İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Tag Archives: transfobi

Dünya İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyoruz !

12189525_443402689180379_5470152569295442921_n

Bugün, 19. kez, interseks bireyler, zorla uygulanmış cerrahi operasyonlardan hayatta kalanlar, sevgililer, eşler, aileler, arkadaşlar ve müttefikler tüm dünyada İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyor ve Boston’da 26 Ekim 1996 tarihinde gerçekleştirilen dünya tarihindeki ilk interseks protestosunu anıyor. Amerikan Pediatri Akademisi’nin yıllık toplantısı sırasında Heidi Walcutt tarafından gerçekleştirilen bu protestonun başlattığı hareket bugün tüm dünyada büyüyerek devam ediyor ve interseks görünürlüğünü her geçen gün arttırıyor. İnterseks hareketinin zorunlu genital ameliyatları durdurmak için örgütlü mücadelesi 20 yılı aştı. İnterseks Farkındalığı etkinlikleri dünyanın çeşitli kentlerinde 8 Kasım’a kadar devam edecek.

Son yıllarda dünyada interseks bireyler açısından iç açıcı gelişmeler yaşanıyor. Fransa, Almanya, Malta, Şili, ABD gibi pek çok ülkede intersekslerin kimlik belgelerinde cinsiyet belirtme zorunluluğunun kalkması, interseks çocuklara yapılan ameliyatların yasaklanması ya da bu konuda açılan hukuki davaların olumlu sonuçlanması gibi gelişmeler, bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi’nin interseks çocukların bedensel bütünlüğünün korunması ve interseks hakları konusundaki girişimleri ve tavsiyeleri umut verici.

Nereden nereye geldik?

Türkiye’ye bakarsak; Türkiye’de kurumsallaşmış bir interseks hareketinden söz edemiyoruz belki ama on yıl hatta beş yıl öncesi ile karşılaştırdığımızda hayal bile edemeyeceğimiz kadar yol aldık. Öyle büyük bir suskunluğun, görünmezliğin içinden geliyoruz ki son bir kaç yıldır en azından LGBT camia içerisinde edindiğimiz görünürlük ve bir elin parmaklarını zar zor geçen sayıdaki interseks yoldaşlarımız bile çok anlamlı bizim için.

Türkiye’de bir interseks aktivizminin varlığından söz edeceksek bunun başlangıçta internet üzerinden örgütlenme sayesinde, çeşitli internet mecraları sayesinde, en önemlisi de LGBT camiadan interseks olmayan yoldaşların destekleriyle mümkün olduğunu belirtmeliyim. İnterseks bireylerin henüz birbirlerine ulaşamadıkları, sayımızın az olduğu dönemlerde lezbiyen, gey, biseksüel, trans, kuir, anarkofeminist arkadaşlar bizim sesimiz olmaya çalıştılar, iyi ki hala yanımızdalar. Neler yaptık diye kısaca bir göz atarsak, sürecin temelini LGBT örgütlere ulaşıp temaslar kurmaya başladığımız 2009 yılının oluşturduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Blog ile çıkmıştık yola…

Ardından intersexualshalala.wordpress.com blogumuzun kurulması, buradaki yazıların Lambda, Kaosgl, Pembe Hayat gibi başka örgütlerin yayın organlarında da çıkması, bu şekilde ufak ufak LGBT çevrelerde interseksin görünürlük kazanmaya başlaması geldi. Bu sırada blog sayesinde biz interseks aktivistleri birbirimizi bulmaya devam ettik, blogun yanı sıra bütün sosyal medya platformlarında hesaplarımızı açtık. Gerek kişisel hikayelerimizin kendi ağzımızdan aktarımı ile, gerekse çeviri çalışmaları ile bu blog Türkçe’deki en doyurucu interseks bilgi kaynağı oldu desek yanlış olmaz. Blogda bazı yazıları İngilizce ve Kürtçe’ye de çevirdik.

