İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Tag Archives: transseksüel

İnterseks hakkında yanlış bilinen 5 şey !

26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü vesilesiyle interseks hakkında yanlış bilinen beş şeyi açıklığa kavuşturuyoruz.

Yanlış 1: Herkes erkek veya kadın doğar

İnsanlar çoğunlukla dünyada erkek ve kadın olmak üzere iki grup insan olduğunu ve herkesin biyolojik ve genetik özelliklerinin bu iki kategoriye göre şekillendiğini varsayar. Fakat durum her zaman böyle değildir. Dünyada erkek veya kadın bedeni gibi genel kabul görmüş kategorilere uymayan cinsel niteliklere sahip milyonlarca insan var.  Hepsi olmasa da bu kişilerin birçoğu interseks olarak tanımlanıyor.

İnterseks, cinsel organları, eşeysel bezleri, hormonları, kromozomları veya üreme organlarını etkileyen bir dizi doğal farklılığı tarif etmek için kullanılan kapsayıcı bir terimdir. Bazen bu nitelikler doğuştan itibaren görünür durumdadır, bazen ergenlik çağında ortaya çıkar, bazense fiziksel olarak görünür değildir.

Yanlış 2: Nadir sayıda insan intersekstir

Uzmanlara göre insanların yüzde 1.7’si interseks özelliklerle doğar. Bu sayı, kızıl saçla doğanların sayısına yakındır. Buna rağmen, intersekslerin büyük oranda yetersiz temsil edilmesi nedeniyle interseks terimi çoğunlukla yanlış anlaşılıyor. Bu hafta Trump yönetiminden kamuoyuna sızan bir döküman, ABD hükümetinin cinsiyet ve toplumsal cinsiyeti “sabit” erkek ve kadın kategorilerine bölerek, bu kavramlara yeni tanımlar getirmeye çalıştığına işaret ediyor. Trans ve intersekslerin varlığını tamamıyla yok sayan böyle bir adım, ABD’de ve dünyanın geri kalanında insan hakları açısından çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yanlış 3: İnterseks olmak düzeltilmesi gereken bir durumdur

İnterseks birçok çocuk onları ‘normale döndürmek’ amacıyla ameliyat ediliyor. Bu müdahaleler, çoğunlukla vücudun büyük bir bölümünü etkilediği, tersine çevrilmesi mümkün olmadığı ve acil bir ihtiyaç olmadığı halde gerçekleştiriliyor.

Doktorlar ve ebeveynler iyi niyetli olabilir, ancak gerçek şu ki, interseks çocuklar üzerinde uygulanan prosedürler, kısırlık, fiziksel acı, idrarını tutamama ve hayat boyu süren psikolojik ıstırap da dahil olmak üzere çok büyük sorunlara yol açabiliyor. Üstelik tüm bunlar çocukları, toplumun kız veya erkek çocuğun nasıl görünmesi ‘gerektiğine’ ilişkin normlarına uygun hale getirmek için yapılıyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı araştırma, bunun bir insan hakları ihlali olduğunun altını çiziyor. Söz konusu müdahaleler, çoğunlukla, çocukların kendi bedenleriyle ilgili alınan kararlar hakkında görüş bildiremeyecek kadar küçük oldukları bir yaşta gerçekleştiriliyor ve ebeveynler olası riskler hakkında yeterince bilgilendirilmiyor.

Devletler, toplumsal cinsiyet ve çeşitlilikle ilgili zararlı ön kabullerle mücadele etmekle yükümlüyken birçoğu çocukları ‘uygun’ hale getirmek için gereksiz ameliyatlara maruz bırakmayı seçiyor.

Yanlış 4: İnterseksler transtır

İnterseks olmanın trans olmakla hiçbir ilgisi yoktur.

Fiziksel cinsel özelliklerimizin kendi cinsiyet kimliğimizi nasıl değerlendirdiğimizle veya kimden hoşlandığımızla ilgisi yoktur.

“Trans” kelimesi, cinsiyet kimliği doğuştan atanan cinsiyetinden farklı olan insanlar için kullanılan kapsayıcı bir kavramdır. “İnterseks” ifadesiyse, içsel kimlik algısıyla değil, fiziksel cinsel niteliklere dairdir. İnterseks ve trans ayrı kavramlardır, ancak bir interseks kendisini aynı zamanda trans olarak da tanımlayabilir.

