bırakılmış bir yanlış olduğunu düşünüyoruz. Sonuçta “normal” kime göre , neye göre “normal” ? Bu Normları kim belirliyor ? Bu belirlenen normlara neden koşulsuz hepimiz uymak ve kendimizi bu kalıplara sokmak zorundayız veya daha önemlisi zorunda mıyız ? Bunların bizim sorguladığımız kadar en az sizlerin yani interseks olmayanlar ve kendini “normal” görenler tarafından  da sorgulanması  gerektiğine inanıyor ve tavsiye ediyoruz. . Eğer tüm farklı genetik varyasyonları , yönelimleri durumları vs. hastalık veya bozukluk olarak kabul edeceksek o zaman interseksliği de edelim.Sonuçta hiç kimse “mükemmel” değil. “süper kusursuz insan” yok. Herkes farklı genetik bir öyküyle  , genetik bir yükle doğuyor.  Genetik özelliklerimiz bizi ve kim olduğumuzu belirliyor. İşte biz de genetiklerimizin ve diğer bir çok faktörün belirlediği “biziz”.Biz interseks bireyleriz. Biz hasta değiliz. Biz sizlerin tanımladığı gibi “bozuk” değiliz. Biz buyuz. Tarih boyunca var olduk. Adımıza efsaneler oluştu bu topraklarda. Ve insanlık var olduğu sürece de olmaya da devam edeceğiz. Çünkü biz doğa ananın sunduğu ,ortaya koyduğu çeşitlilik içinde varız. Politik alanda olduğu gibi sosyal alanda da çoğulculuğu benimsemenizi tavsiye ederiz naçizâne diyerek aşağıdaki röportajı aydınlatıcı olduğuna inanarak sizlerle paylaşmak istedik. Röportajın içinde, blogumuzda bahsi geçen ve interseks bireylerin izni alınmadan yapılan kozmetik “düzeltici” (!) ameliyatlara karşı artık dünya çapında karşı seslerin yükseldiğinin bahsedilmiş olmasından da memnuniyet duymaktayız.  Bu yukardaki uzun girizgâhı röportajın içinde ve yazının sonunda adresi verilen derneğin sitesinde bazen bizi rahatsız edebilen “dil” (*metin içinde geçen hastalık , bozukluk , kusur gibi tanımlar gibi) nedeniyle yapma gereği duyduk.

Sayın Hüseyin Özbey‘e de halkı bilgilendirdiği ve Sayın Ezgi Başaran‘a da bu konudaki ilgisi ve hassasiyeti  için ayrıca teşekkürü borç bilirim.  Daha uzatmadan röportaja geçebiliriz.  

Özellikle belirtmekte fayda var aşağıda okuyacağınız röportaj 29Nisan 2006 tarihinde Ezgi Başaran Tarafından Hürriyet gazetesi için yapılmış ve yayımlanmıştır.

Röportaj yapılan kişi: İstanbul Üniversitesi Çocuk Cerrahisi’nden Prof. Dr. Hüseyin Özbey

 Röportajın orijinal linki : http://www.hurriyet.com.tr/pazar/4334854_p.asp

<<Genetik kusurlar yüzünden oluşuyor, iki yaşına gelmeden teşhisi gerekiyor>>

Yarın Harbiye Askeri Müzesi’nde, tek günlük uluslararası bir sempozyum düzenleniyor. Intersex adlı sempozyumda, halk arasında hermafrodit ya da çift cinsiyetli olma olarak bilinen ama doktorların cinsel gelişim kusuru demeyi tercih ettikleri doğumsal hastalık tartışılacak. Sempozyumu düzenleyen, İstanbul Üniversitesi Çocuk Cerrahisi’nden Prof. Dr. Hüseyin Özbey’le bu çok az bilinen hastalığın detaylarını konuştuk. İşte tıp literatüründe de henüz fikirbirliğine ulaşılamamış yanlarıyla, akraba evliliğinden doğan çocuklarda normalden 3 kat daha fazla görülen cinsel gelişim kusurları.

Cinsel gelişim kusurlarının kökeninde, genelde genetik yapı bozuklukları bulunuyor. Genetik olarak, kadın 46,XX; erkek ise 46,XY kromozomlarına sahip. Ancak, normal kromozom yapısı olmasına rağmen farklı bir genetik kusur; testis ya da yumurtalık yapısında bozukluğa, hormon (östrojen ve androjen) sentezi eksikliği ya da fazlalığına, ya da hormonun etki mekanizmasında bir kusura sebep olabiliyor. Bütün bunlar da dış genital yapı dediğimiz cinsel organların, kromozom yapısına uygun olarak gelişmemesine neden oluyor.

PENİS KÜÇÜK, KLİTORİS BÜYÜK

Cinsel gelişim kusuru gösteren hastaların cinsel organları bizim düşündüğümüz “normal” erkek ve kadın cinsel organ yapısından farklı. Bunların başında penis boyu, klitoris büyüklüğü, vajen yapısı ve idrar yolunun özellikleri geliyor. Penis boyu, yeni doğan normal bir bebekte en az 2 cm olmalı, klitoris boyu da 0,5 cm’i geçmemelidir. Erkek çocuğu, idrarını penisin ucundan, kız çocuğu da görünür olması gereken vajen açıklığının hemen üzerinden yapmalıdır.

