İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Tag Archives: türkiye

“Atadığınız cinsiyetleri reddediyorum, ben interseksim”

Haberi Hazırlayan : KAOS GL adına Aslı Alpar.

Fotoğraflar : Koray Arkadaş.

12. Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Ulusal Kongresi üçüncü gününde “Beden Tıbbın Cinsiyet Sınırlarına Uymadığında” oturumunda tıbbın intersekslere yaklaşımı tarihi aşamaları ile ele alındı.

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin (CETAD) bu yıl 12.’sini düzenlediği Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Ulusal Kongresi üçüncü gününde “Beden Tıbbın Cinsiyet Sınırlarına Uymadığında” konulu bir oturum gerçekleşti. Oturumun moderatörlüğünü Koray Başar üstlendi.

Oturumda geçmişten günümüze tıbbın intersekslere yaklaşımı ile interseksler ve Türkiye’de bu konuda çalışan hekimlerle yapılan bir araştırmanın bulguları ele alındı. Oturumda ayrıca intersekslerin bu alanda yürüttüğü politik mücadeleden de bahsedildi.

“Hekimler interseks kişilerin otonomisine izin vermeli”

Oturumun ilk konuşmacısı Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji Bilim Dalında öğretim üyesi Alev Özön oldu. Özön oturumda“Cinsiyet Gelişimi Bozukluklarına Yaklaşım”a dair konuştu.

Konuşmasına erken ve geç dönem cinsiyet gelişim bozukluklarına değinerek başlayan Özön, doğum sırasında bazen de yaşamın ilerleyen yıllarında bedenlerinin tıbbın ‘normal’ kabul ettiği ‘erkek’ ve ‘kadın’ özelliklerini taşımadığında tıbbın bu süreci nasıl ele alması gerektiğini katılımcılarla paylaştı.

Tıbbın intersekslere yaklaşımına dair son yıllardaki değişikliklerden bahseden Özön, interseks çocukların ebeveyninin psikososyal yönden desteklenmesi gerektiğini belirtti. Özön “Tıbbın intersekslere 1950’lerdeki yaklaşımı ne yazık ki uzun süre uygulandı. Bu yaklaşım cinsiyet kimliğinin kişiye empoze edilerek değiştirilebileceği varsayımına dayanıyordu. 90’lı yıllarda cinsiyetin doğumda belli olduğu ve bu empozenin işe yaramayacağı söylendi. Doğruydu ancak bana kalırsa, çoklu belirleyeni olan bir konuyu her iki yaklaşım da basite indirgiyordu. Nihayet 2000’li yıllarda çoklu belirleyen anlayışı kabul gördü ve 2010’dan günümüze de interseksler ikili cinsiyet üzerinden değerlendirilmiyor” dedi.

“Hekimler interseks kişilerin otonomisine izin vermeli” diyen Özön günümüzde tıbbın da bu yaklaşımı savunduğunun altına çizdi.

“Bazı hekimlerin intersekslere yaklaşımı bilimsel kararlarla değil toplumsal algılarla oluyor”

Oturumun ikinci konuşmacısı Ceren Aydın “İnterseks ve Cinsiyet Özelliklerindeki Çeşitliliklerin Medikalizasyonu”na dair katılımcıları bilgilendirdi. Aydın, Türkiye’de interseks bireylerin deneyimlerini hekimlerle görüşerek hazırladığı araştırması ile birlikte sundu.

Ne yazık ki bazı hekimlerin intersekslere yaklaşımı bilimsel kararlarla değil toplumsal algılarla oluyor” diyen Aydın, geri dönüşü olmayan tıbbi müdahalelerin etik açıdan içinde barındırdığı sorunlara değindi.

Aydın, interseks kişiler ve alanda çalışan hekimlerle yaptığı görüşmelerden örneklerle konuşmasını sürdürdü. Tıbbın ikili cinsiyet normlarını merkeze alarak gerçekleştirdiği müdahalelerin intersekslere verdiği kalıcı zararları sıralayan Aydın bu kişilerin tıbbi süreçte izole edildiğini vurguladı.

Aydın konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı: “yaptığım görüşmelerde interseksler hekimlerin bedenlerini nesneleştirdiğini söyledi. Yaşadıkları ayrımcılığı şöyle özetlemek mümkün: Hekimlerin özneye söz hakkı tanınmaması, rızaları alınmadan yapılan tıbbi müdahalenin yarattığı travma ve hastane personelinin ayrımcı yaklaşım. Tıbbın intersekslere ‘düzeltme’ mantığı ile yaklaşmaması lazım.”

“Biz çeşitliliğiz ve tıp bizi bu şekilde tanımlamak zorunda”

Oturumun son konuşmacısı interseks aktivisti Şerife Yurtseven oldu.