Bir interseks heteroseksüel, gey, lezbiyen, biseksüel veya aseksüel olabilir ve kendisini kadın, erkek veya trans olarak tanımlayabilir ya da hiçbiri ile tanımlamayabilir.

İntersekslerin de transların da kendi cinsiyet kimliklerini seçme hakları vardır ve asla kendilerini rahat hissetmedikleri bedenlerle veya kimliklerle yaşamaya zorlanmamalıdırlar.

Yanlış 5: Hiç kimse intersekslerin haklarını savunmuyor

İnterseksin anlamıyla ilgili hala birçok yanlış fikir olsa da dünyanın dört bir yanında farkındalık yaratmak ve insan haklarını korumak için mücadele eden çok sayıda interseks hakları aktivisti var. İnterseks insan hakları savunucularının birçoğu, gelecekte hiçbir çocuğun kendi yaşadığı acıları yaşamamasını mümkün kılmak için çalıştığını söylüyor. İnterseks hakları aktivistş Eves ve Charlie, Uluslararası Af Örgütü’ne, açıklık ve kabul görme ihtiyacından söz etti.

Eves, “Toplum, insan olmanın karşılık geldiği çeşitliliğin tamamına daha açık olmalı, çocuklar da oldukları gibi büyüyebilmelidir” diyor. Charlie ise “Bu konunun tartışılmaması ve üzerinin örtülmesi, suskunluktan etkilenen insanların kendilerini ve bedenlerini kabul etmesini inanılmaz derecede zorlaştırıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

İnterseks hakları aktivistlerinin ve interseks hakları için mücadele eden örgütlerin yorulmak bilmeyen çabaları sayesinde son zamanlarda bazı önemli adımlar atıldı. 2013’te 30 farklı örgütten interseks hakları aktivisti bir araya gelerek uluslararası interseks hareketinin talepleri ve tavsiyelerine dikkat çekmek üzere Malta Deklarasyonunu hazırladı. Bu yılki İnterseks Farkındalık Günü için ise Uluslararası İnterseks Örgütü (OII) Avrupa Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, Kuir ve İnterseks Gençlik ve Öğrenci Örgütü (IGLYO) ve Çevre Koruma Örgütü (EPA) ile bir araya gelerek interseks çocuklarını desteklemek isteyen ebeveynler için bir kılavuz yayınladı.

* Bu metin Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi tarafından hazırlanmıştır…

“Konu interseks çocuklar olduğunda, doktorlar her zaman en iyisini bilmiyor”

*Dr. Arlene M. Baratz’ın yazısıdır. Baratzi bir meme radyoloğu, iki interseks çocuğun annesi, AIS – DSD Destek Grubu tıp ve araştırma işleri sorumlusu ve yönetim kurulu üyesi, interACT: Advocates for Intersex Youth (İnterseks Gençliği için Hak Savunucuları) Tıp ve Araştırma Komitesi üyesidir.

**çeviren: Belgin İnan.

***Bu yazı ilk olarak Kaos GL sitesinde, 26 Ekim 2018 interseks farkındalık gününde yayımlanmıştır.

Çocuğunuz tıbbi bir sorunla doğduğunda, benim gibi doktor bir anne olsanız bile, yardım, öneri ve tedavi için doktorlara başvurursunuz.

1980’lerde tıp fakültesine giderken menopoz sonrası dönemdeki kadınlara kemik erimesini önlemek için östrojen takviyesi reçete etmemiz öğretilirdi. İnterseks – Atipik kromozomlar, gonadlar ya da iç/dış cinsel organlar ile doğan – bebekler için ise standart uygulama bu farklılıklarını cerrahi müdahale ile “düzeltmek” ve çocuğun durumunu herkesten gizlemekti.

Bir meme radyoloğu olarak ben kariyerimde yıllar içinde östrojen reçete etmenin kadınlara zarar verebileceğini, meme kanserine davetiye çıkartabileceğini, kardiyovasküler sorunlara yol açabileceğini ve istemeden hastalarıma zarar verdiğimi öğrenince yıkılmıştım. Kabul etmek zordu ama bu kanıtlara dayalı tıptı, bunun zararlı olduğunu hastalarıma söylemek zorundaydım.

