İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Tag Archives: interseks

Ünlü Top Model İntersex Olduğunu Açıkladı

Kaynak: BBC Türkçe.

Ünlü  Top modelin interseks olduğunu açıklaması büyük sansasyon yarattı. 

Belçikalı top model Hanne Gaby Odiele, “İnterseks” yani hem erkek hem kadın cinsiyet özelliklerine sahip olarak doğduğunu açıkladı.

ABD’de yayımlanan USA TODAY gazetesine konuşan 29 yaşındaki model, “tabuları yıkmak amacıyla” bu açıklamayı yaptığını söyledi.

Odiele, “inmemiş testis” denilen tıbbi durumla doğduğunu, kanser riski taşıması nedeniyle 10 yaşında ameliyatla yumurtalıklarının alındığını(gonadektomi) belirtti.

“Ameliyattan bir süre sonra çocuk sahibi olamayacağımı anladım” diyen Odiele, “Regl olmuyordum. Kendimde bir farklılık olduğunun farkındaydım” dedi.

Tıbbi adı “Androjen Duyarsızlığı” olan sendromla   { androgyn insensitivy syndrome } doğan Odiele, “Yaşadığımız bu zamanda ve çağda bunlardan bahsetmenin tamamıyla normal olması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

18 yaşında vajina konstrüksiyon ameliyatı olan ünlü model, kendi yaşadığı sıkıntıları başkalarının yaşamaması, ailelerin gereksiz ( tıbbi gerekliliği olmayan toplum normlarına uydurmaya yönelik kozmetik nitelikli ) ameliyatlardan çocuklarını koruması gerektiğini düşündüğü için bu açıklamayı yaptığını kaydetti.

Eşinden ve Vogue dergisinden övgü

“İnterseks” olmanın büyütülecek bir şey olmadığını söyleyen Hanne Gaby Odiele, “Eğer benimle baştan beri dürüst olunsaydı , benim için bu kadar travmatik olmazdı.  Bunun bende bir travma olmasının sebebi dürüst olunmamasıdır” dedi.

Odiele’in model olan eşi John Swiatek de, USA TODAY’e, eşinin durumu hakkında konuşmasından gurur duyduğunu açıkladı.

Ünlü moda dergisi Vogue ise “İnterseks olarak doğanlar sesi” diyerek tanımladığı Odiele’in cesaretini övdü.

Birleşmiş Milletler verilerine göre “İnterseks” kişiler, toplam dünya nüfusunun yüzde 1,7’sini oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği “Free&Equal” çalışması sonuç bildirgesi

SONUÇ BİLDİRGESİ

*Aşağıdaki metin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’nin bildiri metnidir.

Çeviri: Evrim Bal

United_nations_flagİNTERSEKS

 İnterseks Ne Demektir ?

İnterseks insanlar ; genital organlar , kromozom yapısı, gonadlar  vb. açısından tipik dişi ve erkek  özelliklerini tam olarak göstermeyen cinsiyet karakteristiğiyle doğan insanlardır.

İnterseks kelimesi doğuştan gelen ve çok çeşitli farklı bedensel varyasyonları tanımlamak için kullanılan ortak şemsiye bir  terim ve tanımlamadır.

Bazı durumlarda interseks durumu doğuş anında farkedilebilir ama bazı durumlarda ise ergenliğe kadar anlaşılamayabilir.

Bazı kromozomal interseks varyasyonları (çeşitleri)  ise fiziksel olarak görülemeyebilir(anlaşılamayabilir).

Uzmanlara göre ,  nüfusun % 0.05’i ila % 1.7’si arası birey interseks özellikleriyle doğmaktadır. Bu rakamın oransal olarak  kızıl saçlı doğanlarla benzer olduğu tespit edilmiştir.ohchr-logo

İnterseks olmak , o kişinin biyolojik cinsiyet karakteristiğiyle ilişkilidir. Ancak o kişinin cinsel oryantasyonundan(yöneliminden) ve cinsiyet kimliğinden bağımsız bir olgudur. İnterseks bir kişi heteroseksüel(düz cinsel) , eşcinsel (gay veya lezbiyen) ,biseksüel veya aseksüel olabilir. Ve kendini kadın veya erkek veya her ikisi birden olarak tanımlayabilir. Ya da hiç birisi olarak tanımlamaz. Bu , o kişinin tercihidir.

