İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Tag Archives: LGBT

“Atadığınız cinsiyetleri reddediyorum, ben interseksim”

Haberi Hazırlayan : KAOS GL adına Aslı Alpar.

Fotoğraflar : Koray Arkadaş.

12. Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Ulusal Kongresi üçüncü gününde “Beden Tıbbın Cinsiyet Sınırlarına Uymadığında” oturumunda tıbbın intersekslere yaklaşımı tarihi aşamaları ile ele alındı.

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin (CETAD) bu yıl 12.’sini düzenlediği Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Ulusal Kongresi üçüncü gününde “Beden Tıbbın Cinsiyet Sınırlarına Uymadığında” konulu bir oturum gerçekleşti. Oturumun moderatörlüğünü Koray Başar üstlendi.

Oturumda geçmişten günümüze tıbbın intersekslere yaklaşımı ile interseksler ve Türkiye’de bu konuda çalışan hekimlerle yapılan bir araştırmanın bulguları ele alındı. Oturumda ayrıca intersekslerin bu alanda yürüttüğü politik mücadeleden de bahsedildi.

“Hekimler interseks kişilerin otonomisine izin vermeli”

Oturumun ilk konuşmacısı Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji Bilim Dalında öğretim üyesi Alev Özön oldu. Özön oturumda“Cinsiyet Gelişimi Bozukluklarına Yaklaşım”a dair konuştu.

Konuşmasına erken ve geç dönem cinsiyet gelişim bozukluklarına değinerek başlayan Özön, doğum sırasında bazen de yaşamın ilerleyen yıllarında bedenlerinin tıbbın ‘normal’ kabul ettiği ‘erkek’ ve ‘kadın’ özelliklerini taşımadığında tıbbın bu süreci nasıl ele alması gerektiğini katılımcılarla paylaştı.

Tıbbın intersekslere yaklaşımına dair son yıllardaki değişikliklerden bahseden Özön, interseks çocukların ebeveyninin psikososyal yönden desteklenmesi gerektiğini belirtti. Özön “Tıbbın intersekslere 1950’lerdeki yaklaşımı ne yazık ki uzun süre uygulandı. Bu yaklaşım cinsiyet kimliğinin kişiye empoze edilerek değiştirilebileceği varsayımına dayanıyordu. 90’lı yıllarda cinsiyetin doğumda belli olduğu ve bu empozenin işe yaramayacağı söylendi. Doğruydu ancak bana kalırsa, çoklu belirleyeni olan bir konuyu her iki yaklaşım da basite indirgiyordu. Nihayet 2000’li yıllarda çoklu belirleyen anlayışı kabul gördü ve 2010’dan günümüze de interseksler ikili cinsiyet üzerinden değerlendirilmiyor” dedi.

“Hekimler interseks kişilerin otonomisine izin vermeli” diyen Özön günümüzde tıbbın da bu yaklaşımı savunduğunun altına çizdi.

“Bazı hekimlerin intersekslere yaklaşımı bilimsel kararlarla değil toplumsal algılarla oluyor”

Oturumun ikinci konuşmacısı Ceren Aydın “İnterseks ve Cinsiyet Özelliklerindeki Çeşitliliklerin Medikalizasyonu”na dair katılımcıları bilgilendirdi. Aydın, Türkiye’de interseks bireylerin deneyimlerini hekimlerle görüşerek hazırladığı araştırması ile birlikte sundu.

Ne yazık ki bazı hekimlerin intersekslere yaklaşımı bilimsel kararlarla değil toplumsal algılarla oluyor” diyen Aydın, geri dönüşü olmayan tıbbi müdahalelerin etik açıdan içinde barındırdığı sorunlara değindi.

Aydın, interseks kişiler ve alanda çalışan hekimlerle yaptığı görüşmelerden örneklerle konuşmasını sürdürdü. Tıbbın ikili cinsiyet normlarını merkeze alarak gerçekleştirdiği müdahalelerin intersekslere verdiği kalıcı zararları sıralayan Aydın bu kişilerin tıbbi süreçte izole edildiğini vurguladı.

Aydın konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı: “yaptığım görüşmelerde interseksler hekimlerin bedenlerini nesneleştirdiğini söyledi. Yaşadıkları ayrımcılığı şöyle özetlemek mümkün: Hekimlerin özneye söz hakkı tanınmaması, rızaları alınmadan yapılan tıbbi müdahalenin yarattığı travma ve hastane personelinin ayrımcı yaklaşım. Tıbbın intersekslere ‘düzeltme’ mantığı ile yaklaşmaması lazım.”

“Biz çeşitliliğiz ve tıp bizi bu şekilde tanımlamak zorunda”

Oturumun son konuşmacısı interseks aktivisti Şerife Yurtseven oldu.