1990’larda çocuklarımın interseks olduğunu öğrendiğimiz dönemde anne ve babalara çocuğa farklılıklarını silen “normalleştirme” ameliyatı yapılması ve interseks olduğunun sır olarak saklanması tavsiye ediliyordu. Bunları yapmazsak çocuklarımızın intihar edebileceği söylenmişti.

Çok sayıda çocuktan bahsediyoruz: Amerika’da bebeklerin %1.7’si bir interseks varyasyonu ile doğuyor. Her 2000 cinsel organdan birisi kızlar ya da erkekler için “tipik” olarak nitelendirilenden farklı görünüyor. 1950’lerden beri cerrahlar sistematik olarak “normalleştirme” ameliyatlarını sürdürdüler ve çocukların soyunma odalarında çıplak kaldıklarında herkesle aynı görünmesini sağladılar.

Bir doktor olarak bu iddialar merakımı cezbetti ve tıp literatüründe araştırma yapmaya karar verdim. İlk ameliyatlar üzerine makaleler okudum ve bu uygulamalardan çıkartılan sonuçların gerçek rakamlara değil, verilerin ön yargılarla yorumlanmasına dayandıklarını gördüm. Örneğin, ameliyat kararını gözden geçiren bazı ailelere çocuklarında cinsiyet disforisi görülme olasılığının toplumun geneliyle aynı, yani %0.6 olduğu söylenmişti (toplam nüfus içindeki yetişkinlerin yaklaşık %0.6’sı trans kimliğini benimsiyor).

Aslında, interseks çocuklarda bu oran %12, yani söylenenin 20 kat üzeri! Dolayısıyla kız ya da erkek gibi görünsünler diye kozmetik cerrahiye maruz kalan bu çocukların pek çoğunun yetişkinlikte kendisini yanlış cinsiyette hissetme, yani size yanlış tahminde bulunduğunuzu söyleme riski var. Ameliyatlarda dokular alındığı için bu kayıpları ve zararları geri almak gibi bir şans da yok. Bu yazının devamını oku

Bir Söyleşi : Alanında Türkiye’nin en yetkin akademisyeni ile Transeksüellik , İnterseksüellik ve Türk tıbbının bu konudaki evrimi üzerine konuşulanlar

Öncellikle merhaba 🙂

       Biliyoruz uzun zamandan beri herhangi bir paylaşım yapmadık , hem kişisel meseleler hem de biraz üşengeçlik ve elimizde yeterli nüve olmamasından dolayı biraz arayı açtık ama çok sağlam olduğunu düşündüğümüz bir röportaj ile döndük. Röportajı T24 haber sitesinden Hazal Özvarış , Prof. Dr. Şahika Yüksel ile yapmış. Şahika Hanımın; cinsellik , cinsel psikoloji , cinsel kimlik ve cinsel yönelim konularında ne kadar önemli ve yetkin bir insan olduğunu , türk tıbbının bu konudaki gelişiminde çok önemli bir payı olduğunu hatta bir çok açıdan bir ilk olduğunu röportajı okuduğunuzda göreceksiniz. Röportaj temel olarak transseksüeller üzerine olsa da hep söylediğimiz gibi transseksüllere fiziksel ve ruhsal olarak en çok benzeyen ve yakın olan grup olarak interseksüelleri ve bu konuya merakı olanları da ilgilendiriyor. Zaten röportaj içerisinde sıklıkla interseksüel ifadesi de geçmekte. “İnterseks” sözcüğünün bile belli bir evrim süreci sonucunda artık tıp uzmanları tarafından kullanıldığını belirtmek gerek tıpkı “transseksüel” kelimesi gibi. 