Intersex_flag.svgBedenleri çoğunluktan farklı görünebildiği için interseks çocuklar veya interseks yetişkinler genellikle yaftalamaya veya dışlanmaya , küçük düşürülmeye maruz kalabilmektedirler. Ayrıca sağlık haklarından faydalanamama veya bedensel bütünlüklerine yönelik ihlâller gibi durumları içeren  çok çeşitli insan hakları ihlâllerine maruz kalabilmektedirler. Zoraki yapılan ilaç tedavileri ve bedensel eziyetlere maruz kalabilmekte ve ayrımcılığa uğrayarak eşitlik hakkından faydalanamayabilmektedirler. Bu yazının devamını oku

Dünya İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyoruz !

12189525_443402689180379_5470152569295442921_n

Bugün, 19. kez, interseks bireyler, zorla uygulanmış cerrahi operasyonlardan hayatta kalanlar, sevgililer, eşler, aileler, arkadaşlar ve müttefikler tüm dünyada İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyor ve Boston’da 26 Ekim 1996 tarihinde gerçekleştirilen dünya tarihindeki ilk interseks protestosunu anıyor. Amerikan Pediatri Akademisi’nin yıllık toplantısı sırasında Heidi Walcutt tarafından gerçekleştirilen bu protestonun başlattığı hareket bugün tüm dünyada büyüyerek devam ediyor ve interseks görünürlüğünü her geçen gün arttırıyor. İnterseks hareketinin zorunlu genital ameliyatları durdurmak için örgütlü mücadelesi 20 yılı aştı. İnterseks Farkındalığı etkinlikleri dünyanın çeşitli kentlerinde 8 Kasım’a kadar devam edecek.

Son yıllarda dünyada interseks bireyler açısından iç açıcı gelişmeler yaşanıyor. Fransa, Almanya, Malta, Şili, ABD gibi pek çok ülkede intersekslerin kimlik belgelerinde cinsiyet belirtme zorunluluğunun kalkması, interseks çocuklara yapılan ameliyatların yasaklanması ya da bu konuda açılan hukuki davaların olumlu sonuçlanması gibi gelişmeler, bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi’nin interseks çocukların bedensel bütünlüğünün korunması ve interseks hakları konusundaki girişimleri ve tavsiyeleri umut verici.

Nereden nereye geldik?

Türkiye’ye bakarsak; Türkiye’de kurumsallaşmış bir interseks hareketinden söz edemiyoruz belki ama on yıl hatta beş yıl öncesi ile karşılaştırdığımızda hayal bile edemeyeceğimiz kadar yol aldık. Öyle büyük bir suskunluğun, görünmezliğin içinden geliyoruz ki son bir kaç yıldır en azından LGBT camia içerisinde edindiğimiz görünürlük ve bir elin parmaklarını zar zor geçen sayıdaki interseks yoldaşlarımız bile çok anlamlı bizim için.

Türkiye’de bir interseks aktivizminin varlığından söz edeceksek bunun başlangıçta internet üzerinden örgütlenme sayesinde, çeşitli internet mecraları sayesinde, en önemlisi de LGBT camiadan interseks olmayan yoldaşların destekleriyle mümkün olduğunu belirtmeliyim. İnterseks bireylerin henüz birbirlerine ulaşamadıkları, sayımızın az olduğu dönemlerde lezbiyen, gey, biseksüel, trans, kuir, anarkofeminist arkadaşlar bizim sesimiz olmaya çalıştılar, iyi ki hala yanımızdalar. Neler yaptık diye kısaca bir göz atarsak, sürecin temelini LGBT örgütlere ulaşıp temaslar kurmaya başladığımız 2009 yılının oluşturduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Blog ile çıkmıştık yola…