Intersex Anatolian ve Türkiye İnterseks İnisiyatifleri adına çalışmalar yürüten Şerife Yurtseven konuşmasına “İnterseksler keşke modern tıbbın gelişmediği dönemde yaşasaydı. Keşke hiç tanışmasaydım ben de tıpla. Tıp hiçbir zaman hiçbir ülkede hiçbir interseksi mutlu etmemiştir. Çünkü biz hasta değiliz, ‘bozukluk’ kavramını da kabul etmiyoruz. Biz çeşitliliğiz ve tıp bizi bu şekilde tanımlamak zorunda” diyerek başladı.

Yurtseven interseks olarak kendi deneyimlerini aktardı ve “Bedenimiz hekimlerin çalışma sahası değil, biz kimsenin deneği değiliz” diyerek ikili cinsiyet sistemini eleştirdi. Yurtseven sözlerine şöyle son verdi: “Atadığınız cinsiyetleri reddediyorum, ne kadın ne de erkeğim, ben interseksim!”

Reklamlar

İnterseks hakkında yanlış bilinen 5 şey !

26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü vesilesiyle interseks hakkında yanlış bilinen beş şeyi açıklığa kavuşturuyoruz.

Yanlış 1: Herkes erkek veya kadın doğar

İnsanlar çoğunlukla dünyada erkek ve kadın olmak üzere iki grup insan olduğunu ve herkesin biyolojik ve genetik özelliklerinin bu iki kategoriye göre şekillendiğini varsayar. Fakat durum her zaman böyle değildir. Dünyada erkek veya kadın bedeni gibi genel kabul görmüş kategorilere uymayan cinsel niteliklere sahip milyonlarca insan var.  Hepsi olmasa da bu kişilerin birçoğu interseks olarak tanımlanıyor.

İnterseks, cinsel organları, eşeysel bezleri, hormonları, kromozomları veya üreme organlarını etkileyen bir dizi doğal farklılığı tarif etmek için kullanılan kapsayıcı bir terimdir. Bazen bu nitelikler doğuştan itibaren görünür durumdadır, bazen ergenlik çağında ortaya çıkar, bazense fiziksel olarak görünür değildir.

Yanlış 2: Nadir sayıda insan intersekstir

Uzmanlara göre insanların yüzde 1.7’si interseks özelliklerle doğar. Bu sayı, kızıl saçla doğanların sayısına yakındır. Buna rağmen, intersekslerin büyük oranda yetersiz temsil edilmesi nedeniyle interseks terimi çoğunlukla yanlış anlaşılıyor. Bu hafta Trump yönetiminden kamuoyuna sızan bir döküman, ABD hükümetinin cinsiyet ve toplumsal cinsiyeti “sabit” erkek ve kadın kategorilerine bölerek, bu kavramlara yeni tanımlar getirmeye çalıştığına işaret ediyor. Trans ve intersekslerin varlığını tamamıyla yok sayan böyle bir adım, ABD’de ve dünyanın geri kalanında insan hakları açısından çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yanlış 3: İnterseks olmak düzeltilmesi gereken bir durumdur

İnterseks birçok çocuk onları ‘normale döndürmek’ amacıyla ameliyat ediliyor. Bu müdahaleler, çoğunlukla vücudun büyük bir bölümünü etkilediği, tersine çevrilmesi mümkün olmadığı ve acil bir ihtiyaç olmadığı halde gerçekleştiriliyor.

Doktorlar ve ebeveynler iyi niyetli olabilir, ancak gerçek şu ki, interseks çocuklar üzerinde uygulanan prosedürler, kısırlık, fiziksel acı, idrarını tutamama ve hayat boyu süren psikolojik ıstırap da dahil olmak üzere çok büyük sorunlara yol açabiliyor. Üstelik tüm bunlar çocukları, toplumun kız veya erkek çocuğun nasıl görünmesi ‘gerektiğine’ ilişkin normlarına uygun hale getirmek için yapılıyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı araştırma, bunun bir insan hakları ihlali olduğunun altını çiziyor. Söz konusu müdahaleler, çoğunlukla, çocukların kendi bedenleriyle ilgili alınan kararlar hakkında görüş bildiremeyecek kadar küçük oldukları bir yaşta gerçekleştiriliyor ve ebeveynler olası riskler hakkında yeterince bilgilendirilmiyor.

Devletler, toplumsal cinsiyet ve çeşitlilikle ilgili zararlı ön kabullerle mücadele etmekle yükümlüyken birçoğu çocukları ‘uygun’ hale getirmek için gereksiz ameliyatlara maruz bırakmayı seçiyor.

Yanlış 4: İnterseksler transtır

İnterseks olmanın trans olmakla hiçbir ilgisi yoktur.

Fiziksel cinsel özelliklerimizin kendi cinsiyet kimliğimizi nasıl değerlendirdiğimizle veya kimden hoşlandığımızla ilgisi yoktur.

