İnterseksüel ŞaLaLa

cinsiyet ve cibilliyetin kaygan zemini

Tag Archives: lgbti

Salyangozlar Sevişirken Ne DüŞünür ?

*Aşağıda paylaştığımız yazı National Geographic dergisinden alıntıdır.Yabancı kaynaktan türkçeye çeviri bir yazıdır. Yayımlanma tarihi :03/07/2015.

Salyangozların yavaş seks hayatı biz basit insanların alışık olmadığı dinamikler içeriyor.
Belli belirsiz, yumuşak bir dokunuşla başlıyor her şey. Bir dokunaç, ikircikli ve ümitli, yavaşça uzanarak havada asılı kalıyor. Bir anlık duraksama. Tenin tene değişi. Biri diğerini yavaşça okşuyor, yakınlaşıyor. Sonra özenle sarılıyorlar, birbirlerini okşuyor, inceliyor, sarmaş dolaş oluyorlar. Hareket ettikçe parlıyor ikisi de. Ve salyangoz oldukları için her şey çok yavaş gelişiyor. Sürtünme, haz, tüm bu yoğunluk… Salyangozları seks yaparken seyretmek olağanüstü güzel. İlk cinsel birleşmesini yaşamaya çalışan Chip adlı bahçe salyangozu gibi. 

 Bahçe salyangozları açık havada –bahçe teraslarında, ormanların açıklıklarında– sevişiyor. Ve bunu bir, iki, üç saat boyunca sürdürüyor. Alakarga, sarı asma kuşu, kurbağa, yılan, kır faresi, fare, böcek gibi onları yemek isteyecek hayvanlar tarafından görülmesine aldırmadan gökyüzünün altında çiftleşiyorlar. Salyangozların çabuk kaçma şansı yok, o yüzden bu kadar ortalıkta olmak tehlikeli, hem de çılgınca tehlikeli. Neler oluyor? Onları böylesine vurdumduymaz yapan, birbirlerine böylesine derinden saplantılı hale getiren şey ne? Cevaplardan biri şu: Salyangoz cinselliği çok karmaşık. Salyangozların seks yaparken düşünecek çok şeyi var. Çünkü salyangozlar hermafrodit. 

 Yani sizlerden (hermafrodit olmayan insanlardan) farklı olarak bahçe salyangozları, aynı anda hem bir erkek gibi sperm üretiyor hem de dişi gibi yumurta taşıyor.

Bu durum hem bir avantaj hem de sorun. Tennessee’li biyoloji profesörü David George Haskell bir keresinde ormanda yere çömelip sizin biraz önceki videoda gördüklerinizin aynısını –cinsel birleşme sırasında bir çift salyangoz– izlemişti. Onun farkı aksiyonu büyüteç yardımıyla bir metre kadar uzaktan seyretmiş olmasıydı. Salyangozların ruh halini fark etmişti. The Forest Unseen adlı kitabında, uzun süren ön sevişmenin ve cinsel ilişkinin, ateşli olduğu kadar diplomatik incelikte bir koreografisi olduğunu da yazıyor. Salyangozlar birbirinin üzerine çıkmıyor, daireler çiziyor. “Yavaşça pozisyon alıyorlar, daima geri çekilmeye ya da farklı bir yerleşime hazırlar.” Cinsellikleri yoğun, coşkulu, yükseliş, durgunluk ve yeniden yükseliş, “evlilik anlaşmasının koşulları üzerine bir konferans.” Neyin müzakeresini yapıyorlar?

Salyangozlar da dahil çoğu hayvanın spermi bol, üretmesi kolay ve boşaltması eğlenceli. O yüzden cinsel ilişki sırasında salyangozların ikisinin de bunu yapmaya çalıştığını düşünüyor insan.

Buna karşılık yumurta sınırlı ve üretmesi zor ve bu nedenle de değerli. Yumurta kesenizi öyle herkesin döllemesine izin veremezsiniz. Haskell’in düşüncesine göre, salyangozlardan biri diğerinde “hastalık kokusu” alırsa içine girmeye hazır oluyor ama kendi içine girilmesine hiç mi hiç yanaşmıyor. Hiçbiri değerli yumurtalarının hasta bir baba tarafından döllenmesini istemiyor. Bu yüzden alıcı durumundaki salyangoz kavitesini eşine kilitlerken, bu arada kendisi onun içine girmeye çalışıyor. Bu durum diğer hayvanda kızgınlık, şaşkınlık ve hatta haksızlık duygusu uyandırabiliyor.