Ardından intersexualshalala.wordpress.com blogumuzun kurulması, buradaki yazıların Lambda, Kaosgl, Pembe Hayat gibi başka örgütlerin yayın organlarında da çıkması, bu şekilde ufak ufak LGBT çevrelerde interseksin görünürlük kazanmaya başlaması geldi. Bu sırada blog sayesinde biz interseks aktivistleri birbirimizi bulmaya devam ettik, blogun yanı sıra bütün sosyal medya platformlarında hesaplarımızı açtık. Gerek kişisel hikayelerimizin kendi ağzımızdan aktarımı ile, gerekse çeviri çalışmaları ile bu blog Türkçe’deki en doyurucu interseks bilgi kaynağı oldu desek yanlış olmaz. Blogda bazı yazıları İngilizce ve Kürtçe’ye de çevirdik.

Ayrıca, onur haftası kapsamında Arjantinli interseks aktivist Mauro Cabral’ın İstanbul’da bir konuşma yapması, ardından Gabrielle Le Roux’nun “Türkiyeli, Trans, Gururlu” adlı çalışması dahilindeki kitapta blogdaki yazılardan birisinin de İngilizce’ye çevirilerek yer alması, yine blogumuzdaki yazıların Almanca’ya çevrilerek Almanya’da intersekslerin deneyimlerinin anlatıldığı bir kitapta yer alması dünyadaki interseks aktivistlerini de Türkiye’deki intersekslerden haberdar etti.

LGBTİ’nin “İ”si

Bu sırada Lambda ve diğer örgütlerde zaman zaman toplantılar yaparak LGBT müttefiklerimizin interseks bireyleri daha iyi tanımalarını sağlamaya çalıştık. Bu esnada blog aracılığı ile sayımız artmaya devam etti. Onur yürüyüşlerine katılmaya başladıktan bir kaç yıl sonra Lambda’nın “interseksler vardır” lolipopları da onur yürüyüşünde belirmeye başladı ki bu da bizim açımızdan önemli ve hoş bir şeydi. Onur yürüyüşünde gey, lezbiyen, trans, biseksüel lolipoplarının, pankartlarının yanı sıra intersekslerin de adını görmek bir dönüm noktasıydı. Aynı zamanda Lambdaistanbul İnterseks Manifestosu’nu yayınlayarak bundan sonra mücadeleye LGBTİ çatısı altında devam edeceğini duyurdu, bugüne kadar “İ”nterseksi eksik bıraktığı için tüm interseks bireylerden özür diledi. Yola çıkarken lgbt’nin bir de “i”si var, “i” harfini getirmeye geldik demiştik, bunu başardığımızı artık her yerde görüyoruz. “LGBTİ” kısaltması o kadar yaygınlaştı ki homofobik yayınlarda bile artık “i”yi eksik etmiyorlar 🙂

Türkiye pratiğinde 3. dalganın en ilham verici örneklerinden biri olan Feministival’de de yoldaşlarımız sayesinde intersekslerin adının geçmesi feminist hareket ile birbirimizi kucaklamaya dair çok hoş bir gelişmeydi.

Medya görünürlüğü ve video çalışmamız

Bizim için göreceli küçük ama önemli zaferlerden biri de fotoğrafsız, çekine çekine de olsa Hürriyet, Cumhuriyet, Bianet gibi yayın organlarına verdiğimiz röportajlar oldu. Bu şekilde ilk kez daha geniş kitlelere ulaşma şansı bulduk. Bu yıl ise herşey çok daha farklı. Başka bir heyecan içindeyiz. Çünkü biz interseks aktivistleri artık öyle bir iki kişi değiliz, birbirimizi bulduk, hepimiz biraraya gelme, tanışma, hikayelerimizi birbirimizle paylaşma imkanı bulduk, arkadaş olduk, dost olduk. Artık bir iç dayanışma grubumuz var. En son geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz değerli trans aktivisti Aligül Arıkan’ı anma etkinliklerinde hep birlikte bir video hazırladık ve gösterimini yaptık. İlk kez böyle kamusal bir etkinlikte yüzlerimizi açtık, sesimizi duyurduk. Bu çok başka bir duyguydu.