     Röportajı okuduğunuzda yıllar öncesinde ve hâlâ,  transların ve intersekslerin toplumsal , çevresel ve ailevî açıdan nasıl zorluklarla karşılaştığını , bunun yanında  devletin saçma ve bilimsellikten uzak uygulamalarını ama yine de kör topal şekilde de olsa bu meselelerde yavaş yavaş olumlu gelişmeler yaşandığını göreceksiniz. Tabii ki bu ilerlemede Şahika Hoca gibi değerli insanların emeği ve payı büyük. Kendisine yıllar içindeki tüm çalışmalarından ve öncülük ettiği tüm gelişmelerden ve bunun yanında yeri geldiğinde kendisini de sorgulayarak kendisine de özeleştiriyle yaklaşmasından   ötürü çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca bir özel teşekkürü Sevgili Hazal Özvarış‘a da bir borç biliriz , yoğun gündem maddeleri arasında böyle görülmeyen, aslında görülmek istenmeyen önemli meselelere de eğildiği ve tanınırlığımıza, bilinirliğimize destek olduğu , sesimizi duyurduğu için…

Korkma, dinle, anla: Şahika Hoca transseksüelleri anlatıyor

“Bülent Abi.”

33 yıl önce ameliyat olmuş Bülent Ersoy’a ithafen kamuoyu önünde zaman zaman “yanlışlıkla” söylenen bu söz, Türkiye’nin tüketilemeyen magazin malzemelerinden biri. Bu haberleri okuyunca neredeyse bir refleks olarak yapılan kıkırdamayla cinayet arasında uzanan yolun ismi de transfobi.

Çoğunluğun ortaklaştığı bu fobi nedeniyle, kasten öldürmenin cezası müebbet hapisken öldürülen kişi transsa katilin şu iki cümleden birini söylemesi hakimlerin ceza indirimi vermesi için yeterli olabiliyor:

“Kadın sanmıştım.”

“Bana ters ilişki teklif etti!”

Böylece “serde erkeklik olduğu” söylenen hakim, muhtemelen hemcinsi olan katile “haksız tahrik” yapıldığına kanaat getiriyor ve Türkiye’nin bir Avrupa birinciliğini daha elinde tutması garantileniyor.

Sadece mahkeme salonunda değil, devletin izini bıraktığı her alanda yaşadıkları nefret, saldırı ve cinayetler nedeniyle 16-22 Haziran arasında yapılacak Trans Onur Haftası’nın teması “Faili Devlet.”

Gazetelere yansımayan ya da popüler programlarda konuşulmayan transların Türkiye’sini öğrenmek için Prof. Şahika Yüksel’i ziyaret ettik.

Prof. Dr. Şahika Yüksel

Yüksel’in 40 yılı aşkın kariyeri, Türkiye’nin hukuk ve sağlık alanında translara bakışına da mim koyuyor.

Meslektaşları transseksüelleri geri çevirirken farklı bir yol seçen Şahika Yüksel, doçent olduktan sonra, 1985’te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gelen transseksüellerle görüşmeye başladı. İlkeleri yurt dışındaki meslektaşlarına danışarak öğrenen Yüksel, transseksüelliğin ameliyattan ibaret olmadığını, sürece bakımı da katarak gösterdi. 80’li yılların sonunda grup tedavisine başlayan Yüksel, çok geçmeden Anadolu’dan transseksüellerin kapısını çaldığı isim oldu.

Geçen sene emekliliğini isteyen Yüksel, İstanbul Psikososyal Travma Birimi’nin kurucu başkanı, Cinsel Eğitim, Tedavi, Araştırma Derneği’nin (CETAD) kurucu üyesi ve eski Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı olmanın yanı sıra Mor Çatı Sığınağı Vakfı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın da kurucu üyelerinden.

1970’lerden 2010’lara uzanan deneyimleri alternatif bir tarihi de barındıran Şahika Yüksel’in T24’ün sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

1970’lerde cinsiyet değiştirme  ameliyatları nasıl yapılıyordu?

– LGBTİ sizin hayatınıza nasıl girdi?

Psikiyatriye 1972 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü’nde başladığım Türkiye’de gerek cinsellik, gerek cinsel sorunlara akademik alanda ilgi varsa bile örtülü idi. Dolayısıyla, bu konularda bilgisiz öğrencilerdik. Dünyada da cinsel tedavilerin yeni geliştiği bir devreydi. Gey ve lezbiyenleri 1968 hareketiyle duymaya başlamıştık. Ama o devrede ruh sağlığı ve sorunların hepsi benim için yeni idi. LGBT’lerle ilgilendiğimi hatırlamıyorum. Cinsel yönelim, cinsel kimlik değiştirme pek bilinen şeyler değildi. Ana akım içinde de, marjinalde de yoktu. İlk hatırladığım şey 1970’lerin sonunda Türkiye’de çok önemli bir estetik cerrahı olan Prof. Ali Nihat Mındıkoğlu. Cinsiyet değiştirme ameliyatları yapıyordu ama o sırada bu ameliyatların hangi ilkelerle, kimlere yapıldığı konularında netlik yoktu.