“Hermafroditlerde,” diye yazıyor Haskell, “bireylerin sperm almaya karşı gardını korurken bir taraftan da eşini döllemeye çalışması nedeniyle çiftleşme tedirginlik yüklü hale geliyor.” Seks açısından açıklamak gerekirse, dört zihinli iki salyangoz karmaşık bir cinsel ilişkiye yol açıyor. “Salyangozların bu kadar ikircikli olmasının nedeni işte bu,” diye düşünmüştü Haskell ormanda onları izlerken. Karar vermeleri gereken çok şey var.

Hermafrodit Bolluğu

Neden hermafrodit olunuyor? Bunlardan çok var mı? İşte size bir sürpriz; hermafroditler her yerde.Bitki aleminin yüzde sekseni hem tohum (polen) hem de yumurta (ovül) üretiyor, hem alıcı hem verici oluyor ve bu da onları hermafrodit yapıyor. Hava yağışlı ve soğuk olduğunda polenleme yapmak için arılara güvenilmeyeceğini öğrendiklerinden, “iş başa kalınca biz bunu kendimiz de yaparız” türü bir yedek plan geliştirmişler.

Genel olarak hayvanların cinsiyetleri oluyor, erkek ve dişi olarak ayrılıyorlar. Ancak Stanford biyoloji profesörü Joan Roughgarden, The Genial Gene adlı kitabında bir hesap yapıyor. Hayvanlar aleminin yüzde 75’ini oluşturan ve hermafrodit olmayan böcekleri bir tarafa bırakırsak, elimizde “….tüm hayvan türleri içinde 1/3 oranında hermafrodit tür” kaldığını yazıyor. Büyük bir hermafrodit yüzdesi bu.  

Yani Kimler Hermafrodit?

Pek fazla önem verdiğimiz hayvanlardan değil bunlar (parazit, bağırsak kurdu, yıllık balığı, papağanbalığı, müren, kaya midyesi, solucan, tenya ve daha nicesi) ama cinsiyetleri alışılmışın dışında. Yaşamları boyunca hem verici hem alıcı olabiliyorlar ya da taraf değiştirebiliyorlar. “Sonuçta,” diye yazıyor Roughgarden, “tüm bitkiler ve hayvanlar ele alındığında hermafrodik olan türlerin sayısı, dişisi ve erkeği olan türlere eşit. Ve bu cinsiyet biçimlerinin herhangi birini “standart” olarak değerlendirmek mümkün değil.Erkek/dişi durumunun doğanın tercihi olduğunu düşünenlerin doğaya bakmadığını söylüyor Roughgarden. Ve hatta daha da ileri gidiyor.

Cinsiyetler mi Önce Geldi Hermafroditler mi?
“Hermafrodit mi yoksa erkek/dişi mi daha önce ortaya çıkmıştı?” diye merak ediyor Roughgarden. Gerçekten hayvanlar cinsiyetlerini kazanmadan önce hermafrodit olarak ortaya çıkmış olabilir mi? Böyle bir şey nasıl yaşanmış olabilir? Roughgarden, meslektaşı Priya Iyer ile birlikte hazırladığı bir rapordan bahsediyor.
İlk hayvanların muhtemelen hem sperm hem de yumurta taşıyıcılar olarak ortaya çıktığını, alt gruplardan birinin penisi boşluğa sokma, spermi hedefe nişan alma ve yöneltmede çok ustalaşmış olabileceğini öne sürüyorlar (araştırmacılar buna “adrese teslim” adını veriyor). Bunu öyle büyük bir başarıyla yapıyorlardı ki giderek daha az yumurtaya ihtiyaç duymaya başlamışlar ve sonuçta sperm nişancısı, veya günümüzdeki adlarıyla “erkek” haline gelmişlerdi.
Bu gelişme sonucu diğerleri, spermden tamamen vazgeçerek yumurtalarını korunaklı köşelerde saklamaya odaklanma ve böylece “dişi” durumuna gelme şansını elde etmişti. Böylece giderek daha fazla sayıda hayvan cinsiyet sahibi olmayı kendileri için bir avantaj olarak görmeye başlamıştı.
Ayer ve Roughgarden böyle bir şeyin yaşanıp yaşanmadığından tam emin değil. Var olan kanıtlara göre öykünün “iki yöne doğru” çekilebileceğini söylüyorlar.
Alternatif görüş ise hayvanların en başında Adem ile Havva misali cinsiyetlere ayrılmıştı ama elverişsiz durumlarda istisnalar yaşanıyordu. 