Sırada bir arkadaşımızın kitap projesi ve daha bin bir türlü fikrimiz, planımız var. Umuyoruz ki önümüzdeki süreçte bir çocuğun interseks olduğu fark edildiğinde ailenin danışmak, dayanışmak için başvurabileceği bir örgütlenme haline geleceğiz. Belki bir doktor, psikolog, psikiyatrist interseks bir danışan gördüğünde destek için bize yönlendirecek. İnterseks bireylerin haklarını koruyan bir yasa çıkacak, interseks çocuklar artık rızaları olmadan ameliyat edilemeyecek. Bu noktaya gelmek için daha almamız gereken çok yol var biliyoruz ama umutluyuz. En büyük motivasyonumuz bizden sonraki nesile daha iyi şartlar sunabilmek, bizim yaşadığımız travmaları bundan sonra doğacak interseks çocukların yaşamadıklarını, mutlu ve engellenmeyen bireyler olabildiklerini görebilmek.

İnterseksüel Şalala Yazarları adına Belgin

Fransa’da ilk “NÖTR” Cinsiyet Kimliği Verildi !

*Aşağıdaki haber Hürriyet gazetesinden alınmıştır. ( 14 Ekim 2015)

İlk defa Fransa’da bir mahkeme, daha önce erkek olan bir Fransız vatandaşının kimliğindeki “cinsiyeti” hanesine, “nötr cinsiyet” ibaresini kullanabilmesine karar verdi.image

Tours şehrindeki idari mahkemeye başvuran 64 yaşındaki Fransa vatandaşı, her iki cinsiyete ait organlar ile doğduğunu, bir “mikropenis”e sahip olduğu için kimlik kartına “erkek” yazıldığını söyledi.

Hayatının hiç bir bölümünde kendisini bir erkek gibi hissetmediğini, sakalının çıkmadığını ve kaslarının gelişemediğini söyleyen 64 yaşındaki Fransız vatandaşı, aynı zamanda kendisini bir kadın olarak da hissetmediğini dile getirerek mahkemeye başvurduğunu ifade etti.

Mahkemeden kimlik kartındaki “cinsiyet” hanesine “nötr cinsiyet” yazılması için müracaat eden 64 yaşındaki vatandaşa hak veren hakim mahkeme kararını Tours şehrinin nüfus idaresine gönderdi.

ALMANYA İLK AVRUPA ÜLKESİ

11709554_641534132647860_1197534594268011666_nAlmanya, 2013’te çıkarılan bir yasayla iki cinsiyetin özelliklerini de taşıyan bebekleri kadın ya da erkek yerine üçüncü cins olarak kaydeden ya da cinsiyetini belirlememeyi kabul eden ilk Avrupa ülkesi oldu.

Alman pasaportlarına da, M ve F harfleriyle ifade edilen erkek ve kadın kategorilerinin yanısıra, interseks bireyleri ifade eden X harfi eklendi.

Uygulamanın bir örneği de Nepal‘de bulunuyor. Nepal, 2007 yılında anayasa mahkemesi tarafından alınan bir kararla kimliklere üçüncü cinsiyet seçeneğini ekledi.

Avustralya hükümeti de 2011 yılında pasaportlara üçüncü cinsiyet seçeneği ekledi. Trans bireylere yönelik ayrımcılığın ve gümrük kapılarında yaşanan bürokratik karışıklıkların önlenmesi amacıyla kadın ve erkeğin yanına ‘belirsiz’ seçeneğide yer alıyor.