“Trans” kelimesi, cinsiyet kimliği doğuştan atanan cinsiyetinden farklı olan insanlar için kullanılan kapsayıcı bir kavramdır. “İnterseks” ifadesiyse, içsel kimlik algısıyla değil, fiziksel cinsel niteliklere dairdir. İnterseks ve trans ayrı kavramlardır, ancak bir interseks kendisini aynı zamanda trans olarak da tanımlayabilir.

Bir interseks heteroseksüel, gey, lezbiyen, biseksüel veya aseksüel olabilir ve kendisini kadın, erkek veya trans olarak tanımlayabilir ya da hiçbiri ile tanımlamayabilir.

İntersekslerin de transların da kendi cinsiyet kimliklerini seçme hakları vardır ve asla kendilerini rahat hissetmedikleri bedenlerle veya kimliklerle yaşamaya zorlanmamalıdırlar.

Yanlış 5: Hiç kimse intersekslerin haklarını savunmuyor

İnterseksin anlamıyla ilgili hala birçok yanlış fikir olsa da dünyanın dört bir yanında farkındalık yaratmak ve insan haklarını korumak için mücadele eden çok sayıda interseks hakları aktivisti var. İnterseks insan hakları savunucularının birçoğu, gelecekte hiçbir çocuğun kendi yaşadığı acıları yaşamamasını mümkün kılmak için çalıştığını söylüyor. İnterseks hakları aktivistş Eves ve Charlie, Uluslararası Af Örgütü’ne, açıklık ve kabul görme ihtiyacından söz etti.

Eves, “Toplum, insan olmanın karşılık geldiği çeşitliliğin tamamına daha açık olmalı, çocuklar da oldukları gibi büyüyebilmelidir” diyor. Charlie ise “Bu konunun tartışılmaması ve üzerinin örtülmesi, suskunluktan etkilenen insanların kendilerini ve bedenlerini kabul etmesini inanılmaz derecede zorlaştırıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

İnterseks hakları aktivistlerinin ve interseks hakları için mücadele eden örgütlerin yorulmak bilmeyen çabaları sayesinde son zamanlarda bazı önemli adımlar atıldı. 2013’te 30 farklı örgütten interseks hakları aktivisti bir araya gelerek uluslararası interseks hareketinin talepleri ve tavsiyelerine dikkat çekmek üzere Malta Deklarasyonunu hazırladı. Bu yılki İnterseks Farkındalık Günü için ise Uluslararası İnterseks Örgütü (OII) Avrupa Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, Kuir ve İnterseks Gençlik ve Öğrenci Örgütü (IGLYO) ve Çevre Koruma Örgütü (EPA) ile bir araya gelerek interseks çocuklarını desteklemek isteyen ebeveynler için bir kılavuz yayınladı.

* Bu metin Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi tarafından hazırlanmıştır…

“İNTERSEKS ÇOCUĞUNUZA NASIL DESTEK OLABİLİRSİNİZ ” KATALOGU TÜRKÇE OLARAK YAYIMDA !

IGLYO, OII Avrupa(organisation intersex international Avrupa Kolu) ve EPA ortaklığında hazırlanan “İnterseks çocuğunuza nasıl destek olabilirsiniz?” broşürü 26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü’nde yayınlandı. Broşür; Fransızca, İngilizce, Türkçe, Portekizce ve İzlandaca olmak üzere beş ayrı dilde dijital ortamda okuyucuya açıldı.

Broşür; “İnterseks nedir?”, “Anne ve babalar için tavsiyeler”, “Sık sorulan sorular”, “Tıbbi müdahalelerle ilgili kararlar almak”, “Çocuğunuzla intereks olmak hakkında konuşmak”, “Diğer insanlarla interseks çocuğunuz hakında konuşmak”, “Diğerlerinin sorabileceği sorular”, “Öğretmenler, doktorlar ve diğer profesyonellerle interseks çocuğunuz hakkında konuşmak”, “Sözlükçe” ve “Faydalı linkler ve kaynaklar” olmak üzere on bölümden oluşuyor.

Kataloga ulaşmak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz :

http://www.iglyo.com/wp-content/uploads/2018/10/OII_InterGuide_TURK_ES_WEB.pdf

KAOS GL DERNEĞİ İNTERSEKSLERİ ANLATAN KATALOG HAZIRLADI

Bize har daim desteğini sunan ve dayanışma içinde olduğumuz sevgili KAOS GL derneği interseksler hakkında katalog hazırladı. Kendilerine minnetlerimizi sunup sonsuz teşekkür ediyoruz. Sayelerinde sesimizi daha geniş kitlelere ulaştırabileceğiz…

Kataloga buradan ulaşabilirsiniz :

http://www.kaosgldernegi.org/yayindetay.php?id=223

Kaos GL Derneği’nin “LGBTİ’nin İ’si: İnterseksler Vardır”  broşürü, intersekslere odaklanıyor.

