İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Tag Archives: transgender

İnterseks hakkında yanlış bilinen 5 şey !

26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü vesilesiyle interseks hakkında yanlış bilinen beş şeyi açıklığa kavuşturuyoruz.

Yanlış 1: Herkes erkek veya kadın doğar

İnsanlar çoğunlukla dünyada erkek ve kadın olmak üzere iki grup insan olduğunu ve herkesin biyolojik ve genetik özelliklerinin bu iki kategoriye göre şekillendiğini varsayar. Fakat durum her zaman böyle değildir. Dünyada erkek veya kadın bedeni gibi genel kabul görmüş kategorilere uymayan cinsel niteliklere sahip milyonlarca insan var.  Hepsi olmasa da bu kişilerin birçoğu interseks olarak tanımlanıyor.

İnterseks, cinsel organları, eşeysel bezleri, hormonları, kromozomları veya üreme organlarını etkileyen bir dizi doğal farklılığı tarif etmek için kullanılan kapsayıcı bir terimdir. Bazen bu nitelikler doğuştan itibaren görünür durumdadır, bazen ergenlik çağında ortaya çıkar, bazense fiziksel olarak görünür değildir.

Yanlış 2: Nadir sayıda insan intersekstir

Uzmanlara göre insanların yüzde 1.7’si interseks özelliklerle doğar. Bu sayı, kızıl saçla doğanların sayısına yakındır. Buna rağmen, intersekslerin büyük oranda yetersiz temsil edilmesi nedeniyle interseks terimi çoğunlukla yanlış anlaşılıyor. Bu hafta Trump yönetiminden kamuoyuna sızan bir döküman, ABD hükümetinin cinsiyet ve toplumsal cinsiyeti “sabit” erkek ve kadın kategorilerine bölerek, bu kavramlara yeni tanımlar getirmeye çalıştığına işaret ediyor. Trans ve intersekslerin varlığını tamamıyla yok sayan böyle bir adım, ABD’de ve dünyanın geri kalanında insan hakları açısından çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yanlış 3: İnterseks olmak düzeltilmesi gereken bir durumdur

İnterseks birçok çocuk onları ‘normale döndürmek’ amacıyla ameliyat ediliyor. Bu müdahaleler, çoğunlukla vücudun büyük bir bölümünü etkilediği, tersine çevrilmesi mümkün olmadığı ve acil bir ihtiyaç olmadığı halde gerçekleştiriliyor.

Doktorlar ve ebeveynler iyi niyetli olabilir, ancak gerçek şu ki, interseks çocuklar üzerinde uygulanan prosedürler, kısırlık, fiziksel acı, idrarını tutamama ve hayat boyu süren psikolojik ıstırap da dahil olmak üzere çok büyük sorunlara yol açabiliyor. Üstelik tüm bunlar çocukları, toplumun kız veya erkek çocuğun nasıl görünmesi ‘gerektiğine’ ilişkin normlarına uygun hale getirmek için yapılıyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı araştırma, bunun bir insan hakları ihlali olduğunun altını çiziyor. Söz konusu müdahaleler, çoğunlukla, çocukların kendi bedenleriyle ilgili alınan kararlar hakkında görüş bildiremeyecek kadar küçük oldukları bir yaşta gerçekleştiriliyor ve ebeveynler olası riskler hakkında yeterince bilgilendirilmiyor.

Devletler, toplumsal cinsiyet ve çeşitlilikle ilgili zararlı ön kabullerle mücadele etmekle yükümlüyken birçoğu çocukları ‘uygun’ hale getirmek için gereksiz ameliyatlara maruz bırakmayı seçiyor.

Yanlış 4: İnterseksler transtır

İnterseks olmanın trans olmakla hiçbir ilgisi yoktur.

Fiziksel cinsel özelliklerimizin kendi cinsiyet kimliğimizi nasıl değerlendirdiğimizle veya kimden hoşlandığımızla ilgisi yoktur.