Intersex Anatolian ve Türkiye İnterseks İnisiyatifleri adına çalışmalar yürüten Şerife Yurtseven konuşmasına “İnterseksler keşke modern tıbbın gelişmediği dönemde yaşasaydı. Keşke hiç tanışmasaydım ben de tıpla. Tıp hiçbir zaman hiçbir ülkede hiçbir interseksi mutlu etmemiştir. Çünkü biz hasta değiliz, ‘bozukluk’ kavramını da kabul etmiyoruz. Biz çeşitliliğiz ve tıp bizi bu şekilde tanımlamak zorunda” diyerek başladı.

Yurtseven interseks olarak kendi deneyimlerini aktardı ve “Bedenimiz hekimlerin çalışma sahası değil, biz kimsenin deneği değiliz” diyerek ikili cinsiyet sistemini eleştirdi. Yurtseven sözlerine şöyle son verdi: “Atadığınız cinsiyetleri reddediyorum, ne kadın ne de erkeğim, ben interseksim!”

Reklamlar

“İNTERSEKS ÇOCUĞUNUZA NASIL DESTEK OLABİLİRSİNİZ ” KATALOGU TÜRKÇE OLARAK YAYIMDA !

IGLYO, OII Avrupa(organisation intersex international Avrupa Kolu) ve EPA ortaklığında hazırlanan “İnterseks çocuğunuza nasıl destek olabilirsiniz?” broşürü 26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü’nde yayınlandı. Broşür; Fransızca, İngilizce, Türkçe, Portekizce ve İzlandaca olmak üzere beş ayrı dilde dijital ortamda okuyucuya açıldı.

Broşür; “İnterseks nedir?”, “Anne ve babalar için tavsiyeler”, “Sık sorulan sorular”, “Tıbbi müdahalelerle ilgili kararlar almak”, “Çocuğunuzla intereks olmak hakkında konuşmak”, “Diğer insanlarla interseks çocuğunuz hakında konuşmak”, “Diğerlerinin sorabileceği sorular”, “Öğretmenler, doktorlar ve diğer profesyonellerle interseks çocuğunuz hakkında konuşmak”, “Sözlükçe” ve “Faydalı linkler ve kaynaklar” olmak üzere on bölümden oluşuyor.

Kataloga ulaşmak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz :

http://www.iglyo.com/wp-content/uploads/2018/10/OII_InterGuide_TURK_ES_WEB.pdf

Dünya İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyoruz !

12189525_443402689180379_5470152569295442921_n

Bugün, 19. kez, interseks bireyler, zorla uygulanmış cerrahi operasyonlardan hayatta kalanlar, sevgililer, eşler, aileler, arkadaşlar ve müttefikler tüm dünyada İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyor ve Boston’da 26 Ekim 1996 tarihinde gerçekleştirilen dünya tarihindeki ilk interseks protestosunu anıyor. Amerikan Pediatri Akademisi’nin yıllık toplantısı sırasında Heidi Walcutt tarafından gerçekleştirilen bu protestonun başlattığı hareket bugün tüm dünyada büyüyerek devam ediyor ve interseks görünürlüğünü her geçen gün arttırıyor. İnterseks hareketinin zorunlu genital ameliyatları durdurmak için örgütlü mücadelesi 20 yılı aştı. İnterseks Farkındalığı etkinlikleri dünyanın çeşitli kentlerinde 8 Kasım’a kadar devam edecek.

Son yıllarda dünyada interseks bireyler açısından iç açıcı gelişmeler yaşanıyor. Fransa, Almanya, Malta, Şili, ABD gibi pek çok ülkede intersekslerin kimlik belgelerinde cinsiyet belirtme zorunluluğunun kalkması, interseks çocuklara yapılan ameliyatların yasaklanması ya da bu konuda açılan hukuki davaların olumlu sonuçlanması gibi gelişmeler, bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi’nin interseks çocukların bedensel bütünlüğünün korunması ve interseks hakları konusundaki girişimleri ve tavsiyeleri umut verici.

Nereden nereye geldik?

Türkiye’ye bakarsak; Türkiye’de kurumsallaşmış bir interseks hareketinden söz edemiyoruz belki ama on yıl hatta beş yıl öncesi ile karşılaştırdığımızda hayal bile edemeyeceğimiz kadar yol aldık. Öyle büyük bir suskunluğun, görünmezliğin içinden geliyoruz ki son bir kaç yıldır en azından LGBT camia içerisinde edindiğimiz görünürlük ve bir elin parmaklarını zar zor geçen sayıdaki interseks yoldaşlarımız bile çok anlamlı bizim için.