Broşür, “LGBTİ’’nin İ’si: İnterseksler vardır!”, “İnterseks nedir?”, “Sadece interseks olduğunuzda anlayabileceğiniz 8 şey”, “Arkadaşlarımızın bilmelerini beklediğimiz şeyler”, “Doktorların bilmelerini beklediğimiz şeyler”, “Ailelerin bilmelerini beklediğimiz şeyler”, “18 Yaş üstüne düzenleme var peki ya altındakiler”, “İntersekslerin mücadelesine nasıl destek olabilirsiniz?”, “Üçüncü Uluslararası İnterseks Forumu Bildirgesi”, “İnterseks durumlarla ilgili genetik ve tıbbi terimler” ve “LGBTİ’nin İ’si: İnterseks okuma listesi”  olmak üzere on bir bölümden oluşuyor.

İnterseks?

Broşürün ilk bölümünde, bu çalışmanın yönteminden bahsediliyor. Broşürün, interseks kişilerin deneyimleri, mücadeleleri ve talepleri doğrultusunda hazırlandığı belirtiliyor. Broşürün ikinci bölümünde intersekslerle ilgili mit ve gerçeklere yer veriliyor.

‘Anormal’ ya da ‘kusurlu’ değil

Broşürün üçüncü bölümünde “Sadece interseks olduğunuzda anlayabileceğiniz 8 şey” sıralanıyor. İntersekslerin ‘anormal’ ya da ‘kusurlu’ olmadığı, doğal çeşitlilik sonucu oluşan bir durum olduğu ve “interseks” kavramının tek bir kategori olmadığı vurgulanıyor.

İntersekslerin beklentileri

Üçüncü bölümü takip eden “Arkadaşlarımızın bilmelerini beklediğimiz şeyler”, “Doktorların bilmelerini beklediğimiz şeyler”, “Ailelerin bilmelerini beklediğimiz şeyler” başlıklı üç bölüm ise, intersekslerin arkadaş, aile ve doktorlardan beklentilerini içeriyor.

Hukuk ve tıp uygulamalarında interseksler

Yedinci bölümde Hatay Barosu’ndan Avukat Neşe Öztürk 18 yaş altı intersekslerin dava süreçlerini ve Çocuk Cerrahisi Hemşiresi Emine Uysal, interseks bebeklerle ilgili sağlık alanındaki uygulamaları anlatıyor.

Nasıl destek olabilirsin?

İntersekslerin mücadelesine nasıl destek olabilirsiniz?” başlıklı sekizinci bölüm görünür şekilde interseks olmanın hâlâ oldukça zor olduğu günümüzde, intersekslerin mücadelesine destek olabilmek için birkaç tavsiye sıralıyor.

Bildirge

Broşürün bir diğer bölümü 2013’te Malta’da toplanan Üçüncü Uluslararası İnterseks Forumu’na odaklanıyor. Bu bölümde dünyanın her bölgesinden 30 interseks örgütünün temsilcisi olan 34 aktivistin katılıdığı Forum’da hazırlanan bildirgenin tamamı mevcut.

Terimler ve okuma listesi

Broşürün onuncu bölümü ”, “İnterseks durumlarla ilgili genetik ve tıbbi terimler” başlığını taşıyor. Bu başlıkta, Kromozom, cinsiyet kromozomu, karyotip, genotip, fenotip gibi ‘interseks’ denildiğinde en çok karşılaşılan terimlerin açıklamalarına yer veriliyor.

Broşürün son bölümü ise intersekslere dair geniş bir okuma listesi sunuluyor.

İnterseksler New York’ta yürüdü: Cerrahi müdahaleye son!

*Bu haber , Kaos GL derneğinin sitesinden alıntılanmıştır. (30 Ekim 2018)

New York’ta interseks aktivistler interseks gençlere rızaları dışında ve tıbbi açıdan gereksiz müdahalelerde bulunulmasına karşı yürüyüş yaptı.

26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü ve Trump yönetiminin sızdırılan trans ve interseks karşıtı bilgi notunun ardından yürüyen aktibistler, interseks gençlerin beden bütünlüğünü ve dokunulmazlığını ihlal eden rıza dışı cerrahi müdahalelerin son bulmasını talep etti.

Voices4 ve Intersex Justice Project’in çağrısıyla yapılan yürüyüşte, “İnterseks bebek ve gençlerin bedenlerine dönük cerrahi müdahelelerin büyük bir çoğunluğu tıbbi açıdan gereksiz” denildi.

“Konu interseks çocuklar olduğunda, doktorlar her zaman en iyisini bilmiyor”

*Dr. Arlene M. Baratz’ın yazısıdır. Baratzi bir meme radyoloğu, iki interseks çocuğun annesi, AIS – DSD Destek Grubu tıp ve araştırma işleri sorumlusu ve yönetim kurulu üyesi, interACT: Advocates for Intersex Youth (İnterseks Gençliği için Hak Savunucuları) Tıp ve Araştırma Komitesi üyesidir.

