İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Tag Archives: gender

“Atadığınız cinsiyetleri reddediyorum, ben interseksim”

Haberi Hazırlayan : KAOS GL adına Aslı Alpar.

Fotoğraflar : Koray Arkadaş.

12. Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Ulusal Kongresi üçüncü gününde “Beden Tıbbın Cinsiyet Sınırlarına Uymadığında” oturumunda tıbbın intersekslere yaklaşımı tarihi aşamaları ile ele alındı.

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin (CETAD) bu yıl 12.’sini düzenlediği Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Ulusal Kongresi üçüncü gününde “Beden Tıbbın Cinsiyet Sınırlarına Uymadığında” konulu bir oturum gerçekleşti. Oturumun moderatörlüğünü Koray Başar üstlendi.

Oturumda geçmişten günümüze tıbbın intersekslere yaklaşımı ile interseksler ve Türkiye’de bu konuda çalışan hekimlerle yapılan bir araştırmanın bulguları ele alındı. Oturumda ayrıca intersekslerin bu alanda yürüttüğü politik mücadeleden de bahsedildi.

“Hekimler interseks kişilerin otonomisine izin vermeli”

Oturumun ilk konuşmacısı Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji Bilim Dalında öğretim üyesi Alev Özön oldu. Özön oturumda“Cinsiyet Gelişimi Bozukluklarına Yaklaşım”a dair konuştu.

Konuşmasına erken ve geç dönem cinsiyet gelişim bozukluklarına değinerek başlayan Özön, doğum sırasında bazen de yaşamın ilerleyen yıllarında bedenlerinin tıbbın ‘normal’ kabul ettiği ‘erkek’ ve ‘kadın’ özelliklerini taşımadığında tıbbın bu süreci nasıl ele alması gerektiğini katılımcılarla paylaştı.

Tıbbın intersekslere yaklaşımına dair son yıllardaki değişikliklerden bahseden Özön, interseks çocukların ebeveyninin psikososyal yönden desteklenmesi gerektiğini belirtti. Özön “Tıbbın intersekslere 1950’lerdeki yaklaşımı ne yazık ki uzun süre uygulandı. Bu yaklaşım cinsiyet kimliğinin kişiye empoze edilerek değiştirilebileceği varsayımına dayanıyordu. 90’lı yıllarda cinsiyetin doğumda belli olduğu ve bu empozenin işe yaramayacağı söylendi. Doğruydu ancak bana kalırsa, çoklu belirleyeni olan bir konuyu her iki yaklaşım da basite indirgiyordu. Nihayet 2000’li yıllarda çoklu belirleyen anlayışı kabul gördü ve 2010’dan günümüze de interseksler ikili cinsiyet üzerinden değerlendirilmiyor” dedi.

“Hekimler interseks kişilerin otonomisine izin vermeli” diyen Özön günümüzde tıbbın da bu yaklaşımı savunduğunun altına çizdi.

“Bazı hekimlerin intersekslere yaklaşımı bilimsel kararlarla değil toplumsal algılarla oluyor”

Oturumun ikinci konuşmacısı Ceren Aydın “İnterseks ve Cinsiyet Özelliklerindeki Çeşitliliklerin Medikalizasyonu”na dair katılımcıları bilgilendirdi. Aydın, Türkiye’de interseks bireylerin deneyimlerini hekimlerle görüşerek hazırladığı araştırması ile birlikte sundu.

Ne yazık ki bazı hekimlerin intersekslere yaklaşımı bilimsel kararlarla değil toplumsal algılarla oluyor” diyen Aydın, geri dönüşü olmayan tıbbi müdahalelerin etik açıdan içinde barındırdığı sorunlara değindi.

Aydın, interseks kişiler ve alanda çalışan hekimlerle yaptığı görüşmelerden örneklerle konuşmasını sürdürdü. Tıbbın ikili cinsiyet normlarını merkeze alarak gerçekleştirdiği müdahalelerin intersekslere verdiği kalıcı zararları sıralayan Aydın bu kişilerin tıbbi süreçte izole edildiğini vurguladı.

Aydın konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı: “yaptığım görüşmelerde interseksler hekimlerin bedenlerini nesneleştirdiğini söyledi. Yaşadıkları ayrımcılığı şöyle özetlemek mümkün: Hekimlerin özneye söz hakkı tanınmaması, rızaları alınmadan yapılan tıbbi müdahalenin yarattığı travma ve hastane personelinin ayrımcı yaklaşım. Tıbbın intersekslere ‘düzeltme’ mantığı ile yaklaşmaması lazım.”

“Biz çeşitliliğiz ve tıp bizi bu şekilde tanımlamak zorunda”

Oturumun son konuşmacısı interseks aktivisti Şerife Yurtseven oldu.