Türkiye’de bir interseks aktivizminin varlığından söz edeceksek bunun başlangıçta internet üzerinden örgütlenme sayesinde, çeşitli internet mecraları sayesinde, en önemlisi de LGBT camiadan interseks olmayan yoldaşların destekleriyle mümkün olduğunu belirtmeliyim. İnterseks bireylerin henüz birbirlerine ulaşamadıkları, sayımızın az olduğu dönemlerde lezbiyen, gey, biseksüel, trans, kuir, anarkofeminist arkadaşlar bizim sesimiz olmaya çalıştılar, iyi ki hala yanımızdalar. Neler yaptık diye kısaca bir göz atarsak, sürecin temelini LGBT örgütlere ulaşıp temaslar kurmaya başladığımız 2009 yılının oluşturduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Blog ile çıkmıştık yola…

Ardından intersexualshalala.wordpress.com blogumuzun kurulması, buradaki yazıların Lambda, Kaosgl, Pembe Hayat gibi başka örgütlerin yayın organlarında da çıkması, bu şekilde ufak ufak LGBT çevrelerde interseksin görünürlük kazanmaya başlaması geldi. Bu sırada blog sayesinde biz interseks aktivistleri birbirimizi bulmaya devam ettik, blogun yanı sıra bütün sosyal medya platformlarında hesaplarımızı açtık. Gerek kişisel hikayelerimizin kendi ağzımızdan aktarımı ile, gerekse çeviri çalışmaları ile bu blog Türkçe’deki en doyurucu interseks bilgi kaynağı oldu desek yanlış olmaz. Blogda bazı yazıları İngilizce ve Kürtçe’ye de çevirdik.

Ayrıca, onur haftası kapsamında Arjantinli interseks aktivist Mauro Cabral’ın İstanbul’da bir konuşma yapması, ardından Gabrielle Le Roux’nun “Türkiyeli, Trans, Gururlu” adlı çalışması dahilindeki kitapta blogdaki yazılardan birisinin de İngilizce’ye çevirilerek yer alması, yine blogumuzdaki yazıların Almanca’ya çevrilerek Almanya’da intersekslerin deneyimlerinin anlatıldığı bir kitapta yer alması dünyadaki interseks aktivistlerini de Türkiye’deki intersekslerden haberdar etti.

LGBTİ’nin “İ”si

Bu sırada Lambda ve diğer örgütlerde zaman zaman toplantılar yaparak LGBT müttefiklerimizin interseks bireyleri daha iyi tanımalarını sağlamaya çalıştık. Bu esnada blog aracılığı ile sayımız artmaya devam etti. Onur yürüyüşlerine katılmaya başladıktan bir kaç yıl sonra Lambda’nın “interseksler vardır” lolipopları da onur yürüyüşünde belirmeye başladı ki bu da bizim açımızdan önemli ve hoş bir şeydi. Onur yürüyüşünde gey, lezbiyen, trans, biseksüel lolipoplarının, pankartlarının yanı sıra intersekslerin de adını görmek bir dönüm noktasıydı. Aynı zamanda Lambdaistanbul İnterseks Manifestosu’nu yayınlayarak bundan sonra mücadeleye LGBTİ çatısı altında devam edeceğini duyurdu, bugüne kadar “İ”nterseksi eksik bıraktığı için tüm interseks bireylerden özür diledi. Yola çıkarken lgbt’nin bir de “i”si var, “i” harfini getirmeye geldik demiştik, bunu başardığımızı artık her yerde görüyoruz. “LGBTİ” kısaltması o kadar yaygınlaştı ki homofobik yayınlarda bile artık “i”yi eksik etmiyorlar 🙂

Türkiye pratiğinde 3. dalganın en ilham verici örneklerinden biri olan Feministival’de de yoldaşlarımız sayesinde intersekslerin adının geçmesi feminist hareket ile birbirimizi kucaklamaya dair çok hoş bir gelişmeydi.

Medya görünürlüğü ve video çalışmamız

Bizim için göreceli küçük ama önemli zaferlerden biri de fotoğrafsız, çekine çekine de olsa Hürriyet, Cumhuriyet, Bianet gibi yayın organlarına verdiğimiz röportajlar oldu. Bu şekilde ilk kez daha geniş kitlelere ulaşma şansı bulduk. Bu yıl ise herşey çok daha farklı. Başka bir heyecan içindeyiz. Çünkü biz interseks aktivistleri artık öyle bir iki kişi değiliz, birbirimizi bulduk, hepimiz biraraya gelme, tanışma, hikayelerimizi birbirimizle paylaşma imkanı bulduk, arkadaş olduk, dost olduk. Artık bir iç dayanışma grubumuz var. En son geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz değerli trans aktivisti Aligül Arıkan’ı anma etkinliklerinde hep birlikte bir video hazırladık ve gösterimini yaptık. İlk kez böyle kamusal bir etkinlikte yüzlerimizi açtık, sesimizi duyurduk. Bu çok başka bir duyguydu.