**çeviren: Belgin İnan.

***Bu yazı ilk olarak Kaos GL sitesinde, 26 Ekim 2018 interseks farkındalık gününde yayımlanmıştır.

Çocuğunuz tıbbi bir sorunla doğduğunda, benim gibi doktor bir anne olsanız bile, yardım, öneri ve tedavi için doktorlara başvurursunuz.

1980’lerde tıp fakültesine giderken menopoz sonrası dönemdeki kadınlara kemik erimesini önlemek için östrojen takviyesi reçete etmemiz öğretilirdi. İnterseks – Atipik kromozomlar, gonadlar ya da iç/dış cinsel organlar ile doğan – bebekler için ise standart uygulama bu farklılıklarını cerrahi müdahale ile “düzeltmek” ve çocuğun durumunu herkesten gizlemekti.

Bir meme radyoloğu olarak ben kariyerimde yıllar içinde östrojen reçete etmenin kadınlara zarar verebileceğini, meme kanserine davetiye çıkartabileceğini, kardiyovasküler sorunlara yol açabileceğini ve istemeden hastalarıma zarar verdiğimi öğrenince yıkılmıştım. Kabul etmek zordu ama bu kanıtlara dayalı tıptı, bunun zararlı olduğunu hastalarıma söylemek zorundaydım.

1990’larda çocuklarımın interseks olduğunu öğrendiğimiz dönemde anne ve babalara çocuğa farklılıklarını silen “normalleştirme” ameliyatı yapılması ve interseks olduğunun sır olarak saklanması tavsiye ediliyordu. Bunları yapmazsak çocuklarımızın intihar edebileceği söylenmişti.

Çok sayıda çocuktan bahsediyoruz: Amerika’da bebeklerin %1.7’si bir interseks varyasyonu ile doğuyor. Her 2000 cinsel organdan birisi kızlar ya da erkekler için “tipik” olarak nitelendirilenden farklı görünüyor. 1950’lerden beri cerrahlar sistematik olarak “normalleştirme” ameliyatlarını sürdürdüler ve çocukların soyunma odalarında çıplak kaldıklarında herkesle aynı görünmesini sağladılar.

Bir doktor olarak bu iddialar merakımı cezbetti ve tıp literatüründe araştırma yapmaya karar verdim. İlk ameliyatlar üzerine makaleler okudum ve bu uygulamalardan çıkartılan sonuçların gerçek rakamlara değil, verilerin ön yargılarla yorumlanmasına dayandıklarını gördüm. Örneğin, ameliyat kararını gözden geçiren bazı ailelere çocuklarında cinsiyet disforisi görülme olasılığının toplumun geneliyle aynı, yani %0.6 olduğu söylenmişti (toplam nüfus içindeki yetişkinlerin yaklaşık %0.6’sı trans kimliğini benimsiyor).

Aslında, interseks çocuklarda bu oran %12, yani söylenenin 20 kat üzeri! Dolayısıyla kız ya da erkek gibi görünsünler diye kozmetik cerrahiye maruz kalan bu çocukların pek çoğunun yetişkinlikte kendisini yanlış cinsiyette hissetme, yani size yanlış tahminde bulunduğunuzu söyleme riski var. Ameliyatlarda dokular alındığı için bu kayıpları ve zararları geri almak gibi bir şans da yok. Bu yazının devamını oku

“İntersekslere ‘Normalleştirici’ Tıbbi Müdahaleye Son”

Üçüncü Uluslararası İnterseks Formu Bildirgesi‘nde, intersekslere yönelik “normalleştirici” tıbbi müdahalelerin son bulması talebi öne çıktı.

Farklı ülkelerden interseks örgütlenmeleri, interseks çocukların nüfus kayıtları nedeniyle yaşanan sıkıntılara dikkat çekerken, talep halinde cinsiyet kimliği ya da cinsiyet sınıflandırmalarının basit idari süreçlerle düzeltilebilmesinin sağlanması da istendi. İnterseks olma durumunun tıbbileştirilmesi ve damgalanmasının ciddi travma ve akıl sağlığı sorunlarına yol açtığı belirtildi.

ILGA ve ILGA Avrupa’nın desteğiyle 29 Kasım – 1 Aralık 2013 tarihlerinde Malta’nın Valetta kentinde toplanan Üçüncü Uluslararası İnterseks Forumunda dünyanın her bölgesinden 30 interseks örgütünün temsilcisi olan 34 aktivist biraraya gelmişti. Forumun ardından yayınlanan bildirge, SPoD LGBTİ’den Sezen Yalçın tarafından Çark dergisi için Türkçeleştirildi.

Üçüncü Uluslararası İnterseks Forumu Bildirgesi şöyle: Bu yazının devamını oku

İnterseksler sesleniyor: İzinsiz bedenime dokunma!