Intersex Anatolian ve Türkiye İnterseks İnisiyatifleri adına çalışmalar yürüten Şerife Yurtseven konuşmasına “İnterseksler keşke modern tıbbın gelişmediği dönemde yaşasaydı. Keşke hiç tanışmasaydım ben de tıpla. Tıp hiçbir zaman hiçbir ülkede hiçbir interseksi mutlu etmemiştir. Çünkü biz hasta değiliz, ‘bozukluk’ kavramını da kabul etmiyoruz. Biz çeşitliliğiz ve tıp bizi bu şekilde tanımlamak zorunda” diyerek başladı.

Yurtseven interseks olarak kendi deneyimlerini aktardı ve “Bedenimiz hekimlerin çalışma sahası değil, biz kimsenin deneği değiliz” diyerek ikili cinsiyet sistemini eleştirdi. Yurtseven sözlerine şöyle son verdi: “Atadığınız cinsiyetleri reddediyorum, ne kadın ne de erkeğim, ben interseksim!”

Reklamlar

İnterseks hakkında yanlış bilinen 5 şey !

26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü vesilesiyle interseks hakkında yanlış bilinen beş şeyi açıklığa kavuşturuyoruz.

Yanlış 1: Herkes erkek veya kadın doğar

İnsanlar çoğunlukla dünyada erkek ve kadın olmak üzere iki grup insan olduğunu ve herkesin biyolojik ve genetik özelliklerinin bu iki kategoriye göre şekillendiğini varsayar. Fakat durum her zaman böyle değildir. Dünyada erkek veya kadın bedeni gibi genel kabul görmüş kategorilere uymayan cinsel niteliklere sahip milyonlarca insan var.  Hepsi olmasa da bu kişilerin birçoğu interseks olarak tanımlanıyor.

İnterseks, cinsel organları, eşeysel bezleri, hormonları, kromozomları veya üreme organlarını etkileyen bir dizi doğal farklılığı tarif etmek için kullanılan kapsayıcı bir terimdir. Bazen bu nitelikler doğuştan itibaren görünür durumdadır, bazen ergenlik çağında ortaya çıkar, bazense fiziksel olarak görünür değildir.

Yanlış 2: Nadir sayıda insan intersekstir

Uzmanlara göre insanların yüzde 1.7’si interseks özelliklerle doğar. Bu sayı, kızıl saçla doğanların sayısına yakındır. Buna rağmen, intersekslerin büyük oranda yetersiz temsil edilmesi nedeniyle interseks terimi çoğunlukla yanlış anlaşılıyor. Bu hafta Trump yönetiminden kamuoyuna sızan bir döküman, ABD hükümetinin cinsiyet ve toplumsal cinsiyeti “sabit” erkek ve kadın kategorilerine bölerek, bu kavramlara yeni tanımlar getirmeye çalıştığına işaret ediyor. Trans ve intersekslerin varlığını tamamıyla yok sayan böyle bir adım, ABD’de ve dünyanın geri kalanında insan hakları açısından çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yanlış 3: İnterseks olmak düzeltilmesi gereken bir durumdur

İnterseks birçok çocuk onları ‘normale döndürmek’ amacıyla ameliyat ediliyor. Bu müdahaleler, çoğunlukla vücudun büyük bir bölümünü etkilediği, tersine çevrilmesi mümkün olmadığı ve acil bir ihtiyaç olmadığı halde gerçekleştiriliyor.

Doktorlar ve ebeveynler iyi niyetli olabilir, ancak gerçek şu ki, interseks çocuklar üzerinde uygulanan prosedürler, kısırlık, fiziksel acı, idrarını tutamama ve hayat boyu süren psikolojik ıstırap da dahil olmak üzere çok büyük sorunlara yol açabiliyor. Üstelik tüm bunlar çocukları, toplumun kız veya erkek çocuğun nasıl görünmesi ‘gerektiğine’ ilişkin normlarına uygun hale getirmek için yapılıyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı araştırma, bunun bir insan hakları ihlali olduğunun altını çiziyor. Söz konusu müdahaleler, çoğunlukla, çocukların kendi bedenleriyle ilgili alınan kararlar hakkında görüş bildiremeyecek kadar küçük oldukları bir yaşta gerçekleştiriliyor ve ebeveynler olası riskler hakkında yeterince bilgilendirilmiyor.

Devletler, toplumsal cinsiyet ve çeşitlilikle ilgili zararlı ön kabullerle mücadele etmekle yükümlüyken birçoğu çocukları ‘uygun’ hale getirmek için gereksiz ameliyatlara maruz bırakmayı seçiyor.

Yanlış 4: İnterseksler transtır

İnterseks olmanın trans olmakla hiçbir ilgisi yoktur.