 Örneğin bir grup hayvan düşünelim, örneği somutlaştırmak için de adına salyangoz diyelim. Tür olarak bir facia atlatıyorlar, korkunç bir hastalık, buzul çağı, yeni bir güçlü yırtıcı ya da belki bir yanardağ patlaması.

Ve böylece elimizde tek bir birey kalır, yalnızdır, üreme olasılıklarını araştırmaktadır, etrafta dolaşmakta, biriyle, üreyebileceği herhangi biriyle karşılaşmayı ümit etmektedir ve çok ama çok uzun stresli bir dönemin sonunda en sonunda aradığı şeyi bulur. Giderek yakınlaşır, heyecan doruktadır.Ama kur yapacak kadar yakına gittiğinde birdenbire fark eder ki –hayır, olamaz– onun da cinsiyeti aynıdır…

Burada yavru olanağı yok. Böyle bir durum yüzde elli olasılıkla yaşanıyor (istatistiklere göre ihtimal bu). Artık böyle bir durumda erkek/dişi ayrımı dostunuz değil düşmanınızdır. Şimdi bir hermafrodit, ihtiyacınız neyse hemen o olan bir erkek/dişi salyangoz için neler vermezdiniz. Bir hermafroditle (yine istatistiklere göre) her zaman yavru yapabilirsiniz. Dünya varmış! Belki de böyle bir şey yaşanmıştı. Cinsiyet farklılığı, yavru edinmeye yaramadığı zaman (ve anne baba olarak orada bulunmak zorunda olmadığınızda) ortadan kalkıyor.

Hangi öykü doğru? Bilmiyoruz. Belki de tek öykü, doğanın esnek olduğu. Cinsiyet fayda sağladığında cinsiyetiniz oluyor. Sağlamadığında, olmuyor. İnsan olarak unuttuğumuz şey flörtleşmek, birleşmek, yavru yapmak için bir sürü yol olduğu. Dünya kur yapma yollarıyla dolu. 

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği “Free&Equal” çalışması sonuç bildirgesi

SONUÇ BİLDİRGESİ

*Aşağıdaki metin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’nin bildiri metnidir.

Çeviri: Evrim Bal

United_nations_flagİNTERSEKS

 İnterseks Ne Demektir ?

İnterseks insanlar ; genital organlar , kromozom yapısı, gonadlar  vb. açısından tipik dişi ve erkek  özelliklerini tam olarak göstermeyen cinsiyet karakteristiğiyle doğan insanlardır.

İnterseks kelimesi doğuştan gelen ve çok çeşitli farklı bedensel varyasyonları tanımlamak için kullanılan ortak şemsiye bir  terim ve tanımlamadır.

Bazı durumlarda interseks durumu doğuş anında farkedilebilir ama bazı durumlarda ise ergenliğe kadar anlaşılamayabilir.

Bazı kromozomal interseks varyasyonları (çeşitleri)  ise fiziksel olarak görülemeyebilir(anlaşılamayabilir).

Uzmanlara göre ,  nüfusun % 0.05’i ila % 1.7’si arası birey interseks özellikleriyle doğmaktadır. Bu rakamın oransal olarak  kızıl saçlı doğanlarla benzer olduğu tespit edilmiştir.ohchr-logo

İnterseks olmak , o kişinin biyolojik cinsiyet karakteristiğiyle ilişkilidir. Ancak o kişinin cinsel oryantasyonundan(yöneliminden) ve cinsiyet kimliğinden bağımsız bir olgudur. İnterseks bir kişi heteroseksüel(düz cinsel) , eşcinsel (gay veya lezbiyen) ,biseksüel veya aseksüel olabilir. Ve kendini kadın veya erkek veya her ikisi birden olarak tanımlayabilir. Ya da hiç birisi olarak tanımlamaz. Bu , o kişinin tercihidir.