Ayrıca, onur haftası kapsamında Arjantinli interseks aktivist Mauro Cabral’ın İstanbul’da bir konuşma yapması, ardından Gabrielle Le Roux’nun “Türkiyeli, Trans, Gururlu” adlı çalışması dahilindeki kitapta blogdaki yazılardan birisinin de İngilizce’ye çevirilerek yer alması, yine blogumuzdaki yazıların Almanca’ya çevrilerek Almanya’da intersekslerin deneyimlerinin anlatıldığı bir kitapta yer alması dünyadaki interseks aktivistlerini de Türkiye’deki intersekslerden haberdar etti.

LGBTİ’nin “İ”si

Bu sırada Lambda ve diğer örgütlerde zaman zaman toplantılar yaparak LGBT müttefiklerimizin interseks bireyleri daha iyi tanımalarını sağlamaya çalıştık. Bu esnada blog aracılığı ile sayımız artmaya devam etti. Onur yürüyüşlerine katılmaya başladıktan bir kaç yıl sonra Lambda’nın “interseksler vardır” lolipopları da onur yürüyüşünde belirmeye başladı ki bu da bizim açımızdan önemli ve hoş bir şeydi. Onur yürüyüşünde gey, lezbiyen, trans, biseksüel lolipoplarının, pankartlarının yanı sıra intersekslerin de adını görmek bir dönüm noktasıydı. Aynı zamanda Lambdaistanbul İnterseks Manifestosu’nu yayınlayarak bundan sonra mücadeleye LGBTİ çatısı altında devam edeceğini duyurdu, bugüne kadar “İ”nterseksi eksik bıraktığı için tüm interseks bireylerden özür diledi. Yola çıkarken lgbt’nin bir de “i”si var, “i” harfini getirmeye geldik demiştik, bunu başardığımızı artık her yerde görüyoruz. “LGBTİ” kısaltması o kadar yaygınlaştı ki homofobik yayınlarda bile artık “i”yi eksik etmiyorlar 🙂

Türkiye pratiğinde 3. dalganın en ilham verici örneklerinden biri olan Feministival’de de yoldaşlarımız sayesinde intersekslerin adının geçmesi feminist hareket ile birbirimizi kucaklamaya dair çok hoş bir gelişmeydi.

Medya görünürlüğü ve video çalışmamız

Bizim için göreceli küçük ama önemli zaferlerden biri de fotoğrafsız, çekine çekine de olsa Hürriyet, Cumhuriyet, Bianet gibi yayın organlarına verdiğimiz röportajlar oldu. Bu şekilde ilk kez daha geniş kitlelere ulaşma şansı bulduk. Bu yıl ise herşey çok daha farklı. Başka bir heyecan içindeyiz. Çünkü biz interseks aktivistleri artık öyle bir iki kişi değiliz, birbirimizi bulduk, hepimiz biraraya gelme, tanışma, hikayelerimizi birbirimizle paylaşma imkanı bulduk, arkadaş olduk, dost olduk. Artık bir iç dayanışma grubumuz var. En son geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz değerli trans aktivisti Aligül Arıkan’ı anma etkinliklerinde hep birlikte bir video hazırladık ve gösterimini yaptık. İlk kez böyle kamusal bir etkinlikte yüzlerimizi açtık, sesimizi duyurduk. Bu çok başka bir duyguydu.

Sırada bir arkadaşımızın kitap projesi ve daha bin bir türlü fikrimiz, planımız var. Umuyoruz ki önümüzdeki süreçte bir çocuğun interseks olduğu fark edildiğinde ailenin danışmak, dayanışmak için başvurabileceği bir örgütlenme haline geleceğiz. Belki bir doktor, psikolog, psikiyatrist interseks bir danışan gördüğünde destek için bize yönlendirecek. İnterseks bireylerin haklarını koruyan bir yasa çıkacak, interseks çocuklar artık rızaları olmadan ameliyat edilemeyecek. Bu noktaya gelmek için daha almamız gereken çok yol var biliyoruz ama umutluyuz. En büyük motivasyonumuz bizden sonraki nesile daha iyi şartlar sunabilmek, bizim yaşadığımız travmaları bundan sonra doğacak interseks çocukların yaşamadıklarını, mutlu ve engellenmeyen bireyler olabildiklerini görebilmek.