Fiziksel cinsel özelliklerimizin kendi cinsiyet kimliğimizi nasıl değerlendirdiğimizle veya kimden hoşlandığımızla ilgisi yoktur.

“Trans” kelimesi, cinsiyet kimliği doğuştan atanan cinsiyetinden farklı olan insanlar için kullanılan kapsayıcı bir kavramdır. “İnterseks” ifadesiyse, içsel kimlik algısıyla değil, fiziksel cinsel niteliklere dairdir. İnterseks ve trans ayrı kavramlardır, ancak bir interseks kendisini aynı zamanda trans olarak da tanımlayabilir.

Bir interseks heteroseksüel, gey, lezbiyen, biseksüel veya aseksüel olabilir ve kendisini kadın, erkek veya trans olarak tanımlayabilir ya da hiçbiri ile tanımlamayabilir.

İntersekslerin de transların da kendi cinsiyet kimliklerini seçme hakları vardır ve asla kendilerini rahat hissetmedikleri bedenlerle veya kimliklerle yaşamaya zorlanmamalıdırlar.

Yanlış 5: Hiç kimse intersekslerin haklarını savunmuyor

İnterseksin anlamıyla ilgili hala birçok yanlış fikir olsa da dünyanın dört bir yanında farkındalık yaratmak ve insan haklarını korumak için mücadele eden çok sayıda interseks hakları aktivisti var. İnterseks insan hakları savunucularının birçoğu, gelecekte hiçbir çocuğun kendi yaşadığı acıları yaşamamasını mümkün kılmak için çalıştığını söylüyor. İnterseks hakları aktivistş Eves ve Charlie, Uluslararası Af Örgütü’ne, açıklık ve kabul görme ihtiyacından söz etti.

Eves, “Toplum, insan olmanın karşılık geldiği çeşitliliğin tamamına daha açık olmalı, çocuklar da oldukları gibi büyüyebilmelidir” diyor. Charlie ise “Bu konunun tartışılmaması ve üzerinin örtülmesi, suskunluktan etkilenen insanların kendilerini ve bedenlerini kabul etmesini inanılmaz derecede zorlaştırıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

İnterseks hakları aktivistlerinin ve interseks hakları için mücadele eden örgütlerin yorulmak bilmeyen çabaları sayesinde son zamanlarda bazı önemli adımlar atıldı. 2013’te 30 farklı örgütten interseks hakları aktivisti bir araya gelerek uluslararası interseks hareketinin talepleri ve tavsiyelerine dikkat çekmek üzere Malta Deklarasyonunu hazırladı. Bu yılki İnterseks Farkındalık Günü için ise Uluslararası İnterseks Örgütü (OII) Avrupa Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, Kuir ve İnterseks Gençlik ve Öğrenci Örgütü (IGLYO) ve Çevre Koruma Örgütü (EPA) ile bir araya gelerek interseks çocuklarını desteklemek isteyen ebeveynler için bir kılavuz yayınladı.

* Bu metin Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi tarafından hazırlanmıştır…

“Konu interseks çocuklar olduğunda, doktorlar her zaman en iyisini bilmiyor”

*Dr. Arlene M. Baratz’ın yazısıdır. Baratzi bir meme radyoloğu, iki interseks çocuğun annesi, AIS – DSD Destek Grubu tıp ve araştırma işleri sorumlusu ve yönetim kurulu üyesi, interACT: Advocates for Intersex Youth (İnterseks Gençliği için Hak Savunucuları) Tıp ve Araştırma Komitesi üyesidir.

**çeviren: Belgin İnan.

***Bu yazı ilk olarak Kaos GL sitesinde, 26 Ekim 2018 interseks farkındalık gününde yayımlanmıştır.

Çocuğunuz tıbbi bir sorunla doğduğunda, benim gibi doktor bir anne olsanız bile, yardım, öneri ve tedavi için doktorlara başvurursunuz.

1980’lerde tıp fakültesine giderken menopoz sonrası dönemdeki kadınlara kemik erimesini önlemek için östrojen takviyesi reçete etmemiz öğretilirdi. İnterseks – Atipik kromozomlar, gonadlar ya da iç/dış cinsel organlar ile doğan – bebekler için ise standart uygulama bu farklılıklarını cerrahi müdahale ile “düzeltmek” ve çocuğun durumunu herkesten gizlemekti.

Bir meme radyoloğu olarak ben kariyerimde yıllar içinde östrojen reçete etmenin kadınlara zarar verebileceğini, meme kanserine davetiye çıkartabileceğini, kardiyovasküler sorunlara yol açabileceğini ve istemeden hastalarıma zarar verdiğimi öğrenince yıkılmıştım. Kabul etmek zordu ama bu kanıtlara dayalı tıptı, bunun zararlı olduğunu hastalarıma söylemek zorundaydım.