“Trans” kelimesi, cinsiyet kimliği doğuştan atanan cinsiyetinden farklı olan insanlar için kullanılan kapsayıcı bir kavramdır. “İnterseks” ifadesiyse, içsel kimlik algısıyla değil, fiziksel cinsel niteliklere dairdir. İnterseks ve trans ayrı kavramlardır, ancak bir interseks kendisini aynı zamanda trans olarak da tanımlayabilir.

Bir interseks heteroseksüel, gey, lezbiyen, biseksüel veya aseksüel olabilir ve kendisini kadın, erkek veya trans olarak tanımlayabilir ya da hiçbiri ile tanımlamayabilir.

İntersekslerin de transların da kendi cinsiyet kimliklerini seçme hakları vardır ve asla kendilerini rahat hissetmedikleri bedenlerle veya kimliklerle yaşamaya zorlanmamalıdırlar.

Yanlış 5: Hiç kimse intersekslerin haklarını savunmuyor

İnterseksin anlamıyla ilgili hala birçok yanlış fikir olsa da dünyanın dört bir yanında farkındalık yaratmak ve insan haklarını korumak için mücadele eden çok sayıda interseks hakları aktivisti var. İnterseks insan hakları savunucularının birçoğu, gelecekte hiçbir çocuğun kendi yaşadığı acıları yaşamamasını mümkün kılmak için çalıştığını söylüyor. İnterseks hakları aktivistş Eves ve Charlie, Uluslararası Af Örgütü’ne, açıklık ve kabul görme ihtiyacından söz etti.

Eves, “Toplum, insan olmanın karşılık geldiği çeşitliliğin tamamına daha açık olmalı, çocuklar da oldukları gibi büyüyebilmelidir” diyor. Charlie ise “Bu konunun tartışılmaması ve üzerinin örtülmesi, suskunluktan etkilenen insanların kendilerini ve bedenlerini kabul etmesini inanılmaz derecede zorlaştırıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

İnterseks hakları aktivistlerinin ve interseks hakları için mücadele eden örgütlerin yorulmak bilmeyen çabaları sayesinde son zamanlarda bazı önemli adımlar atıldı. 2013’te 30 farklı örgütten interseks hakları aktivisti bir araya gelerek uluslararası interseks hareketinin talepleri ve tavsiyelerine dikkat çekmek üzere Malta Deklarasyonunu hazırladı. Bu yılki İnterseks Farkındalık Günü için ise Uluslararası İnterseks Örgütü (OII) Avrupa Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, Kuir ve İnterseks Gençlik ve Öğrenci Örgütü (IGLYO) ve Çevre Koruma Örgütü (EPA) ile bir araya gelerek interseks çocuklarını desteklemek isteyen ebeveynler için bir kılavuz yayınladı.

* Bu metin Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi tarafından hazırlanmıştır…

Reklamlar

Merhaba

Yazar: EREN 

c7a4149ffad4cc0f98ca218819e50c58

28 yaşını geride bırakmaya yaklaştığım şu günlerde geçmişimle ve kendimle barışma sürecimin getirdiği güzellikleri yaşıyorum bu aralar.

23 veya 24 sene önce yavaş yavaş beliren cinsiyet kavramlarına kıl olmaya başlamıştım aslında ama yine de o anlamsızlığı çok da takıyor değildim. Almanya’dan gelen kuzenler üstsüz evde koştururken benim bunları yapamayacağım söylenmişti, bu baya üzmüştü o zamanlarda. Gizli gizli top oynamak, bacakları dikip oturamamak, annemin bana küpe takma çabaları arasında yaşta ilerlerken sanıyordum ki kız denilen kesimin genel özelliği erkeklere özenmek ve onlar gibi olmak istemek. Ben de bu kesimden biriydim ve hatta daha asi sayılırdım, saçlarımı mantar kestirebiliyordum, annemin taktığı tacı bir sure sona çıkartabiliyordum, direniyordum.

Sanırım 21 sene önceydi, Bülent Ersoy’un cinsiyet değiştirdiğini öğrendiğimde havalara uçmuş ve hemen kuzenime söylemiştim; Ben de cinsiyet değiştireceğim büyüyünce. O annesine yani teyzeme söylemişti, teyzem de anneme. Annem sanırım transfobikti o zamanlar?, güzel dayak yemiştim.