Bizlerle bir röportaj gerçekleştiren ve panelimize de katılan Hürriyet gazetesi muhabiri Zeynep Bilgehan‘a teşekkür ediyoruz. İntersekslerin sesinin daha geniş mecralarda yankılanmasını sağlayan, bu konuda katkısı olan herkese teşekkürler. 

Aşağıda paylaşacağımız röportaj http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/keyif/26788040.asp keyif adresinde, Hürriyet Gazetesi Kelebek ekinde 11 Temmuz 2014 tarihinde yayınlanmıştır.

int2

Aslında her 2000 doğumda bir vaka olarak ortaya çıkıyor. Fakat ancak LGBT hareketine eklenen ‘İ’ harfiyle daha görünür olan ‘interseksüel bireyler’e yapılan ‘normalleştirme’ ameliyatları tüm dünyada tartışma konusu. En son The Atlantic dergisinin gündeme taşıdığı izinsiz ameliyatlar interseks bireylerde büyük travmalara yol açabiliyor. Türkiye’deki interseks bireyler de haklarını savunmak için örgütleniyor.

İnterseksüalite, halk arasında ‘çift cinsiyetli’, tıp literatüründeyse son dönemlere kadar ‘hermafrodit’ denilen ve farklı genital organlar, üreme organları ve/veya farklı kromozomlara sahip insanları kapsayan biyolojik bir durum. Aslında dünyada her 2 bin doğumda bir interseks vaka görülüyor. Ancak yalnızca Türkiye’de değil dünyada görünürlükleri çok azdı. Son yıllardaysa interseks bireylere uygulanan ‘normalleştirme’ ameliyatları tartışılıyor. İnterseks bireyler ve aileleri kendi fikirleri alınmadan yapılan bu ameliyatlara karşı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu da, geçen yıl işkenceyle ilgili yayınlanan raporunda üye ülkeleri interseks bireylerin ‘zorla cinsel organ normalleştirme’ ameliyatı olmalarına imkan sağlayan yasaları kaldırmasını istedi.    Bu yazının devamını oku

Bir Söyleşi : Alanında Türkiye’nin en yetkin akademisyeni ile Transeksüellik , İnterseksüellik ve Türk tıbbının bu konudaki evrimi üzerine konuşulanlar

Öncellikle merhaba 🙂

       Biliyoruz uzun zamandan beri herhangi bir paylaşım yapmadık , hem kişisel meseleler hem de biraz üşengeçlik ve elimizde yeterli nüve olmamasından dolayı biraz arayı açtık ama çok sağlam olduğunu düşündüğümüz bir röportaj ile döndük. Röportajı T24 haber sitesinden Hazal Özvarış , Prof. Dr. Şahika Yüksel ile yapmış. Şahika Hanımın; cinsellik , cinsel psikoloji , cinsel kimlik ve cinsel yönelim konularında ne kadar önemli ve yetkin bir insan olduğunu , türk tıbbının bu konudaki gelişiminde çok önemli bir payı olduğunu hatta bir çok açıdan bir ilk olduğunu röportajı okuduğunuzda göreceksiniz. Röportaj temel olarak transseksüeller üzerine olsa da hep söylediğimiz gibi transseksüllere fiziksel ve ruhsal olarak en çok benzeyen ve yakın olan grup olarak interseksüelleri ve bu konuya merakı olanları da ilgilendiriyor. Zaten röportaj içerisinde sıklıkla interseksüel ifadesi de geçmekte. “İnterseks” sözcüğünün bile belli bir evrim süreci sonucunda artık tıp uzmanları tarafından kullanıldığını belirtmek gerek tıpkı “transseksüel” kelimesi gibi. 

     Röportajı okuduğunuzda yıllar öncesinde ve hâlâ,  transların ve intersekslerin toplumsal , çevresel ve ailevî açıdan nasıl zorluklarla karşılaştığını , bunun yanında  devletin saçma ve bilimsellikten uzak uygulamalarını ama yine de kör topal şekilde de olsa bu meselelerde yavaş yavaş olumlu gelişmeler yaşandığını göreceksiniz. Tabii ki bu ilerlemede Şahika Hoca gibi değerli insanların emeği ve payı büyük. Kendisine yıllar içindeki tüm çalışmalarından ve öncülük ettiği tüm gelişmelerden ve bunun yanında yeri geldiğinde kendisini de sorgulayarak kendisine de özeleştiriyle yaklaşmasından   ötürü çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca bir özel teşekkürü Sevgili Hazal Özvarış‘a da bir borç biliriz , yoğun gündem maddeleri arasında böyle görülmeyen, aslında görülmek istenmeyen önemli meselelere de eğildiği ve tanınırlığımıza, bilinirliğimize destek olduğu , sesimizi duyurduğu için…

Korkma, dinle, anla: Şahika Hoca transseksüelleri anlatıyor

“Bülent Abi.”