1990’larda çocuklarımın interseks olduğunu öğrendiğimiz dönemde anne ve babalara çocuğa farklılıklarını silen “normalleştirme” ameliyatı yapılması ve interseks olduğunun sır olarak saklanması tavsiye ediliyordu. Bunları yapmazsak çocuklarımızın intihar edebileceği söylenmişti.

Çok sayıda çocuktan bahsediyoruz: Amerika’da bebeklerin %1.7’si bir interseks varyasyonu ile doğuyor. Her 2000 cinsel organdan birisi kızlar ya da erkekler için “tipik” olarak nitelendirilenden farklı görünüyor. 1950’lerden beri cerrahlar sistematik olarak “normalleştirme” ameliyatlarını sürdürdüler ve çocukların soyunma odalarında çıplak kaldıklarında herkesle aynı görünmesini sağladılar.

Bir doktor olarak bu iddialar merakımı cezbetti ve tıp literatüründe araştırma yapmaya karar verdim. İlk ameliyatlar üzerine makaleler okudum ve bu uygulamalardan çıkartılan sonuçların gerçek rakamlara değil, verilerin ön yargılarla yorumlanmasına dayandıklarını gördüm. Örneğin, ameliyat kararını gözden geçiren bazı ailelere çocuklarında cinsiyet disforisi görülme olasılığının toplumun geneliyle aynı, yani %0.6 olduğu söylenmişti (toplam nüfus içindeki yetişkinlerin yaklaşık %0.6’sı trans kimliğini benimsiyor).

Aslında, interseks çocuklarda bu oran %12, yani söylenenin 20 kat üzeri! Dolayısıyla kız ya da erkek gibi görünsünler diye kozmetik cerrahiye maruz kalan bu çocukların pek çoğunun yetişkinlikte kendisini yanlış cinsiyette hissetme, yani size yanlış tahminde bulunduğunuzu söyleme riski var. Ameliyatlarda dokular alındığı için bu kayıpları ve zararları geri almak gibi bir şans da yok. Bu yazının devamını oku

Almanya’dan interseksüeller için tarihi karar

*Bu yazı Deutsche Welle Türkçe Servisi’nden alınmıştır.

Alman Anayasa Mahkemesi interseksüellere ilişkin “tarihi” bir karar aldı. Nüfus kayıtlarındaki cinsiyet hanesinde bundan böyle “erkek” ve “kadın” ibarelerinin yanı sıra üçüncü bir cinsiyet seçeneği de kullanabilecek.

Almanya, Avrupa Birliği'nde 3. Cinsiyeti resmen tanıyan ilk ülke olduAlman Anayasaya Mahkemesi’nin yargıçları bugün aldıkları kararda, tipik kadın veya erkek tanımına uymayan anatomik cinsiyet özellikleri taşıyan interseksüel bireylerin doğum kütüklerindeki “erkek” ya da “kadın” ibarelerinden birini seçmek zorunda bırakılmalarının ayrımcılık olduğuna hükmetti.

Şu anda yetişkin yaşta olan interseksüel bir kişinin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı şikayet ve nüfus dairelerindeki uygulamanın değiştirilmesi talebi, böylece başarıyla sonuçlanmış oldu. Yasama birimlerinin 2018 yılının sonuna kadar bu konuda yeni bir düzenlemeye gitmeleri gerekiyor.

Mahkemelerin farklı kararları

Gözlemciler daha önceleri bu konuda hem Hannover Yerel Mahkemesi’nin hem de Federal Yargıtay’ın tamamen farklı kararlar almış olmasından dolayı Federal Anayasa Mahkemesi’nin kararının daha dikkate şayan olduğunu belirtiyorlar.

Federal Meclis‘in atadığı Alman Etik Konseyi de bundan yıllar önce interseksüel insanların sadece tek bir cinsiyeti seçmek zorunda bırakılmalarını onların kişilik haklarına yapılmış haksız bir müdahale olarak nitelendirmişti. 

Etik Konseyi’nin üyelerinden olan etik uzmanı ve ilahiyatçı Andreas Lob-Hüdepohl bu gerekçe ile Anayasa Mahkemesi’nin kararına onay verenlerden. Lob-Hüdepohl Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Etik açıdan interseksüellik bedende var olan, alışagelinen iki cinsiyetli insan yaşamının ve insanın cinsel gelişme çizgisinin olağanüstü bir çeşitlemesidir. İnterseksüeller bu anlamda tam bir onayı ve saygıyı hak ediyorlar.“

İntersex bayrağıBilim insanları tarafından “orta cinsiyet” ya da “üçüncü cinsiyet” olarak da tanımlanan interseksüellikte cinsiyet tam olarak belirlenemiyor.  Hem erkeksi hem de kadınsı cinsiyet özelliklerine sahip olan bireylerdeki bu niteliğin onların cinsel kromozomlarından kaynaklandığı ama aynı zamanda hormonlarla da ilgili olabileceği kaydediliyor.