16 sene önceydi, küçük mahallemdeki iki kız arkadaşımdan birinin kocası birinin de metresi olarak oynadığım evciliklerin son dönemleriydi.Yavaş yavaş ailenin kadınları “kıza dönüşme” öncesi belli ritüellere başlamıştı. Annem İpek Ongun kitabı alıyor, benden yaşça büyük kuzenim genç kızlık deneyimi içeren eğitim kitabını bana verip anlatıyordu. Bir keresinde bunların etkisiyle rüyamda kanamam olduğunu görmüş, ya gerçekse diye saatlerce yataktan kalkamamıştım.

15 sene once işler beklenildiği gibi gitmemeye başladı. Spor yaptığım için çoğunu kamufle edebileceğimiz değişimler başlamıştı. Ben tabi farkında olmadan mahallede top peşinde koştururken annem dehşetle boyumun birden bire uzamasını, sesimin kalınlaşmasını ve hiç göğüs gelişimimin olmamasını gözlemliyordu. Sonra bir gün hastaneye gideceğimiz söylendi… Şikayetimiz; adet görmeme – boyda aşırı uzama – ses kalınlaşması.

Ben hayatımdan memnundum fakat annem fazlasıyla dert edinmiş kendine. 3,5 yıl sürecek hastane serüveni böyle başladı. Doktor doktor koştururken bir yandan süngerli sütyen falan alıyordu annem. Makyaj malzemesi bile aldı.Tanı konulamayan ve testlerle dolu bu üç buçuk yılın sonunda basit bir ultrasonla kasıklarımda testis olduğunu farkettiler. Sonradan yanlış olduğunu öğrendiğim o zamanki tanı Testiküler Feminizasyon’du

Tabi işin güzel yanı bu süre içinde kendi ürettiğim testesteronla ergenliğimi tamamlıyordum. Sonradan testesteron sayesinde olduğunu anladığım bir dünya başarı elde etmiştim sporda. Sonra bir yaz günü “bu testisler çocuğu kanser yapar, hemen alıp östrojene başlayalım” dediler

Ve testislerimi aldılar. Soran olursa kasık fıtığı ameliyatı diyecektim. Bu anlarda bana psikologa götürülmem söylendi ama hastaneden kaçmam gerekiyordu ve hep reddettim. Doktorlar ailemin ve stajer çekirgelerinin yanında kadınlardan mı erkeklerden mi hoşlandığımı sordu. Bunu belirleyici sanıyorlardı sanırım. İçimdeki hormonun ve ergenliğin getirisiyle stajerin göğüs dekoltesine bakarken erkeklerden hoşlanıyorum dedim. Cinsiyet değişikliği teklif edildi ama tek sosyal hayatım spor çevrem ve yarışmalardan oluşuyorken sonrasında ne yapacağımı bilemedim. Erkek olarak spora devam edemezdim. Kaldı ki annem çok fazla ağlıyordu, daha fazla üzülmelerini istemezdim. Hayır dedim. Belki de böylesi daha iyi oldu, o yaşta ve küçük bir şehirde bu değişimi yaşamak daha farklı travmalara sebep olabilirdi.

Elime de Estraderm verdiler ilaç niyetine. Tam olarak ne olduğunu anlayana kadar iki buçuk yıl kullandım östrojeni. Vajina kısmına bir operasyon yapılacaktı fakat daha erken, evleneceği zaman yaptırırsınız demiş doktor (sağolsun). Sonradan annemden öğrendiğime gore göğüs kısmına da protez önermişler. Neyseki (!) hormon görevini yerine getirdi de biraz göğüsler oluşmaya başladı.