Androjen etkisinin eksik ya da kusurlu olması, erkek çocukta dış idrar yolu deliğinin normalden daha geride olmasına yol açar. Kız çocuğunda ise androjen etkisinin fazla olması, vajenin kapanmasına ve klitorisin büyümesine hatta penise benzemesine sebep olur.

AİLE PSİKOLOJİK DESTEK ALMALI

Bu tür gelişim kusurlarının, doğumdan hemen sonra ya da cinsel kimliğin oluştuğu 1,5-2 yaşından önce tespit edilmesini doktorlar çok önemli buluyorlar. Çünkü fark edilmeyen ileri derecedeki bir kusur, ailenin yanılmasına, çocuğun karşı cinse özgü davranış modeline uygun yetiştirilmesine yol açabiliyor.

Bu durumda, örneğin yanlışlıkla erkek çocuğu gibi yetiştirilen 3-4 yaşlarındaki bir kız çocuğunun tekrar kız yönünde (doğru yönde) yetiştirilmesi için ailenin oturduğu semti, hatta şehri terk ederek kimsenin onları tanımadığı bir başka yere taşınması gerekebiliyor. Haliyle, bu çocuklar ve ailelere psikolojik destek şart oluyor. Bu yazının devamını oku

Bir Jinekolog’un anlatımıyla İnterseks’ler

süleyman hoca            Süleyman Engin Akhan İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde jinekoloji dalında ve  alanında en başarılı ve yetkin profesörlerden biri. Hastalarını sadece bir beden ve et parçası olarak görmenin ötesinde onları ruhsal bir canlı olarak da gören ve duygularını da önemseyen kanımızca alanında Türkiye’nin en değerli doktor ve hocalarından biri. Kendisi yakın bir geçmişte Facebook’ta ki kendi sayfasında interseks vakalar hakkında uzun ama açıklayıcı ve bilgilendirici bunun yanında güzel bir metin yazıp paylaşmıştı. Ve paylaştığı yazıda da  ayrıca kendisinin devamlı hastası olan ve bu blogun da yazarlarından birinin yine bu blogda yazdığı ve kendi deneyimini anlattığı yazıya da yer vermişti.   Aşağıda  işte bu yazıyla sizi başbaşa bırakıyoruz. Ve hastalara insanca yaklaşımı , onları beden ve ruhlarıyla bir bütün olarak gören bütüncül bakış açısı ,üstün bilgi birikimi ve deneyimi ile diğer ortalama Türk doktorlardan ayrı bir yere konması gerektiğine inandığımız bu değerli doktoru size içimizin rahatlığı ile öneriyoruz. Eğer siz de interseks iseniz veya bir yakınınız interseks ise Süleyman Hoca’ya başvurabilir , ondan bilgi ve yardım isteyebilirsiniz.

 

“Asla Doğuramayacağım Çocuğuma Patik Örüyorum”jinekolog görsel

Telefonu açıp “Nasılsın Ayşe?” dedim. Diğer tarafta uzun bir sessizlik sonrası, yaşadığıhüznün tüm ağırlığını hissetiren ses cevap verdi: “Asla doğuramayacağım çocuğuma patik örüyorum hocam”. Sonra hıçkırarak ağlamaya başladı, telefon kapandı gitti.
Asistanlara anlatmak zordur. Ben de anlamamıştım. Aslında sistemi kavrayınca kolay oluyor anlaması ama, anne karnında ufaklığın nasıl geliştiğini, o güzel yaşam formunun nasıl büyüdüğünü, en önemlisi nasıl olup da cinsiyetinin oluştuğunu, ortaya çıktığını anlamıyorsanız, bırakın doktor olmayı “ordinaryüs profesör” olsanız anlamanız mümkün değil.

E hal böyle olunca, hastayı anlamanız ve ona anlatmanız zaten baştan İMKANSIZ oluyor.

Bilmiyorum, temel biyoloji derslerinin ne kadarını hatırlıyorsunuz.

Bir çift cinsiyet kromozomu taşıyoruz biz faniler. Kadınlar X ve X, erkekler ise X ve Y olmak üzere birer çift. İşte erkeği erkek yapan, şu meşhur kromozom Y nin kısa koluna (ki buradan anlayacağınız kromozomları kısa ve uzun kolları oluyor) yerleşmiş “cinsiyet belirleyici faktör” denilen proteini üreten bölgedir.

Embriyo annenin rahimine yerleştiğinde 6.gebelik haftasına kadar bipotenttir. Yani ne halt olacağı bilinmez. Erkekte olabilir, dişide. 6 ve 8.haftalar arasında Y kromozomunun varlığına göre dişi ya da erkek yönünde gelişir.

Eh olaylar böyle süt liman gelişmiyor her zaman. Bazen, hatta çokça, hatalar olabiliyor insan denilen şu garip yaratığın anne karnındaki gelişiminde.  Bu yazının devamını oku