Almanya Aile Bakanı’ndan karar destek

Almanya Aile BakanıKatarina Barley de kararı onaylarından. Sosyal Demokrat Partili politikacı Berlin’de yaptığı açıklamada “Tam olarak erkek ya da kadın özelliklerine sahip olmayan bu kişilerin nüfus kayıtlarında cinsiyet hanesi boş bırakıldığında bunların genel kişilik hakları incitilmiş oluyordu. Ayrıca (Almanya’daki) mevcut ayrımcılık yasağını da çiğneyen bir uygulamaydı.“ 

Katarina Barley yeni bir düzenlemenin zamanının çoktan gelmiş olduğunu kaydederek yeni federal hükümeti oluşturmak için şu sıralarda müzakerelerde bulunan Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU), Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller Partisi’ne çağrıda bulunarak, Federal Anayasa Mahkemesi’nin kararına ilişkin yasal düzenlenlemeleri bir an önce uygulamaya koymalarını talep etti.

Bu tarihî bir gelişme”

Yaklaşık 10 yıldan bu yana faaliyetlerini sürdermekte olan Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi ise kararı tarihî olarak niteledi. Daire Başkanı Christine Lüders bu karar sayesinde Federal Meclis’in yaz aylarında süpriz bir biçimde kabul ettiği ve eşcinsel çiftlerin evlenebilmesine de imkan tanıyan düzenlemenin artık interseksüeller için de geçerli olacağının altını çizdi. 

Almanya İnterseksüeller Derneği’nden Lucie Veith da DW’ye yaptığı açıklamada “Bu karar insan hakları açısından büyük bir adım. Şimdi sıra artık bu kararın yasal düzenlemesindedir“ diye konuştu.

Karar öncesinde bir bilirkişi raporu ile interseksüel bireylerin eşit muamele görmesi yönünde girişimde bulunan Alman İnsan Hakları Enstitüsü de kararı memnuniyetle karşıladı.

Karara mesafeli tepki ise Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere’nin sözcüsü Johannes Dimroth’dan geldi. Dimroth bugün berlin’de yaptığı açıklamada “Karar henüz çok yeni. Onun için bir değerlendirmede bulunmak istemiyorum. Ancak elbette ki karara saygı duyuyoruz“ demekle yetindi.

Federal Anayasa Mahkemesi 31 Aralık 2018’e kadar bu konuda yeni bir yasal düzenleme yapılması için yasama kurumlarına süre tanıdı. Buna göre nüfus kayıtlarında cinsiyet hanesinin ya tamamen ortadan kaldırılması ya da üçüncü bir cinsiyet hanesinin açılması hedefleniyor.

© Deutsche Welle Türkçe

8 Kasım 2017

Kısa link http://p.dw.com/p/2nIcV

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği “Free&Equal” çalışması sonuç bildirgesi

SONUÇ BİLDİRGESİ

*Aşağıdaki metin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’nin bildiri metnidir.

Çeviri: Evrim Bal

United_nations_flagİNTERSEKS

 İnterseks Ne Demektir ?

İnterseks insanlar ; genital organlar , kromozom yapısı, gonadlar  vb. açısından tipik dişi ve erkek  özelliklerini tam olarak göstermeyen cinsiyet karakteristiğiyle doğan insanlardır.

İnterseks kelimesi doğuştan gelen ve çok çeşitli farklı bedensel varyasyonları tanımlamak için kullanılan ortak şemsiye bir  terim ve tanımlamadır.

Bazı durumlarda interseks durumu doğuş anında farkedilebilir ama bazı durumlarda ise ergenliğe kadar anlaşılamayabilir.

Bazı kromozomal interseks varyasyonları (çeşitleri)  ise fiziksel olarak görülemeyebilir(anlaşılamayabilir).

Uzmanlara göre ,  nüfusun % 0.05’i ila % 1.7’si arası birey interseks özellikleriyle doğmaktadır. Bu rakamın oransal olarak  kızıl saçlı doğanlarla benzer olduğu tespit edilmiştir.ohchr-logo

İnterseks olmak , o kişinin biyolojik cinsiyet karakteristiğiyle ilişkilidir. Ancak o kişinin cinsel oryantasyonundan(yöneliminden) ve cinsiyet kimliğinden bağımsız bir olgudur. İnterseks bir kişi heteroseksüel(düz cinsel) , eşcinsel (gay veya lezbiyen) ,biseksüel veya aseksüel olabilir. Ve kendini kadın veya erkek veya her ikisi birden olarak tanımlayabilir. Ya da hiç birisi olarak tanımlamaz. Bu , o kişinin tercihidir.