Sonra sessiz dönemler başladı. Ailemin yanındayken özellikle garip bakışları göğüslemek daha da zordu. Ben alışmıştım sıkıntı yoktu fakat onların üzülmesini istemiyordum. Kabullenmiş hayatına devam eden bir genç olarak annemin de iteklemesiyle üniversiteyi kazandım. Benim görmediğim koruyucu bir kalkan olarak çalışmış annem, kendi ayaklarım üstünde durabilmem için seçtiğim mesleği bile o sevdirmiş.Annem, haksız rekabetten dopingli sayılan sporcuların haberlerini okudukça spor hayatımın da yavaş yavaş bitmesi gerektiğini biliyordu. Sağolsun östrojen yavaş yavaş kilo aldırmaya başlamıştı ve giderek güçsüz hissetmeye başlamıştım. Gülle ve Disk atıyordum ve bu sporda Dünya çapında derece beklenen bir sporcuyken, kötü atışlar yapmaya ve eski derecelerime ulaşamamaya başladım. Kendiliğinden bitti spor.

Kadınlardan hoşlanıyordum, üniversitede butch kavramını yakalayıp sahiplenmiştim. Mis gibi eşcinseldim işte. Başka bir tanıma ihtiyaç duymuyordum. 8 ay öncesine kadar da o şekilde yaşadım. En yakınımdan bile interseks kimliğimi saklayıp hayatıma devam ediyordum.Trans kimliğimden ise haberim bile yoktu. Uzak durmak daha iyi gibiydi, yeniden hastanelerde koşturmak, aileye bunu açıklamak, çevremi adapte edebilmek yerine olduğum gibi yaşamak daha kolaydı.

Sonra bir kırılma noktası yaşayıp senaryoyu mutlu sona çevirmeye başladım. İnterseks ve Trans Erkek olarak açıldım önce kendime, sonra çevreme ve aileme.

Ailem bu duruma benden daha çok sevindi sanırım, tabuya dönen ailede kimsenin bahsetmediği konuları döktük birbirimize. Şu an süre giden bir cinsiyet geçiş sürecinin içinde yoluma devam ediyorum ve bana konması gereken tanının aslında Testiküler Feminizasyon değil de 5 Alfa Redüktaz Eksikliği olduğunu öğrendim. Onu daha bi benimsedim doğrusu. Anne karnında 46 xy karyotipinde biyolojik bir erkek olarak gelişirken enzim eksikliği sonucu testosteron, dihidrotestesterona dönüşememiş ve dış genitaller dişi yönünde gelişip piyasaya sunulmuşum. Sağolsun o enzimin eksikliğinde sıkılmaya fırsat bulamadığım garip ve ilginç bir hayatım oldu.

Aslında daha detaylı bir yazı yazmayı planlıyorum fakat o günlere dair çok şey olmadığını farkettim hafızamda. Lisede mantık dersindeyken işini iyi yapan bir öğretmenimiz sınıfa yaşadığımız kötü şeyleri unutacağımız bir seans düzenlemişti. Herkes gözlerini kapatıp, unutmak isteyeceği şeyleri bir kağıda yazdığını hayal ediyordu. Sonra o kağıdı buruşturup uzay boşluğuna fırlatmıştık hayalimizde. Bütün hastane süreçlerim, doktor görüşmelerim, ameliyat anı ve sonrası da o yolculuktaydı.

Lambda’da interseks konuşuldu

27 Nisan 2013 Cumartesi saat 16.00’da Lambdaistanbul’da gerçekleştirilen “İnterseks: Silahlı ve Tehlikeli” başlıklı toplantı tıp camiası dışında Türkiye’de Türkçe gerçekleştirilen interseks konulu ilk etkinlik oldu. 2011 Onur Haftası’nda Arjantinli trans aktivist Mauro Cabral’ın interseks ve tabu üzerine yaptığı sunumdan beri Türkiye LGBT hareketi ilk kez interseks konulu bir toplantıya ev sahipliği yaptı. İnterseks aktivistleri Evrim Bal ve Belgin İnan’ın hazırladıkları toplantıda konuşmayı Belgin İnan gerçekleştirdi. Toplantıda interseks üzerine fikir yürütmelerin yanı sıra interseks ve lgbt hareketlerinin hangi noktalardan işbirliği içerisine girebileceği sorgulandı ve Türkiye LGBT hareketinin interseksin “İ”sini de sahiplenmesinin vakti geldiği üzerinde hemfikir kalındı. Lambda gönüllüleri bundan sonra LGBTİ kısaltmasını kullanmaya dikkat edeceklerini, bunda geç bile kalındığını dile getirdi.