Intersex_flag.svgBedenleri çoğunluktan farklı görünebildiği için interseks çocuklar veya interseks yetişkinler genellikle yaftalamaya veya dışlanmaya , küçük düşürülmeye maruz kalabilmektedirler. Ayrıca sağlık haklarından faydalanamama veya bedensel bütünlüklerine yönelik ihlâller gibi durumları içeren  çok çeşitli insan hakları ihlâllerine maruz kalabilmektedirler. Zoraki yapılan ilaç tedavileri ve bedensel eziyetlere maruz kalabilmekte ve ayrımcılığa uğrayarak eşitlik hakkından faydalanamayabilmektedirler. Bu yazının devamını oku

Dünya İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyoruz !

12189525_443402689180379_5470152569295442921_n

Bugün, 19. kez, interseks bireyler, zorla uygulanmış cerrahi operasyonlardan hayatta kalanlar, sevgililer, eşler, aileler, arkadaşlar ve müttefikler tüm dünyada İnterseks Farkındalığı Günü’nü kutluyor ve Boston’da 26 Ekim 1996 tarihinde gerçekleştirilen dünya tarihindeki ilk interseks protestosunu anıyor. Amerikan Pediatri Akademisi’nin yıllık toplantısı sırasında Heidi Walcutt tarafından gerçekleştirilen bu protestonun başlattığı hareket bugün tüm dünyada büyüyerek devam ediyor ve interseks görünürlüğünü her geçen gün arttırıyor. İnterseks hareketinin zorunlu genital ameliyatları durdurmak için örgütlü mücadelesi 20 yılı aştı. İnterseks Farkındalığı etkinlikleri dünyanın çeşitli kentlerinde 8 Kasım’a kadar devam edecek.

Son yıllarda dünyada interseks bireyler açısından iç açıcı gelişmeler yaşanıyor. Fransa, Almanya, Malta, Şili, ABD gibi pek çok ülkede intersekslerin kimlik belgelerinde cinsiyet belirtme zorunluluğunun kalkması, interseks çocuklara yapılan ameliyatların yasaklanması ya da bu konuda açılan hukuki davaların olumlu sonuçlanması gibi gelişmeler, bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi’nin interseks çocukların bedensel bütünlüğünün korunması ve interseks hakları konusundaki girişimleri ve tavsiyeleri umut verici.

Nereden nereye geldik?

Türkiye’ye bakarsak; Türkiye’de kurumsallaşmış bir interseks hareketinden söz edemiyoruz belki ama on yıl hatta beş yıl öncesi ile karşılaştırdığımızda hayal bile edemeyeceğimiz kadar yol aldık. Öyle büyük bir suskunluğun, görünmezliğin içinden geliyoruz ki son bir kaç yıldır en azından LGBT camia içerisinde edindiğimiz görünürlük ve bir elin parmaklarını zar zor geçen sayıdaki interseks yoldaşlarımız bile çok anlamlı bizim için.

Türkiye’de bir interseks aktivizminin varlığından söz edeceksek bunun başlangıçta internet üzerinden örgütlenme sayesinde, çeşitli internet mecraları sayesinde, en önemlisi de LGBT camiadan interseks olmayan yoldaşların destekleriyle mümkün olduğunu belirtmeliyim. İnterseks bireylerin henüz birbirlerine ulaşamadıkları, sayımızın az olduğu dönemlerde lezbiyen, gey, biseksüel, trans, kuir, anarkofeminist arkadaşlar bizim sesimiz olmaya çalıştılar, iyi ki hala yanımızdalar. Neler yaptık diye kısaca bir göz atarsak, sürecin temelini LGBT örgütlere ulaşıp temaslar kurmaya başladığımız 2009 yılının oluşturduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Blog ile çıkmıştık yola…

Ardından intersexualshalala.wordpress.com blogumuzun kurulması, buradaki yazıların Lambda, Kaosgl, Pembe Hayat gibi başka örgütlerin yayın organlarında da çıkması, bu şekilde ufak ufak LGBT çevrelerde interseksin görünürlük kazanmaya başlaması geldi. Bu sırada blog sayesinde biz interseks aktivistleri birbirimizi bulmaya devam ettik, blogun yanı sıra bütün sosyal medya platformlarında hesaplarımızı açtık. Gerek kişisel hikayelerimizin kendi ağzımızdan aktarımı ile, gerekse çeviri çalışmaları ile bu blog Türkçe’deki en doyurucu interseks bilgi kaynağı oldu desek yanlış olmaz. Blogda bazı yazıları İngilizce ve Kürtçe’ye de çevirdik.