Intersex_flag.svgBedenleri çoğunluktan farklı görünebildiği için interseks çocuklar veya interseks yetişkinler genellikle yaftalamaya veya dışlanmaya , küçük düşürülmeye maruz kalabilmektedirler. Ayrıca sağlık haklarından faydalanamama veya bedensel bütünlüklerine yönelik ihlâller gibi durumları içeren  çok çeşitli insan hakları ihlâllerine maruz kalabilmektedirler. Zoraki yapılan ilaç tedavileri ve bedensel eziyetlere maruz kalabilmekte ve ayrımcılığa uğrayarak eşitlik hakkından faydalanamayabilmektedirler. Bu yazının devamını oku

Dünya İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyoruz !

12189525_443402689180379_5470152569295442921_n

Bugün, 19. kez, interseks bireyler, zorla uygulanmış cerrahi operasyonlardan hayatta kalanlar, sevgililer, eşler, aileler, arkadaşlar ve müttefikler tüm dünyada İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyor ve Boston’da 26 Ekim 1996 tarihinde gerçekleştirilen dünya tarihindeki ilk interseks protestosunu anıyor. Amerikan Pediatri Akademisi’nin yıllık toplantısı sırasında Heidi Walcutt tarafından gerçekleştirilen bu protestonun başlattığı hareket bugün tüm dünyada büyüyerek devam ediyor ve interseks görünürlüğünü her geçen gün arttırıyor. İnterseks hareketinin zorunlu genital ameliyatları durdurmak için örgütlü mücadelesi 20 yılı aştı. İnterseks Farkındalığı etkinlikleri dünyanın çeşitli kentlerinde 8 Kasım’a kadar devam edecek.

Son yıllarda dünyada interseks bireyler açısından iç açıcı gelişmeler yaşanıyor. Fransa, Almanya, Malta, Şili, ABD gibi pek çok ülkede intersekslerin kimlik belgelerinde cinsiyet belirtme zorunluluğunun kalkması, interseks çocuklara yapılan ameliyatların yasaklanması ya da bu konuda açılan hukuki davaların olumlu sonuçlanması gibi gelişmeler, bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi’nin interseks çocukların bedensel bütünlüğünün korunması ve interseks hakları konusundaki girişimleri ve tavsiyeleri umut verici.

Nereden nereye geldik?

Türkiye’ye bakarsak; Türkiye’de kurumsallaşmış bir interseks hareketinden söz edemiyoruz belki ama on yıl hatta beş yıl öncesi ile karşılaştırdığımızda hayal bile edemeyeceğimiz kadar yol aldık. Öyle büyük bir suskunluğun, görünmezliğin içinden geliyoruz ki son bir kaç yıldır en azından LGBT camia içerisinde edindiğimiz görünürlük ve bir elin parmaklarını zar zor geçen sayıdaki interseks yoldaşlarımız bile çok anlamlı bizim için.

Türkiye’de bir interseks aktivizminin varlığından söz edeceksek bunun başlangıçta internet üzerinden örgütlenme sayesinde, çeşitli internet mecraları sayesinde, en önemlisi de LGBT camiadan interseks olmayan yoldaşların destekleriyle mümkün olduğunu belirtmeliyim. İnterseks bireylerin henüz birbirlerine ulaşamadıkları, sayımızın az olduğu dönemlerde lezbiyen, gey, biseksüel, trans, kuir, anarkofeminist arkadaşlar bizim sesimiz olmaya çalıştılar, iyi ki hala yanımızdalar. Neler yaptık diye kısaca bir göz atarsak, sürecin temelini LGBT örgütlere ulaşıp temaslar kurmaya başladığımız 2009 yılının oluşturduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Blog ile çıkmıştık yola…

Ardından intersexualshalala.wordpress.com blogumuzun kurulması, buradaki yazıların Lambda, Kaosgl, Pembe Hayat gibi başka örgütlerin yayın organlarında da çıkması, bu şekilde ufak ufak LGBT çevrelerde interseksin görünürlük kazanmaya başlaması geldi. Bu sırada blog sayesinde biz interseks aktivistleri birbirimizi bulmaya devam ettik, blogun yanı sıra bütün sosyal medya platformlarında hesaplarımızı açtık. Gerek kişisel hikayelerimizin kendi ağzımızdan aktarımı ile, gerekse çeviri çalışmaları ile bu blog Türkçe’deki en doyurucu interseks bilgi kaynağı oldu desek yanlış olmaz. Blogda bazı yazıları İngilizce ve Kürtçe’ye de çevirdik.