İnterseksüel Şalala Yazarları adına Belgin

Reklamlar

Salyangoz kardeşliği :)

Feministival sokak işgali, İstanbul Emek (Yeşilçam) sokağı. 8 mayıs 2011… devamı gelecek. başta Noirviolet ve Hikayeci olmak üzere, salyangoz kardeşliğine uzaktan – yakından destek veren herkese sonsuz teşekkürler 🙂

Çeviri: Cinsiyetimin Sırrı – Sarah GRAHAM

[ILGA-Avrupa dergisi Destination Equality Summer 2008 sayısından alınmıştır. Çeviri: Aligül Arıkan]

Yeni doğan interseks bebeklerin gerçek doğaları hakkında rutin olarak bilgi vermemek ve onları tertemiz dişi ve erkek kutular olarak kategorileştirmeyi üstlenmek birçok doktor için sıradan bir uygulamadır. Sarah Graham deneyimlerini aktarıyor…

Hepimizin duymaktan korktuğu cümleler vardır ve “Kansersin” cümlesi büyük ihtimalle bu listenin başında yer alır. Bunun söylenmesiyle birlikte çocuk sahibi olamayacağın da diğer cümledir. Sekiz yaşındayken jinekolog ebeveynlerime bu yıkıcı haberi verdi: seyrek görülen bir genetik durumumun olduğunu ve eğer yumurtalıklarım alınmazsa ergenliğe girdiğimde kanser olacağımı ve öleceğimi söylemiş. Bu yazının devamını oku

Çeviri: Bir İnterseksüel Olarak Hayatım – MAX BECK

[Çeviri: Aligül Arıkan]

Doğduğumda doktorlar anne babama ne olduğumu söyleyememiş: Kız veya oğlan olduğumu söyleyememişler. Bacaklarımın arasında “tam gelişmemiş fallus” ve “kaynamış dudaksı-testisimsi kıvrımlar” bulmuşlar. Testlerini yaptılar, soktular, dürttüler ve karnımı kesip açtılar, eşeysel bezlerimi çıkardılar sonra da patolojiye gönderdiler. Ebeveynlerim dışarıdaki, Manhattan’ın Şubat soğuğu kadar soğuk kalpleriyle, hissizleşmiş hastane kafeteryasında oturdular.

Tek istedikleri sağlıklı bir bebekti. Hamile olan veya hamile kalmak isteyen herkesin istediği bu değil midir?

“Kız mı bekliyorsun, erkek mi?”

“Sağlıklı olduğu sürece ne olduğu önemli değil.” Bu yazının devamını oku

‘YARADAN’IN YARATTIĞI BİR ŞEY..’

[Bu yazı 28 Ekim 2006’da BirGün Pazar’da yayınlanmıştır]

KÜRŞAD KAHRAMANOĞLU
kursadkahramanoglu@birgun.net

Çağlar Deniz 31 yaşında, bir buçuk yaşında bir kız çocuğunun babası, Marmarisli, ikiz bir erkek kardeşi ve bir ablası var ve kendisini “interseksim” diye tarif ediyor. Kürşad Kahramanoğlu, Çağlar’la söyleşti:

» Çağlar benimle buluşup konuşmayı kabul ettiğin için teşekkür ederim. Kendini interseks diye tanımlıyorsun; interseks ne demek?
14 yaşımda dış görünüşüm tamamen erkekti, ama bu ergenlik çağı döneminde birden bire göğüslerim büyümeye başladı. Her ne kadar annem ergenlik çağında erkeklerde olur böyle şeyler dese de bu öyle erkek göğsü büyümesi değildi. Göğüslerim bir kız çocuğu gibi büyüyorlardı, ayrıca vücudum diğer yaşıtlarım gibi kıllanmıyor, penisim büyümüyordu. Marmaris’te bir kadın hastalıkları uzmanına gittik. Bana o zamanlar bu doktor “sen çift cinsiyetlisin” diye izah etmişti! Bu yazının devamını oku