Merhaba

Yazar: EREN 

c7a4149ffad4cc0f98ca218819e50c58

28 yaşını geride bırakmaya yaklaştığım şu günlerde geçmişimle ve kendimle barışma sürecimin getirdiği güzellikleri yaşıyorum bu aralar.

23 veya 24 sene önce yavaş yavaş beliren cinsiyet kavramlarına kıl olmaya başlamıştım aslında ama yine de o anlamsızlığı çok da takıyor değildim. Almanya’dan gelen kuzenler üstsüz evde koştururken benim bunları yapamayacağım söylenmişti, bu baya üzmüştü o zamanlarda. Gizli gizli top oynamak, bacakları dikip oturamamak, annemin bana küpe takma çabaları arasında yaşta ilerlerken sanıyordum ki kız denilen kesimin genel özelliği erkeklere özenmek ve onlar gibi olmak istemek. Ben de bu kesimden biriydim ve hatta daha asi sayılırdım, saçlarımı mantar kestirebiliyordum, annemin taktığı tacı bir sure sona çıkartabiliyordum, direniyordum.

Sanırım 21 sene önceydi, Bülent Ersoy’un cinsiyet değiştirdiğini öğrendiğimde havalara uçmuş ve hemen kuzenime söylemiştim; Ben de cinsiyet değiştireceğim büyüyünce. O annesine yani teyzeme söylemişti, teyzem de anneme. Annem sanırım transfobikti o zamanlar?, güzel dayak yemiştim.

16 sene önceydi, küçük mahallemdeki iki kız arkadaşımdan birinin kocası birinin de metresi olarak oynadığım evciliklerin son dönemleriydi.Yavaş yavaş ailenin kadınları “kıza dönüşme” öncesi belli ritüellere başlamıştı. Annem İpek Ongun kitabı alıyor, benden yaşça büyük kuzenim genç kızlık deneyimi içeren eğitim kitabını bana verip anlatıyordu. Bir keresinde bunların etkisiyle rüyamda kanamam olduğunu görmüş, ya gerçekse diye saatlerce yataktan kalkamamıştım.

15 sene once işler beklenildiği gibi gitmemeye başladı. Spor yaptığım için çoğunu kamufle edebileceğimiz değişimler başlamıştı. Ben tabi farkında olmadan mahallede top peşinde koştururken annem dehşetle boyumun birden bire uzamasını, sesimin kalınlaşmasını ve hiç göğüs gelişimimin olmamasını gözlemliyordu. Sonra bir gün hastaneye gideceğimiz söylendi… Şikayetimiz; adet görmeme – boyda aşırı uzama – ses kalınlaşması.

Ben hayatımdan memnundum fakat annem fazlasıyla dert edinmiş kendine. 3,5 yıl sürecek hastane serüveni böyle başladı. Doktor doktor koştururken bir yandan süngerli sütyen falan alıyordu annem. Makyaj malzemesi bile aldı.Tanı konulamayan ve testlerle dolu bu üç buçuk yılın sonunda basit bir ultrasonla kasıklarımda testis olduğunu farkettiler. Sonradan yanlış olduğunu öğrendiğim o zamanki tanı Testiküler Feminizasyon’du

Tabi işin güzel yanı bu süre içinde kendi ürettiğim testesteronla ergenliğimi tamamlıyordum. Sonradan testesteron sayesinde olduğunu anladığım bir dünya başarı elde etmiştim sporda. Sonra bir yaz günü “bu testisler çocuğu kanser yapar, hemen alıp östrojene başlayalım” dediler