Bu yazının devamını oku

Bu cumartesi ( 27 Nisan ) saat 16.00’da Lambdaistanbul’da

8367_10151414814484285_1840572400_n

İNTERSEKS: Silahlı VE Tehlikeli

Birçoğu hayatında hiç Foucault okumadı, İngilizce bilenleri belki Judith Butler’ın bir Holywood ünlüsünün evinde uşak olduğunu sanıyor olabilirler, hiç ellerine bir pankart alıp meydanlarda bağırmadılar, yaşam alanları çoğunlukla ailelerinin arka odaları oldu, seksi bir isimleri var ama genelde seks yapacak partner bulamıyorlar ama ikili cinsiyet sisteminin, üremenin, ailenin temeline dinamit yerleştiriyorlar, cinsellik ve cinsiyetle ilgili bilinen herşeyi yıkıyorlar ve bunu bilinçli yapmıyorlar: Onlar interseks.

Silahları ise kromozomları ve belirsiz genital organları. Cinsiyetlerin kavşak noktası, tampon bölgesi, harikalar diyarı ve cehennemini yaşayan interseks bireyler hakkında ne biliyorsunuz? Neredeyse hiçbirşey.

27 Nisan 2013 Cumartesi saat 16:00’da Lambda Kültür Merkezi’nde gerçekleştireceğimiz bilgilendirme toplantısında interseks olmayı konuşuyoruz. Kendisi de interseks bir birey olan Belgin İnan interseksin ne olduğu ile ilgili temel bilgiler verecek, bunun yanı sıra kendi yaşamından hikayelerle bu durumun toplumda nasıl karşılandığına ayna tutacak ve gelen soruları yanıtlayacak.

İnterseks durumları

tttt

  • 5-alpha reductase deficiency
  • Androgen Insensitivity Syndrome (AIS)
  • Aphallia
  • Clitoromegaly (large clitoris)
  • Congenital Adrenal Hyperplasia (CAH)
  • gonadal dysgenesis (partial & complete)
  • hypospadias
  • Klinefelter Syndrome
  • micropenis
  • mosaicism involving “sex” chromosomes
  • MRKH (Mullerian agenesis; vaginal agenesis; congenital absence of vagina)
  • ovo-testes (formerly called “true hermaphroditism”)
  • Partial Androgen Insensitivity Syndrome (PAIS)
  • Progestin Induced Virilization
  • Swyer Syndrome
  • Turner Syndrome

Bu yazının devamını oku

İnterseks Vaka Çalışmaları

http://www.cosmosmagazine.com/features/intersex-case-studies/ adresinden Aligül Arıkan tarafından çevrilmiştir.

İnterseks Vaka çalışmaları

David Salt ve Zoe Brain

Batı dünyası cinsiyeti iki kategoriye ayırır. Gerçekte ise cinsiyet bir spektrumdur. Neden toplum ve hatta bilim bu insanların erkek ve kadın arasında bir yerlerde olduklarını anlamakta bu kadar zorlanır?

66857_271147656353178_1070282979_n (1)HERCULINE BARBIN (HERCULINE BARBARIN)

Doğumunda kadın cinsiyeti atanmış, skandal yaratan aşk ilişkisi ve sağlık muayenesinden sonra cinsiyeti erkek olarak tekrar atanan 19. yüzyılda yaşamış Fransız hermafrodittir.

Hayatına bir hermafrodit, dini bütün bir kız olarak Katolik yetimhanesinde başladı. Sınıf arkadaşlarının olgunlaşan bedenleriyle büyülenmiş bir şaşkın olarak ergenliğe girdi, sonra da okul müdiresinin tutkulu aşkı oldu. Bu aşk ilişkisi ortaya çıktıktan sonra erkek kategorisine sokuldu.