İnterseks: Toplumsal Cinsiyet Belirsizliği Hakkında Gerçekler

[Bu yazı 26 Mart 2010’da KaosGL’de yayınlanmıştır. Çeviri: Göze Orhon]

Bugün İngiltere’de ne tamamen erkek ne de kadın 30.000’den fazla “interseks” insan yaşıyor. Burada kendi hayatları üzerine konuşuyorlar.

Yunan düşünürü Diodorus Siculuş çift cinsiyetli mitik karakter Hermafrodit hakkında söyle yazmıştı: “bir kadın kadar güzel ve zarif bir bedene ve bir erkeğin niteliklerine ve gücüne sahip… bir tanrı olduğu söylenir. Ancak kimileri de böyle çift cinsiyetli yaratıkların birer ucube olduğunu ve bazen şeytan bazen de iyilik adına gelecekten haber verdiklerini iddia ederler.”

Tarih boyunca, hem erkeğin hem de kadının fiziksel özelliklerini taşıyanlar toplumun kendilerini ya garabet (The Lancet[1] 1834’te bir İngiliz hermafroditi “iğrenç bir görüntü” olarak damgalıyordu) ya peygamber (Kral Oedipüs ve Antigone’deki yarı erkek-yarı kadın karakter olan Tiresias bir kahindi) ya da her ikisi olarak görmesinden kendilerini kurtaramamışlardır. Genellikle mümkün olmayan tek şey, hayatlarını olağan biçimde sürdürmelerine izin verilmesidir. Bu yazının devamını oku

Cinsiyet Coğrafyasının Tampon Bölgesi: İnterseks

Kişisel bir deneyimin ışığında…

Güney Afrikalı atlet Caster Semenya ve sonrasında ABD’li pop şarkıcısı Lady Gaga dolayısıyla geride bıraktığımız sene “interseks” sözcüğüne magazin(!) gündeminde daha önce hiç olmadığı kadar çok rastladınız. Ama interseks bireyler sadece bir avuç sansasyonel haber malzemesi değil, aramızdalar, görünmezler, dilsizler. Queer dünyanın en az sözü edilen kesimi onlar.

Pek çoğu aramızda sıradan eşcinsel ya da heteroseksüel hatta evli barklı vatandaşlar olarak yaşıyor. Oysa ki hemen hemen hepsinin içinde zehir acısı bir öykü, beyhude inşa edilmiş bir travma yatmakta. Aslında, bu son cümlem bir varsayım, okuduklarımdan edindiğim bir izlenim, çünkü bugüne kadar kendimden başka bir interseks bireyle hiç yüz yüze karşılaşmadım! Belki de karşılaştım ama birbirimizi bilmeden, herhangi iki kadın sanarak devam ettik yalnız olduğumuzu düşünmeye. Ama yaşadıklarımdan yola çıkarak, hepimizin normalizasyon uğruna ne eziyetlere maruz bırakıldığını çok iyi biliyorum.

Anlatacaklarımla kendimi ifşa etmek, kendimi döküp saçmak, insanları ilgilendirmeyen detaylarımı paylaşmak ya da yeniden hatırlamak amacında değilim. Beni tıkayan, acıtan şeyleri kusmak, geride bırakmak istediğim için yazıyorum… ve bir interseks neler yaşar, neler hisseder bilmenizi istiyorum. Susmak bizi zehirleyen bir şey. Tek panzehiri ise konuşmak, bizi mahkûm eden, bastıranların üzerine, bunu beceremiyorsak benzerlerimizin üzerine kendimizi kusuvermek, “ben varım” demek. Bu yazının devamını oku