Ve testislerimi aldılar. Soran olursa kasık fıtığı ameliyatı diyecektim. Bu anlarda bana psikologa götürülmem söylendi ama hastaneden kaçmam gerekiyordu ve hep reddettim. Doktorlar ailemin ve stajer çekirgelerinin yanında kadınlardan mı erkeklerden mi hoşlandığımı sordu. Bunu belirleyici sanıyorlardı sanırım. İçimdeki hormonun ve ergenliğin getirisiyle stajerin göğüs dekoltesine bakarken erkeklerden hoşlanıyorum dedim. Cinsiyet değişikliği teklif edildi ama tek sosyal hayatım spor çevrem ve yarışmalardan oluşuyorken sonrasında ne yapacağımı bilemedim. Erkek olarak spora devam edemezdim. Kaldı ki annem çok fazla ağlıyordu, daha fazla üzülmelerini istemezdim. Hayır dedim. Belki de böylesi daha iyi oldu, o yaşta ve küçük bir şehirde bu değişimi yaşamak daha farklı travmalara sebep olabilirdi.

Elime de Estraderm verdiler ilaç niyetine. Tam olarak ne olduğunu anlayana kadar iki buçuk yıl kullandım östrojeni. Vajina kısmına bir operasyon yapılacaktı fakat daha erken, evleneceği zaman yaptırırsınız demiş doktor (sağolsun). Sonradan annemden öğrendiğime gore göğüs kısmına da protez önermişler. Neyseki (!) hormon görevini yerine getirdi de biraz göğüsler oluşmaya başladı.

Sonra sessiz dönemler başladı. Ailemin yanındayken özellikle garip bakışları göğüslemek daha da zordu. Ben alışmıştım sıkıntı yoktu fakat onların üzülmesini istemiyordum. Kabullenmiş hayatına devam eden bir genç olarak annemin de iteklemesiyle üniversiteyi kazandım. Benim görmediğim koruyucu bir kalkan olarak çalışmış annem, kendi ayaklarım üstünde durabilmem için seçtiğim mesleği bile o sevdirmiş.Annem, haksız rekabetten dopingli sayılan sporcuların haberlerini okudukça spor hayatımın da yavaş yavaş bitmesi gerektiğini biliyordu. Sağolsun östrojen yavaş yavaş kilo aldırmaya başlamıştı ve giderek güçsüz hissetmeye başlamıştım. Gülle ve Disk atıyordum ve bu sporda Dünya çapında derece beklenen bir sporcuyken, kötü atışlar yapmaya ve eski derecelerime ulaşamamaya başladım. Kendiliğinden bitti spor.

Kadınlardan hoşlanıyordum, üniversitede butch kavramını yakalayıp sahiplenmiştim. Mis gibi eşcinseldim işte. Başka bir tanıma ihtiyaç duymuyordum. 8 ay öncesine kadar da o şekilde yaşadım. En yakınımdan bile interseks kimliğimi saklayıp hayatıma devam ediyordum.Trans kimliğimden ise haberim bile yoktu. Uzak durmak daha iyi gibiydi, yeniden hastanelerde koşturmak, aileye bunu açıklamak, çevremi adapte edebilmek yerine olduğum gibi yaşamak daha kolaydı.

Sonra bir kırılma noktası yaşayıp senaryoyu mutlu sona çevirmeye başladım. İnterseks ve Trans Erkek olarak açıldım önce kendime, sonra çevreme ve aileme.

Ailem bu duruma benden daha çok sevindi sanırım, tabuya dönen ailede kimsenin bahsetmediği konuları döktük birbirimize. Şu an süre giden bir cinsiyet geçiş sürecinin içinde yoluma devam ediyorum ve bana konması gereken tanının aslında Testiküler Feminizasyon değil de 5 Alfa Redüktaz Eksikliği olduğunu öğrendim. Onu daha bi benimsedim doğrusu. Anne karnında 46 xy karyotipinde biyolojik bir erkek olarak gelişirken enzim eksikliği sonucu testosteron, dihidrotestesterona dönüşememiş ve dış genitaller dişi yönünde gelişip piyasaya sunulmuşum. Sağolsun o enzimin eksikliğinde sıkılmaya fırsat bulamadığım garip ve ilginç bir hayatım oldu.