33 yıl önce ameliyat olmuş Bülent Ersoy’a ithafen kamuoyu önünde zaman zaman “yanlışlıkla” söylenen bu söz, Türkiye’nin tüketilemeyen magazin malzemelerinden biri. Bu haberleri okuyunca neredeyse bir refleks olarak yapılan kıkırdamayla cinayet arasında uzanan yolun ismi de transfobi.

Çoğunluğun ortaklaştığı bu fobi nedeniyle, kasten öldürmenin cezası müebbet hapisken öldürülen kişi transsa katilin şu iki cümleden birini söylemesi hakimlerin ceza indirimi vermesi için yeterli olabiliyor:

“Kadın sanmıştım.”

“Bana ters ilişki teklif etti!”

Böylece “serde erkeklik olduğu” söylenen hakim, muhtemelen hemcinsi olan katile “haksız tahrik” yapıldığına kanaat getiriyor ve Türkiye’nin bir Avrupa birinciliğini daha elinde tutması garantileniyor.

Sadece mahkeme salonunda değil, devletin izini bıraktığı her alanda yaşadıkları nefret, saldırı ve cinayetler nedeniyle 16-22 Haziran arasında yapılacak Trans Onur Haftası’nın teması “Faili Devlet.”

Gazetelere yansımayan ya da popüler programlarda konuşulmayan transların Türkiye’sini öğrenmek için Prof. Şahika Yüksel’i ziyaret ettik.

Prof. Dr. Şahika Yüksel

Yüksel’in 40 yılı aşkın kariyeri, Türkiye’nin hukuk ve sağlık alanında translara bakışına da mim koyuyor.

Meslektaşları transseksüelleri geri çevirirken farklı bir yol seçen Şahika Yüksel, doçent olduktan sonra, 1985’te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gelen transseksüellerle görüşmeye başladı. İlkeleri yurt dışındaki meslektaşlarına danışarak öğrenen Yüksel, transseksüelliğin ameliyattan ibaret olmadığını, sürece bakımı da katarak gösterdi. 80’li yılların sonunda grup tedavisine başlayan Yüksel, çok geçmeden Anadolu’dan transseksüellerin kapısını çaldığı isim oldu.

Geçen sene emekliliğini isteyen Yüksel, İstanbul Psikososyal Travma Birimi’nin kurucu başkanı, Cinsel Eğitim, Tedavi, Araştırma Derneği’nin (CETAD) kurucu üyesi ve eski Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı olmanın yanı sıra Mor Çatı Sığınağı Vakfı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın da kurucu üyelerinden.

1970’lerden 2010’lara uzanan deneyimleri alternatif bir tarihi de barındıran Şahika Yüksel’in T24’ün sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

1970’lerde cinsiyet değiştirme  ameliyatları nasıl yapılıyordu?

– LGBTİ sizin hayatınıza nasıl girdi?

Psikiyatriye 1972 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü’nde başladığım Türkiye’de gerek cinsellik, gerek cinsel sorunlara akademik alanda ilgi varsa bile örtülü idi. Dolayısıyla, bu konularda bilgisiz öğrencilerdik. Dünyada da cinsel tedavilerin yeni geliştiği bir devreydi. Gey ve lezbiyenleri 1968 hareketiyle duymaya başlamıştık. Ama o devrede ruh sağlığı ve sorunların hepsi benim için yeni idi. LGBT’lerle ilgilendiğimi hatırlamıyorum. Cinsel yönelim, cinsel kimlik değiştirme pek bilinen şeyler değildi. Ana akım içinde de, marjinalde de yoktu. İlk hatırladığım şey 1970’lerin sonunda Türkiye’de çok önemli bir estetik cerrahı olan Prof. Ali Nihat Mındıkoğlu. Cinsiyet değiştirme ameliyatları yapıyordu ama o sırada bu ameliyatların hangi ilkelerle, kimlere yapıldığı konularında netlik yoktu.

‘Uğur Dündar’ın programından sonra  üniversiteler translara kapıları kapadı’

– 1970’lerde “Ben cinsiyet değiştirmek istiyorum” diyen biri, parası da varsa, Mındıkoğlu’na gidip ameliyat olabiliyor muydu?

Bir piskiyatrist rapor veriyordu, ancak henüz ilkeler netleşmemişti. Ameliyata talip olanların tümü kendilerinin ne olduğunu bilen ve dönüşüme hazır kişiler değildi, aralarında muhtemelen eşcinseller de vardı. Uğur Dündar, Mındıkoğlu ile bir program yaptı. Ameliyatlardan bahsederken televizyon yayınına “Benim hayatımı mahvettin” diyen, Mındıkoğlu tarafından ameliyat olmuş bir kişi girdi. Bundan sonra Mındıkoğlu tıp camiasından dışlandı. Üniversitede öğretim üyesi olan Mındıkoğlu olayından sonra resmi bir karar olmasa da Türkiye çapında bu ameliyatlar uygun olmayan yerlerde, gizli yapılmaya başlandı. Çok zor ameliyatları yapabilen üniversiteler transseküellere kapıları kapamıştı. 1985’te transseksüellere görüşmeye başlayana kadar bu konuda konuşan tek hocam Prof. Metin Özek olmuştu.