Ayrıca, onur haftası kapsamında Arjantinli interseks aktivist Mauro Cabral’ın İstanbul’da bir konuşma yapması, ardından Gabrielle Le Roux’nun “Türkiyeli, Trans, Gururlu” adlı çalışması dahilindeki kitapta blogdaki yazılardan birisinin de İngilizce’ye çevirilerek yer alması, yine blogumuzdaki yazıların Almanca’ya çevrilerek Almanya’da intersekslerin deneyimlerinin anlatıldığı bir kitapta yer alması dünyadaki interseks aktivistlerini de Türkiye’deki intersekslerden haberdar etti.

LGBTİ’nin “İ”si

Bu sırada Lambda ve diğer örgütlerde zaman zaman toplantılar yaparak LGBT müttefiklerimizin interseks bireyleri daha iyi tanımalarını sağlamaya çalıştık. Bu esnada blog aracılığı ile sayımız artmaya devam etti. Onur yürüyüşlerine katılmaya başladıktan bir kaç yıl sonra Lambda’nın “interseksler vardır” lolipopları da onur yürüyüşünde belirmeye başladı ki bu da bizim açımızdan önemli ve hoş bir şeydi. Onur yürüyüşünde gey, lezbiyen, trans, biseksüel lolipoplarının, pankartlarının yanı sıra intersekslerin de adını görmek bir dönüm noktasıydı. Aynı zamanda Lambdaistanbul İnterseks Manifestosu’nu yayınlayarak bundan sonra mücadeleye LGBTİ çatısı altında devam edeceğini duyurdu, bugüne kadar “İ”nterseksi eksik bıraktığı için tüm interseks bireylerden özür diledi. Yola çıkarken lgbt’nin bir de “i”si var, “i” harfini getirmeye geldik demiştik, bunu başardığımızı artık her yerde görüyoruz. “LGBTİ” kısaltması o kadar yaygınlaştı ki homofobik yayınlarda bile artık “i”yi eksik etmiyorlar 🙂

Türkiye pratiğinde 3. dalganın en ilham verici örneklerinden biri olan Feministival’de de yoldaşlarımız sayesinde intersekslerin adının geçmesi feminist hareket ile birbirimizi kucaklamaya dair çok hoş bir gelişmeydi.

Medya görünürlüğü ve video çalışmamız

Bizim için göreceli küçük ama önemli zaferlerden biri de fotoğrafsız, çekine çekine de olsa Hürriyet, Cumhuriyet, Bianet gibi yayın organlarına verdiğimiz röportajlar oldu. Bu şekilde ilk kez daha geniş kitlelere ulaşma şansı bulduk. Bu yıl ise herşey çok daha farklı. Başka bir heyecan içindeyiz. Çünkü biz interseks aktivistleri artık öyle bir iki kişi değiliz, birbirimizi bulduk, hepimiz biraraya gelme, tanışma, hikayelerimizi birbirimizle paylaşma imkanı bulduk, arkadaş olduk, dost olduk. Artık bir iç dayanışma grubumuz var. En son geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz değerli trans aktivisti Aligül Arıkan’ı anma etkinliklerinde hep birlikte bir video hazırladık ve gösterimini yaptık. İlk kez böyle kamusal bir etkinlikte yüzlerimizi açtık, sesimizi duyurduk. Bu çok başka bir duyguydu.

Sırada bir arkadaşımızın kitap projesi ve daha bin bir türlü fikrimiz, planımız var. Umuyoruz ki önümüzdeki süreçte bir çocuğun interseks olduğu fark edildiğinde ailenin danışmak, dayanışmak için başvurabileceği bir örgütlenme haline geleceğiz. Belki bir doktor, psikolog, psikiyatrist interseks bir danışan gördüğünde destek için bize yönlendirecek. İnterseks bireylerin haklarını koruyan bir yasa çıkacak, interseks çocuklar artık rızaları olmadan ameliyat edilemeyecek. Bu noktaya gelmek için daha almamız gereken çok yol var biliyoruz ama umutluyuz. En büyük motivasyonumuz bizden sonraki nesile daha iyi şartlar sunabilmek, bizim yaşadığımız travmaları bundan sonra doğacak interseks çocukların yaşamadıklarını, mutlu ve engellenmeyen bireyler olabildiklerini görebilmek.