Ayrıca, onur haftası kapsamında Arjantinli interseks aktivist Mauro Cabral’ın İstanbul’da bir konuşma yapması, ardından Gabrielle Le Roux’nun “Türkiyeli, Trans, Gururlu” adlı çalışması dahilindeki kitapta blogdaki yazılardan birisinin de İngilizce’ye çevirilerek yer alması, yine blogumuzdaki yazıların Almanca’ya çevrilerek Almanya’da intersekslerin deneyimlerinin anlatıldığı bir kitapta yer alması dünyadaki interseks aktivistlerini de Türkiye’deki intersekslerden haberdar etti.

LGBTİ’nin “İ”si

Bu sırada Lambda ve diğer örgütlerde zaman zaman toplantılar yaparak LGBT müttefiklerimizin interseks bireyleri daha iyi tanımalarını sağlamaya çalıştık. Bu esnada blog aracılığı ile sayımız artmaya devam etti. Onur yürüyüşlerine katılmaya başladıktan bir kaç yıl sonra Lambda’nın “interseksler vardır” lolipopları da onur yürüyüşünde belirmeye başladı ki bu da bizim açımızdan önemli ve hoş bir şeydi. Onur yürüyüşünde gey, lezbiyen, trans, biseksüel lolipoplarının, pankartlarının yanı sıra intersekslerin de adını görmek bir dönüm noktasıydı. Aynı zamanda Lambdaistanbul İnterseks Manifestosu’nu yayınlayarak bundan sonra mücadeleye LGBTİ çatısı altında devam edeceğini duyurdu, bugüne kadar “İ”nterseksi eksik bıraktığı için tüm interseks bireylerden özür diledi. Yola çıkarken lgbt’nin bir de “i”si var, “i” harfini getirmeye geldik demiştik, bunu başardığımızı artık her yerde görüyoruz. “LGBTİ” kısaltması o kadar yaygınlaştı ki homofobik yayınlarda bile artık “i”yi eksik etmiyorlar 🙂

Türkiye pratiğinde 3. dalganın en ilham verici örneklerinden biri olan Feministival’de de yoldaşlarımız sayesinde intersekslerin adının geçmesi feminist hareket ile birbirimizi kucaklamaya dair çok hoş bir gelişmeydi.

Medya görünürlüğü ve video çalışmamız

Bizim için göreceli küçük ama önemli zaferlerden biri de fotoğrafsız, çekine çekine de olsa Hürriyet, Cumhuriyet, Bianet gibi yayın organlarına verdiğimiz röportajlar oldu. Bu şekilde ilk kez daha geniş kitlelere ulaşma şansı bulduk. Bu yıl ise herşey çok daha farklı. Başka bir heyecan içindeyiz. Çünkü biz interseks aktivistleri artık öyle bir iki kişi değiliz, birbirimizi bulduk, hepimiz biraraya gelme, tanışma, hikayelerimizi birbirimizle paylaşma imkanı bulduk, arkadaş olduk, dost olduk. Artık bir iç dayanışma grubumuz var. En son geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz değerli trans aktivisti Aligül Arıkan’ı anma etkinliklerinde hep birlikte bir video hazırladık ve gösterimini yaptık. İlk kez böyle kamusal bir etkinlikte yüzlerimizi açtık, sesimizi duyurduk. Bu çok başka bir duyguydu.

Sırada bir arkadaşımızın kitap projesi ve daha bin bir türlü fikrimiz, planımız var. Umuyoruz ki önümüzdeki süreçte bir çocuğun interseks olduğu fark edildiğinde ailenin danışmak, dayanışmak için başvurabileceği bir örgütlenme haline geleceğiz. Belki bir doktor, psikolog, psikiyatrist interseks bir danışan gördüğünde destek için bize yönlendirecek. İnterseks bireylerin haklarını koruyan bir yasa çıkacak, interseks çocuklar artık rızaları olmadan ameliyat edilemeyecek. Bu noktaya gelmek için daha almamız gereken çok yol var biliyoruz ama umutluyuz. En büyük motivasyonumuz bizden sonraki nesile daha iyi şartlar sunabilmek, bizim yaşadığımız travmaları bundan sonra doğacak interseks çocukların yaşamadıklarını, mutlu ve engellenmeyen bireyler olabildiklerini görebilmek.

İnterseksüel Şalala Yazarları adına Belgin

Bu cumartesi ( 27 Nisan ) saat 16.00’da Lambdaistanbul’da

8367_10151414814484285_1840572400_n

İNTERSEKS: Silahlı VE Tehlikeli

Birçoğu hayatında hiç Foucault okumadı, İngilizce bilenleri belki Judith Butler’ın bir Holywood ünlüsünün evinde uşak olduğunu sanıyor olabilirler, hiç ellerine bir pankart alıp meydanlarda bağırmadılar, yaşam alanları çoğunlukla ailelerinin arka odaları oldu, seksi bir isimleri var ama genelde seks yapacak partner bulamıyorlar ama ikili cinsiyet sisteminin, üremenin, ailenin temeline dinamit yerleştiriyorlar, cinsellik ve cinsiyetle ilgili bilinen herşeyi yıkıyorlar ve bunu bilinçli yapmıyorlar: Onlar interseks.