1980 sonrasında ‘duvar’ ameliyatları

– Darbe dönemi ameliyatları nasıl etkiledi?

Bazı transseksüeller Eskişehir’e sürgün edilirken özellikle eğlence sektöründe çalışan erkeklere çok ağır baskı, işkence yapılıyor ve çalışmaları engelleniyordu. Bu devrede translara, heteroseksüel olmayanlara artan baskılar nedeniyle ameliyat olması gerekmeyen eşcinsel olan bazı kişilere duvar adı verilen bir ameliyat yapılmaya başlandı.

– Nedir “duvar”?

Daha çok Beyoğlu’ndaki eğlence sektöründe çalışan eşcinsel kişiler polis tarafından hoş görülmüyor ve iş yerleri de zarar görüyordu. O kişileri kadın gibi göstermek için penislerinin kesildiği bir ameliyat yapılıyordu.

– Yerine vajina yapılmıyor muydu?

Yapılmıyordu çünkü o insanların vajinaya ihtiyacı yoktu, erkeklerdi zaten. İnsanlar da hayatta kalabilmek için bu korkunç ameliyatı yapmak zorunda kaldılar. Nokta’da bu konu kahramanları ile röportajlar yayınlandı.

‘Transseksüeller hastanede istenmeyen gruptu’

– Hastaneler yerine merdiven altı diye tabir edilen yerlerde mi yapıldı bu “duvarlar”? Tıbbi sorun yaşatan doktorlar şikayet edilebildi mi?

O ameliyatlar kayıt altına alınmadıkları için enfeksiyon ve kayıplara ilişkin hiçbir hak iddia edemiyorlardı. Üstelik çok daha fazla para ödüyorlardı. Bu dönem cinsel kimlik ile cinsel yönelim arasındaki fark bilinmiyordu, ilgilenilmiyordu da. Birçok solcu grup da “devrimden sonraya kalacak” konulardan biri olarak gördüğü için ilgilenmiyordu. Ben de o dönem doçent oldum, kendi hastalarımı görmeye başladım ve transseksüeller de gelmeye başladı.

– Neden siz gördünüz?

Kimsenin istemediği bir gruptu, bense istiyordum. Ne yapılacağı bilinmeyen vakalara açıktım. İngiltere’de, o zamanlar çok yeni olan davranış psikoterapisi de öğrenmiştim, muhtemelen bu nedenle de genç arkadaşlar bana yolluyordu. Bu yazının devamını oku

LGBT “İ” /Türkiye’de İNTERSEKS Hareketini Başlatmanın İmkanları Üzerine

1231702_10151684587209285_1201149546_n

Avustralya ve Almanya ard arda doğum belgelerine üçüncü cinsiyet hanesi koyarken, interseks bireylerin haklarının geliştirilmesi ve saldırılardan korunmaları ile ilgili yasal düzenlemeler dünyada konuşulurken, ABD’de evlat edindikleri interseks çocuğun ebeveynleri çocuk yetişkin yaşa gelip rıza vermeden cerrahi müdahale edildiği için doktorlara dava açarak emsal teşkil ederken, Türkiye’de interseksler nerede?

Dolaptan çıkmaktan korkan ya da nereden başlayacağını bilemeyen interseks bireylere nasıl ulaşabiliriz?

Lambdaistanbul’da Türkiye’de interseks hareketini başlatmanın imkanları üzerine tartışıyoruz. Bugüne dek sesleri duyulmayan, adları telaffuz edilmeyen interseks bireyler görünmezlik perdesini yırtmak istiyor. Türkiye LGBT hareketi son bir kaç yıldır “İ” harfini de bünyesine katmaya daha yakın.

21 Eylül Cumartesi Saat 16:00’da interseks aktivisti Belgin İnan’ın katılımıyla yapacağımız toplantıda öncelikle interseks ile ilgili temel bilgilerimizi gözden geçireceğiz, ardından interseks örgütlenmesi için ne gibi yollar izlenebilir, nasıl daha çok interseks bireye ulaşılabilir ve dünyada interseks hareketinin şu anki durumu ve hareketteki yeni gelişmeler nedir başlıkları altında tartışacağız.

Not: Toplantının sonunda Lambdaistanbul’un hattâ Türkiye geneli tüm LGBTİ örgütlerinin imza koyabileceği bir interseks bireylere sahip çıkış ve çağrı metni de oluşturmayı umuyoruz.

https://www.facebook.com/events/420347414736469/

21 Eylül 2013 Cumartesi Saat 16.00

Lambda İstanbul Kültür Merkezi