‘Uğur Dündar’ın programından sonra  üniversiteler translara kapıları kapadı’

– 1970’lerde “Ben cinsiyet değiştirmek istiyorum” diyen biri, parası da varsa, Mındıkoğlu’na gidip ameliyat olabiliyor muydu?

Bir piskiyatrist rapor veriyordu, ancak henüz ilkeler netleşmemişti. Ameliyata talip olanların tümü kendilerinin ne olduğunu bilen ve dönüşüme hazır kişiler değildi, aralarında muhtemelen eşcinseller de vardı. Uğur Dündar, Mındıkoğlu ile bir program yaptı. Ameliyatlardan bahsederken televizyon yayınına “Benim hayatımı mahvettin” diyen, Mındıkoğlu tarafından ameliyat olmuş bir kişi girdi. Bundan sonra Mındıkoğlu tıp camiasından dışlandı. Üniversitede öğretim üyesi olan Mındıkoğlu olayından sonra resmi bir karar olmasa da Türkiye çapında bu ameliyatlar uygun olmayan yerlerde, gizli yapılmaya başlandı. Çok zor ameliyatları yapabilen üniversiteler transseküellere kapıları kapamıştı. 1985’te transseksüellere görüşmeye başlayana kadar bu konuda konuşan tek hocam Prof. Metin Özek olmuştu.

1980 sonrasında ‘duvar’ ameliyatları

– Darbe dönemi ameliyatları nasıl etkiledi?

Bazı transseksüeller Eskişehir’e sürgün edilirken özellikle eğlence sektöründe çalışan erkeklere çok ağır baskı, işkence yapılıyor ve çalışmaları engelleniyordu. Bu devrede translara, heteroseksüel olmayanlara artan baskılar nedeniyle ameliyat olması gerekmeyen eşcinsel olan bazı kişilere duvar adı verilen bir ameliyat yapılmaya başlandı.

– Nedir “duvar”?

Daha çok Beyoğlu’ndaki eğlence sektöründe çalışan eşcinsel kişiler polis tarafından hoş görülmüyor ve iş yerleri de zarar görüyordu. O kişileri kadın gibi göstermek için penislerinin kesildiği bir ameliyat yapılıyordu.

– Yerine vajina yapılmıyor muydu?

Yapılmıyordu çünkü o insanların vajinaya ihtiyacı yoktu, erkeklerdi zaten. İnsanlar da hayatta kalabilmek için bu korkunç ameliyatı yapmak zorunda kaldılar. Nokta’da bu konu kahramanları ile röportajlar yayınlandı.

‘Transseksüeller hastanede istenmeyen gruptu’

– Hastaneler yerine merdiven altı diye tabir edilen yerlerde mi yapıldı bu “duvarlar”? Tıbbi sorun yaşatan doktorlar şikayet edilebildi mi?

O ameliyatlar kayıt altına alınmadıkları için enfeksiyon ve kayıplara ilişkin hiçbir hak iddia edemiyorlardı. Üstelik çok daha fazla para ödüyorlardı. Bu dönem cinsel kimlik ile cinsel yönelim arasındaki fark bilinmiyordu, ilgilenilmiyordu da. Birçok solcu grup da “devrimden sonraya kalacak” konulardan biri olarak gördüğü için ilgilenmiyordu. Ben de o dönem doçent oldum, kendi hastalarımı görmeye başladım ve transseksüeller de gelmeye başladı.

– Neden siz gördünüz?

Kimsenin istemediği bir gruptu, bense istiyordum. Ne yapılacağı bilinmeyen vakalara açıktım. İngiltere’de, o zamanlar çok yeni olan davranış psikoterapisi de öğrenmiştim, muhtemelen bu nedenle de genç arkadaşlar bana yolluyordu. Bu yazının devamını oku

İnterseks Vaka Çalışmaları

http://www.cosmosmagazine.com/features/intersex-case-studies/ adresinden Aligül Arıkan tarafından çevrilmiştir.