Silahları ise kromozomları ve belirsiz genital organları. Cinsiyetlerin kavşak noktası, tampon bölgesi, harikalar diyarı ve cehennemini yaşayan interseks bireyler hakkında ne biliyorsunuz? Neredeyse hiçbirşey.

27 Nisan 2013 Cumartesi saat 16:00’da Lambda Kültür Merkezi’nde gerçekleştireceğimiz bilgilendirme toplantısında interseks olmayı konuşuyoruz. Kendisi de interseks bir birey olan Belgin İnan interseksin ne olduğu ile ilgili temel bilgiler verecek, bunun yanı sıra kendi yaşamından hikayelerle bu durumun toplumda nasıl karşılandığına ayna tutacak ve gelen soruları yanıtlayacak.

İnterseks durumları

tttt

  • 5-alpha reductase deficiency
  • Androgen Insensitivity Syndrome (AIS)
  • Aphallia
  • Clitoromegaly (large clitoris)
  • Congenital Adrenal Hyperplasia (CAH)
  • gonadal dysgenesis (partial & complete)
  • hypospadias
  • Klinefelter Syndrome
  • micropenis
  • mosaicism involving “sex” chromosomes
  • MRKH (Mullerian agenesis; vaginal agenesis; congenital absence of vagina)
  • ovo-testes (formerly called “true hermaphroditism”)
  • Partial Androgen Insensitivity Syndrome (PAIS)
  • Progestin Induced Virilization
  • Swyer Syndrome
  • Turner Syndrome

Bu yazının devamını oku

Bedenlerimizin ve Cins[iyet]lerimizin Patolojikleştirilmesine Karşı / Curtis E. Hinkle

toplumsal-cinsiyet11

Seksist bir Yutturmaca
Curtis E. Hinkle
Uluslararası İnterseksüeller Organizasyonu Kurucusu

(http://cevirieylem.tumblr.com/post/4012350540/bedenlerimizin-ve-cins-iyet-lerimizin adresinden alınmıştır)

Hepimiz bir yutturmacanın kurbanlarıyız. Cinselliğin ikili inşası (erkek/kadın), seksin ikibiçimli olduğu yanılsamasını yaratan tıbbi sosyal bir kurgudur. Bunu yaratmak için, tüm “anormallikleri” ortaya çıkarıldıkları an patolojikleştirme gereği ortaya çıkıyor.  Bu konuda, “atipik” [tipik olmayan] şeklinde kimliklendirilmiş tüm beden ve ruhları “normalleştirmek” ve kontrol altına alma rolü olan tıbbi ve psikiyatrik erk tarafından interseksüeller ve translar aynı alamete yerleştirildiler.

Ama eğer interseksüeller ve translar aynı tıbbi tedaviye başvururlarsa, interseksüalite, bilinçli bir rıza olmadan bu ikili yutturmaya ve tedaviyi onaylayan tıbbi tanıya itaat edecektir.

Bu yazının devamını oku

biraz da heteroseksüel cis bireyler açılsa artık

Doll #7

türkiye’de şöyle röportajlar okumak, şöyle hikayeler duymak istiyorum:

“çocukken hep barbie bebeklerle oynardım. saçlarına, kıyafetlerine bayılıyordum. yemek yapmaya da daha o zaman meraklıydım, oyuncak fırınım, tencerelerim vardı. anaokulu öğretmeniyim, işimi seviyorum. 28 yaşında heteroseksüel bir erkeğim”

“çocukken oyuncak kamyon, cip, araba koleksiyonum mahalledeki arkadaşlarımı kıskandırırdı. oldum olası serüven, yolculuk beni çekmiştir. tır şoförlüğünü seçeceğim daha o zaman belliydi. işimi seviyorum. konakladığım yerlerde seksi erkekler de var, takılıyoruz arada. 33 yaşında heteroseksüel bir kadınım.”

biliyorum bu uzak bir ütopya. ama böyle heteroseksüeller olmadan lgbt’lere de gün yüzü yok bence. toplum klişeleri, tabuları, kategorileri, etiketleri topyekün üzerinden atmadan ayrımcılık da, basmakalıp cinsiyet rolleri de, lgbt’lerin bu rolleri kendi üzerlerine de alınıp gevelemeye devam etmeleri de değişmeyecek. lgbt’leri de aşan genel bir cinsel kimlik sorunu var. bunun içine kadın sorunu da dahil, erkeklerin sıkıştırıldığı, yönlendirildiği şiddet kültürü de dahil. eşcinsel ya da trans olmayanların da bunu görmesi gerek.