Aslında daha detaylı bir yazı yazmayı planlıyorum fakat o günlere dair çok şey olmadığını farkettim hafızamda. Lisede mantık dersindeyken işini iyi yapan bir öğretmenimiz sınıfa yaşadığımız kötü şeyleri unutacağımız bir seans düzenlemişti. Herkes gözlerini kapatıp, unutmak isteyeceği şeyleri bir kağıda yazdığını hayal ediyordu. Sonra o kağıdı buruşturup uzay boşluğuna fırlatmıştık hayalimizde. Bütün hastane süreçlerim, doktor görüşmelerim, ameliyat anı ve sonrası da o yolculuktaydı.

İnterseksler Onur Yürüyüşü’ndeydi

Bugün düzenlenen İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşü’nün engellenmesini, çok sayıda LGBTİ’ye polis tarafından gaz, TOMA ve plastik mermilerle saldırılmasını, LGBTİ’lerin toplantı ve yürüyüş haklarının engellenmesini kınıyoruz! Özellikle Gezi olayları ile başlayan ve son genel seçimler ile devam eden süreçte LGBTİ’lerin de siyasal bir aktör, ciddi bir muhalefet unsuru oldukları iktidar tarafından iyice anlaşılmıştır. Bu yaşanan saldırılar gücümüzü gösteriyor. Görünürlüğümüzün artmasından rahatsız olanlar, sesimizi kısmak isteyenler var. HER YERDEYİZ, ALIŞIN!

İnterseks bireyler olarak biz de bugünkü Onur Yürüyüşü’nde yerimizi aldık, en azından bazı arkadaşlarımız yürüyüşe katıldı. İmkan verilse, yürüyüş daha sağlıklı devam etse daha da fazla görünürlük sağlayacaktık. Önümüzdeki aylarda interseksler olarak biraraya gelip örgütlenme yolunda daha sağlam adımlar atacağız. BU DAHA BAŞLANGIÇ, MÜCADELEYE DEVAM!

 

KABULLENMENİN 5 EVRESİ

11709554_641534132647860_1197534594268011666_n

KABULLENMENİN 5 EVRESİ :

1. İnkâr; 2. Öfke; 3. Pazarlık; 4. Depresyon; 5. Kabullenme

Lgbti hareketimizi tebrik etmek lazım. Yıllarca süren mücadeleleriyle artık kabullenmenin 2. aşamasına yükselttik toplumu. Şimdiye kadar sadece yok sayılıyorduk, inkar ediliyorduk, bir avuç sapkın diye yaftalanıyorlardı LGBTİ ler. Ama artık devletin ve toplumun geri kalmış zihniyetinin öfkesine maruz kalmaya başladık. Bundan sonra ise daha çok “ne yaparlarsa yapsınlar, ne ediyorlarsa etsinler ama yeterki benim gözümün önünde yapmasınlar” diye pazarlık yapmaya başlayacaklar ve böylece 3. aşamaya geçilecek.

1969’da 46 yıl önce New York’da Stonewall olayında polis LGBTi’lerle çatışırken ve onları yaka paça tutuklarken bugün aynı noktada kolkola yürüyüş yapıyorlar, büyük şirketlerin sponsorluğunda şenlik havasında geçit yapıyorlar (Gerçi bir yandan da bu sponsorluk meselesi tartışılıyor ve eleştiriliyor. Kapitalizm karşıtı lgbti’ler tepki koyarak ayrı yürüyüşler düzenliyor). Yani insan hakları, özgürlük, çağdaş değerler, hümanizm er ya da geç kazanacak. Siz isteseniz de istemeseniz de hayatın gidişatını durduramazsınız. Değişmeyen şey değişimin kendisidir, bu kadar basit. Tarihin doğru tarafında durup vicdanen rahat olmak için -kayıtsız ve şartsız- her şekilde insan haklarını ve özgürlükleri desteklemenizi dilerim. Hep buradaydık, buradayız ve hep var olacağız. Alışın her yerdeyiz.