30 yaşında, yalnız ve kimsesizdi. 1868’de Paris’te bir çatı katında intihar etti. Etkili ve güzel, erotik hatıralarını Michel Foucault Fransa Kamu Sağlığı Bölümü arşivlerinde buldu. Barbin’in ölümünden önce ve sonraki vücudunu tarifleyen tıbbi grafiklerle birlikte yayınlandı. Bu yazının devamını oku

Taşralı salyangozun daşı dorpağı altın şehirdeki onur yürüyüşü maceraları vesaire

* Yürüyüşte burukluk duyduğum tek şey intersekslerle ilgili herhangi bir pankart ya da slogan olmamasıydı. Ama bu biraz da benim plansızlığım, tembelliğim ve çekingenliğimden kaynaklandı. Bunlar bir kenara, onur yürüyüşü çok mutluluk verici, çok güzel bir deneyimdi benim için.

* İstanbul’a indiğim ilk gün, ilk saatlerde çok bocaladım. Etrafta o kadar çok insan, o kadar çok ses, o kadar çok görüntü, yani kısacası o kadar çok uyaran var ki… İnsan detayları algılayamıyor önce, baktığımı göremiyorum filan diye düşündüm bir süre. Çok yorucu. Kronik panik atağa yakalanmak için Taksim bire bir!

* Patricia Piccini’nin “Hold Me Close To Your Heart”, “Beni Bağrına Bas” isimli sergisini de gördüm. Yaşadığım dandik kasabada nah görürdüm böyle güzel sergiyi, çok yorucu, çok bilmemne ama İstanbul böyle de ufuk açan, dünyayı ayağına getiren bir yer işte. Sergideki en sevdiğim bir kaç işin fotosunu yazının arasına serpiştiriyorum bu uzun yazının paragrafları arasında fotolarla soluklanırsınız. Bu yazının devamını oku

Salyangoz kardeşliği :)

Feministival sokak işgali, İstanbul Emek (Yeşilçam) sokağı. 8 mayıs 2011… devamı gelecek. başta Noirviolet ve Hikayeci olmak üzere, salyangoz kardeşliğine uzaktan – yakından destek veren herkese sonsuz teşekkürler 🙂

Çeviri: Cinsiyetimin Sırrı – Sarah GRAHAM

[ILGA-Avrupa dergisi Destination Equality Summer 2008 sayısından alınmıştır. Çeviri: Aligül Arıkan]

Yeni doğan interseks bebeklerin gerçek doğaları hakkında rutin olarak bilgi vermemek ve onları tertemiz dişi ve erkek kutular olarak kategorileştirmeyi üstlenmek birçok doktor için sıradan bir uygulamadır. Sarah Graham deneyimlerini aktarıyor…

Hepimizin duymaktan korktuğu cümleler vardır ve “Kansersin” cümlesi büyük ihtimalle bu listenin başında yer alır. Bunun söylenmesiyle birlikte çocuk sahibi olamayacağın da diğer cümledir. Sekiz yaşındayken jinekolog ebeveynlerime bu yıkıcı haberi verdi: seyrek görülen bir genetik durumumun olduğunu ve eğer yumurtalıklarım alınmazsa ergenliğe girdiğimde kanser olacağımı ve öleceğimi söylemiş. Bu yazının devamını oku

Çeviri: Bir İnterseksüel Olarak Hayatım – MAX BECK

[Çeviri: Aligül Arıkan]

Doğduğumda doktorlar anne babama ne olduğumu söyleyememiş: Kız veya oğlan olduğumu söyleyememişler. Bacaklarımın arasında “tam gelişmemiş fallus” ve “kaynamış dudaksı-testisimsi kıvrımlar” bulmuşlar. Testlerini yaptılar, soktular, dürttüler ve karnımı kesip açtılar, eşeysel bezlerimi çıkardılar sonra da patolojiye gönderdiler. Ebeveynlerim dışarıdaki, Manhattan’ın Şubat soğuğu kadar soğuk kalpleriyle, hissizleşmiş hastane kafeteryasında oturdular.

Tek istedikleri sağlıklı bir bebekti. Hamile olan veya hamile kalmak isteyen herkesin istediği bu değil midir?

“Kız mı bekliyorsun, erkek mi?”

“Sağlıklı olduğu sürece ne olduğu önemli değil.” Bu yazının devamını oku