İnterseks Vaka çalışmaları

David Salt ve Zoe Brain

Batı dünyası cinsiyeti iki kategoriye ayırır. Gerçekte ise cinsiyet bir spektrumdur. Neden toplum ve hatta bilim bu insanların erkek ve kadın arasında bir yerlerde olduklarını anlamakta bu kadar zorlanır?

66857_271147656353178_1070282979_n (1)HERCULINE BARBIN (HERCULINE BARBARIN)

Doğumunda kadın cinsiyeti atanmış, skandal yaratan aşk ilişkisi ve sağlık muayenesinden sonra cinsiyeti erkek olarak tekrar atanan 19. yüzyılda yaşamış Fransız hermafrodittir.

Hayatına bir hermafrodit, dini bütün bir kız olarak Katolik yetimhanesinde başladı. Sınıf arkadaşlarının olgunlaşan bedenleriyle büyülenmiş bir şaşkın olarak ergenliğe girdi, sonra da okul müdiresinin tutkulu aşkı oldu. Bu aşk ilişkisi ortaya çıktıktan sonra erkek kategorisine sokuldu.

30 yaşında, yalnız ve kimsesizdi. 1868’de Paris’te bir çatı katında intihar etti. Etkili ve güzel, erotik hatıralarını Michel Foucault Fransa Kamu Sağlığı Bölümü arşivlerinde buldu. Barbin’in ölümünden önce ve sonraki vücudunu tarifleyen tıbbi grafiklerle birlikte yayınlandı. Bu yazının devamını oku

Bedenlerimizin ve Cins[iyet]lerimizin Patolojikleştirilmesine Karşı / Curtis E. Hinkle

toplumsal-cinsiyet11

Seksist bir Yutturmaca
Curtis E. Hinkle
Uluslararası İnterseksüeller Organizasyonu Kurucusu

(http://cevirieylem.tumblr.com/post/4012350540/bedenlerimizin-ve-cins-iyet-lerimizin adresinden alınmıştır)

Hepimiz bir yutturmacanın kurbanlarıyız. Cinselliğin ikili inşası (erkek/kadın), seksin ikibiçimli olduğu yanılsamasını yaratan tıbbi sosyal bir kurgudur. Bunu yaratmak için, tüm “anormallikleri” ortaya çıkarıldıkları an patolojikleştirme gereği ortaya çıkıyor.  Bu konuda, “atipik” [tipik olmayan] şeklinde kimliklendirilmiş tüm beden ve ruhları “normalleştirmek” ve kontrol altına alma rolü olan tıbbi ve psikiyatrik erk tarafından interseksüeller ve translar aynı alamete yerleştirildiler.

Ama eğer interseksüeller ve translar aynı tıbbi tedaviye başvururlarsa, interseksüalite, bilinçli bir rıza olmadan bu ikili yutturmaya ve tedaviyi onaylayan tıbbi tanıya itaat edecektir.

Bu yazının devamını oku

Taşralı salyangozun daşı dorpağı altın şehirdeki onur yürüyüşü maceraları vesaire

* Yürüyüşte burukluk duyduğum tek şey intersekslerle ilgili herhangi bir pankart ya da slogan olmamasıydı. Ama bu biraz da benim plansızlığım, tembelliğim ve çekingenliğimden kaynaklandı. Bunlar bir kenara, onur yürüyüşü çok mutluluk verici, çok güzel bir deneyimdi benim için.

* İstanbul’a indiğim ilk gün, ilk saatlerde çok bocaladım. Etrafta o kadar çok insan, o kadar çok ses, o kadar çok görüntü, yani kısacası o kadar çok uyaran var ki… İnsan detayları algılayamıyor önce, baktığımı göremiyorum filan diye düşündüm bir süre. Çok yorucu. Kronik panik atağa yakalanmak için Taksim bire bir!