Pidgeon Pagonis’in Al Jazeera röportajı

Chicago’da yaşayan interseks aktivisti Pidgeon Pagonis, Al Jazeera’ye interseks çocuk ve gençleri anlatıyor – Türkçe altyazılı (Çeviri: Çağla Altıntaş)

İnterseks Nedir?

Inter/Act gençlerinin hazırladığı “İnterseks Nedir?” videosu Türkçe altyazı ile karşınızda! Yaygınlaştıralım!

Çeviri ve alt yazı: Çağla Altıntaş

Malta interseks çocuk ameliyatlarını resmen yasaklayan ilk ülke oldu

11096691_654861327952527_4283444356376141546_n

Malta’da önceki gün kabul edilen yasa tasarısı tıp profesyonellerinin interseks bebek ve çocuklarda gereksiz cerrahi müdaheleler uygulamasını yasaklıyor.

İnterseks hak savunucuları uzun zamandan beri bu tür yasaların dünya çapında kabulü için mücadele veriyor. İnterseks çocukları “düzeltme” ameliyatlarının ruhsal ve fiziksel açıdan zararlı ve gereksiz olduğunu savunan interseks aktivistleri, interseks bireylerin kendi kimliklerini kendileri belirlemesi ve cerrahi bir operasyon istiyorlarsa bunun yetişkinlikte yapılması gerektiğini savunuyorlar.

Malta devlet yetkilileri şimdi tıp profesyonelleri ile birlikte çalışarak interseks çocuklar için en uygun uygulamaları belirleyecekler, genel ahlak ve toplumsal tabularla ilgili kaygıların bu uygulamaları şekillendirmesini ve çocuğun kendi bedeni üzerindeki kontrolünün hiçe sayılmasını engelleyecekler.

Yeni yasa aynı zamanda cinsel kimliklerin tanınmasıyla ilgili düzenlemeler ve trans ve interseks bireyler için yasal koruma getiriyor. Bazı aktivistler Malta’da kabul edilen yasanın şu an dünyada en modern ve ilerici yasa olduğuna dikkat çekiyor.

Maltalı Avrupa Parlementosu Üyesi Miriam Dalli gelişmelerle ilgili “Trans ve interseks bireylerin haklarıyla ilgili en kapsamlı ve en ilerici yasalara sahip ülkeden olmakla gurur duyuyorum. Hiçkimse kimliğinin tanınması için zihinsel olarak hasta olarak sayılmak, zorunlu ameliyatlara maruz kalmak, evliliğini sonlandırmak zorunda kalmamalı. Tüm samimiyetimle, diğer Avrupa ülkelerinin de Malta örneğini takip etmesini ve küçük düşürücü, ayrımcı uygulamaları geride bırakmasını diliyorum” diye konuştu.

GIGESC - EN

Transgender Europe Eş Başkanı Alecs Recher ise konuyla ilgili şunları dile getirdi: “Cinsiyet Kimliği, Cinsiyet İfadesi ve Cinsiyet Karakteristikleri Yasası Avrupa’da bir dönüm noktası, bir referans haline gelecek. Bu yeni Malta yasasının getirdiği geniş kapsamlı haklar ve yenilikçi uygulamalarla ilgili heyecanlıyız. Yasa tamamen interseks ve trans bireylerin kendilerini ifade ettikleri kimlikle tanınmaları üzerine kuruldu. Bu yasa eşit bir toplum için gerekli şartları da sağlıyor ve interseks ve trans bireyleri yaşamın her alanında koruyor.”

Diğer Eş Başkan Arja Voipio ise, Recher’in sözlerine Avrupa’nın geri kalanında da yasa yapıcıların bu yenilikçi ve öncü yasadan ilham almasını dilediklerini ekledi.

İnterseksüel Şalala olarak biz de Malta’da bu yasa için emeği geçen tüm aktivistleri ve siyasetçileri kutluyor, özellikle Malta’daki interseks ve trans arkadaşlarımıza umut dolu selamlar gönderiyoruz.