Sırada bir arkadaşımızın kitap projesi ve daha bin bir türlü fikrimiz, planımız var. Umuyoruz ki önümüzdeki süreçte bir çocuğun interseks olduğu fark edildiğinde ailenin danışmak, dayanışmak için başvurabileceği bir örgütlenme haline geleceğiz. Belki bir doktor, psikolog, psikiyatrist interseks bir danışan gördüğünde destek için bize yönlendirecek. İnterseks bireylerin haklarını koruyan bir yasa çıkacak, interseks çocuklar artık rızaları olmadan ameliyat edilemeyecek. Bu noktaya gelmek için daha almamız gereken çok yol var biliyoruz ama umutluyuz. En büyük motivasyonumuz bizden sonraki nesile daha iyi şartlar sunabilmek, bizim yaşadığımız travmaları bundan sonra doğacak interseks çocukların yaşamadıklarını, mutlu ve engellenmeyen bireyler olabildiklerini görebilmek.

İnterseksüel Şalala Yazarları adına Belgin

Bir Jinekolog’un anlatımıyla İnterseks’ler

süleyman hoca            Süleyman Engin Akhan İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde jinekoloji dalında ve  alanında en başarılı ve yetkin profesörlerden biri. Hastalarını sadece bir beden ve et parçası olarak görmenin ötesinde onları ruhsal bir canlı olarak da gören ve duygularını da önemseyen kanımızca alanında Türkiye’nin en değerli doktor ve hocalarından biri. Kendisi yakın bir geçmişte Facebook’ta ki kendi sayfasında interseks vakalar hakkında uzun ama açıklayıcı ve bilgilendirici bunun yanında güzel bir metin yazıp paylaşmıştı. Ve paylaştığı yazıda da  ayrıca kendisinin devamlı hastası olan ve bu blogun da yazarlarından birinin yine bu blogda yazdığı ve kendi deneyimini anlattığı yazıya da yer vermişti.   Aşağıda  işte bu yazıyla sizi başbaşa bırakıyoruz. Ve hastalara insanca yaklaşımı , onları beden ve ruhlarıyla bir bütün olarak gören bütüncül bakış açısı ,üstün bilgi birikimi ve deneyimi ile diğer ortalama Türk doktorlardan ayrı bir yere konması gerektiğine inandığımız bu değerli doktoru size içimizin rahatlığı ile öneriyoruz. Eğer siz de interseks iseniz veya bir yakınınız interseks ise Süleyman Hoca’ya başvurabilir , ondan bilgi ve yardım isteyebilirsiniz.

 

“Asla Doğuramayacağım Çocuğuma Patik Örüyorum”jinekolog görsel

Telefonu açıp “Nasılsın Ayşe?” dedim. Diğer tarafta uzun bir sessizlik sonrası, yaşadığıhüznün tüm ağırlığını hissetiren ses cevap verdi: “Asla doğuramayacağım çocuğuma patik örüyorum hocam”. Sonra hıçkırarak ağlamaya başladı, telefon kapandı gitti.
Asistanlara anlatmak zordur. Ben de anlamamıştım. Aslında sistemi kavrayınca kolay oluyor anlaması ama, anne karnında ufaklığın nasıl geliştiğini, o güzel yaşam formunun nasıl büyüdüğünü, en önemlisi nasıl olup da cinsiyetinin oluştuğunu, ortaya çıktığını anlamıyorsanız, bırakın doktor olmayı “ordinaryüs profesör” olsanız anlamanız mümkün değil.

E hal böyle olunca, hastayı anlamanız ve ona anlatmanız zaten baştan İMKANSIZ oluyor.

Bilmiyorum, temel biyoloji derslerinin ne kadarını hatırlıyorsunuz.

Bir çift cinsiyet kromozomu taşıyoruz biz faniler. Kadınlar X ve X, erkekler ise X ve Y olmak üzere birer çift. İşte erkeği erkek yapan, şu meşhur kromozom Y nin kısa koluna (ki buradan anlayacağınız kromozomları kısa ve uzun kolları oluyor) yerleşmiş “cinsiyet belirleyici faktör” denilen proteini üreten bölgedir.

Embriyo annenin rahimine yerleştiğinde 6.gebelik haftasına kadar bipotenttir. Yani ne halt olacağı bilinmez. Erkekte olabilir, dişide. 6 ve 8.haftalar arasında Y kromozomunun varlığına göre dişi ya da erkek yönünde gelişir.

Eh olaylar böyle süt liman gelişmiyor her zaman. Bazen, hatta çokça, hatalar olabiliyor insan denilen şu garip yaratığın anne karnındaki gelişiminde.  Bu yazının devamını oku