* Patricia Piccini’nin “Hold Me Close To Your Heart”, “Beni Bağrına Bas” isimli sergisini de gördüm. Yaşadığım dandik kasabada nah görürdüm böyle güzel sergiyi, çok yorucu, çok bilmemne ama İstanbul böyle de ufuk açan, dünyayı ayağına getiren bir yer işte. Sergideki en sevdiğim bir kaç işin fotosunu yazının arasına serpiştiriyorum bu uzun yazının paragrafları arasında fotolarla soluklanırsınız. Bu yazının devamını oku

Salyangoz kardeşliği :)

Feministival sokak işgali, İstanbul Emek (Yeşilçam) sokağı. 8 mayıs 2011… devamı gelecek. başta Noirviolet ve Hikayeci olmak üzere, salyangoz kardeşliğine uzaktan – yakından destek veren herkese sonsuz teşekkürler 🙂

Çeviri: Cinsiyetimin Sırrı – Sarah GRAHAM

[ILGA-Avrupa dergisi Destination Equality Summer 2008 sayısından alınmıştır. Çeviri: Aligül Arıkan]

Yeni doğan interseks bebeklerin gerçek doğaları hakkında rutin olarak bilgi vermemek ve onları tertemiz dişi ve erkek kutular olarak kategorileştirmeyi üstlenmek birçok doktor için sıradan bir uygulamadır. Sarah Graham deneyimlerini aktarıyor…

Hepimizin duymaktan korktuğu cümleler vardır ve “Kansersin” cümlesi büyük ihtimalle bu listenin başında yer alır. Bunun söylenmesiyle birlikte çocuk sahibi olamayacağın da diğer cümledir. Sekiz yaşındayken jinekolog ebeveynlerime bu yıkıcı haberi verdi: seyrek görülen bir genetik durumumun olduğunu ve eğer yumurtalıklarım alınmazsa ergenliğe girdiğimde kanser olacağımı ve öleceğimi söylemiş. Bu yazının devamını oku

Çeviri: Bir İnterseksüel Olarak Hayatım – MAX BECK

[Çeviri: Aligül Arıkan]

Doğduğumda doktorlar anne babama ne olduğumu söyleyememiş: Kız veya oğlan olduğumu söyleyememişler. Bacaklarımın arasında “tam gelişmemiş fallus” ve “kaynamış dudaksı-testisimsi kıvrımlar” bulmuşlar. Testlerini yaptılar, soktular, dürttüler ve karnımı kesip açtılar, eşeysel bezlerimi çıkardılar sonra da patolojiye gönderdiler. Ebeveynlerim dışarıdaki, Manhattan’ın Şubat soğuğu kadar soğuk kalpleriyle, hissizleşmiş hastane kafeteryasında oturdular.

Tek istedikleri sağlıklı bir bebekti. Hamile olan veya hamile kalmak isteyen herkesin istediği bu değil midir?

“Kız mı bekliyorsun, erkek mi?”

“Sağlıklı olduğu sürece ne olduğu önemli değil.” Bu yazının devamını oku

‘YARADAN’IN YARATTIĞI BİR ŞEY..’

[Bu yazı 28 Ekim 2006’da BirGün Pazar’da yayınlanmıştır]

KÜRŞAD KAHRAMANOĞLU
kursadkahramanoglu@birgun.net

Çağlar Deniz 31 yaşında, bir buçuk yaşında bir kız çocuğunun babası, Marmarisli, ikiz bir erkek kardeşi ve bir ablası var ve kendisini “interseksim” diye tarif ediyor. Kürşad Kahramanoğlu, Çağlar’la söyleşti:

» Çağlar benimle buluşup konuşmayı kabul ettiğin için teşekkür ederim. Kendini interseks diye tanımlıyorsun; interseks ne demek?
14 yaşımda dış görünüşüm tamamen erkekti, ama bu ergenlik çağı döneminde birden bire göğüslerim büyümeye başladı. Her ne kadar annem ergenlik çağında erkeklerde olur böyle şeyler dese de bu öyle erkek göğsü büyümesi değildi. Göğüslerim bir kız çocuğu gibi büyüyorlardı, ayrıca vücudum diğer yaşıtlarım gibi kıllanmıyor, penisim büyümüyordu. Marmaris’te bir kadın hastalıkları uzmanına gittik. Bana o zamanlar bu doktor “sen çift cinsiyetlisin” diye izah etmişti! Bu yazının devamını oku