İnterseksüel Şalala Yazarları adına Belgin

“İntersekslere ‘Normalleştirici’ Tıbbi Müdahaleye Son”

Üçüncü Uluslararası İnterseks Formu Bildirgesi‘nde, intersekslere yönelik “normalleştirici” tıbbi müdahalelerin son bulması talebi öne çıktı.

Farklı ülkelerden interseks örgütlenmeleri, interseks çocukların nüfus kayıtları nedeniyle yaşanan sıkıntılara dikkat çekerken, talep halinde cinsiyet kimliği ya da cinsiyet sınıflandırmalarının basit idari süreçlerle düzeltilebilmesinin sağlanması da istendi. İnterseks olma durumunun tıbbileştirilmesi ve damgalanmasının ciddi travma ve akıl sağlığı sorunlarına yol açtığı belirtildi.

ILGA ve ILGA Avrupa’nın desteğiyle 29 Kasım – 1 Aralık 2013 tarihlerinde Malta’nın Valetta kentinde toplanan Üçüncü Uluslararası İnterseks Forumunda dünyanın her bölgesinden 30 interseks örgütünün temsilcisi olan 34 aktivist biraraya gelmişti. Forumun ardından yayınlanan bildirge, SPoD LGBTİ’den Sezen Yalçın tarafından Çark dergisi için Türkçeleştirildi.

Üçüncü Uluslararası İnterseks Forumu Bildirgesi şöyle: Bu yazının devamını oku

İnterseksler sesleniyor: İzinsiz bedenime dokunma!

Bizlerle bir röportaj gerçekleştiren ve panelimize de katılan Hürriyet gazetesi muhabiri Zeynep Bilgehan‘a teşekkür ediyoruz. İntersekslerin sesinin daha geniş mecralarda yankılanmasını sağlayan, bu konuda katkısı olan herkese teşekkürler. 

Aşağıda paylaşacağımız röportaj http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/keyif/26788040.asp keyif adresinde, Hürriyet Gazetesi Kelebek ekinde 11 Temmuz 2014 tarihinde yayınlanmıştır.

int2

Aslında her 2000 doğumda bir vaka olarak ortaya çıkıyor. Fakat ancak LGBT hareketine eklenen ‘İ’ harfiyle daha görünür olan ‘interseksüel bireyler’e yapılan ‘normalleştirme’ ameliyatları tüm dünyada tartışma konusu. En son The Atlantic dergisinin gündeme taşıdığı izinsiz ameliyatlar interseks bireylerde büyük travmalara yol açabiliyor. Türkiye’deki interseks bireyler de haklarını savunmak için örgütleniyor.

İnterseksüalite, halk arasında ‘çift cinsiyetli’, tıp literatüründeyse son dönemlere kadar ‘hermafrodit’ denilen ve farklı genital organlar, üreme organları ve/veya farklı kromozomlara sahip insanları kapsayan biyolojik bir durum. Aslında dünyada her 2 bin doğumda bir interseks vaka görülüyor. Ancak yalnızca Türkiye’de değil dünyada görünürlükleri çok azdı. Son yıllardaysa interseks bireylere uygulanan ‘normalleştirme’ ameliyatları tartışılıyor. İnterseks bireyler ve aileleri kendi fikirleri alınmadan yapılan bu ameliyatlara karşı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu da, geçen yıl işkenceyle ilgili yayınlanan raporunda üye ülkeleri interseks bireylerin ‘zorla cinsel organ normalleştirme’ ameliyatı olmalarına imkan sağlayan yasaları kaldırmasını istedi.    Bu yazının devamını oku

Bir Söyleşi : Alanında Türkiye’nin en yetkin akademisyeni ile Transeksüellik , İnterseksüellik ve Türk tıbbının bu konudaki evrimi üzerine konuşulanlar

Öncellikle merhaba 🙂

       Biliyoruz uzun zamandan beri herhangi bir paylaşım yapmadık , hem kişisel meseleler hem de biraz üşengeçlik ve elimizde yeterli nüve olmamasından dolayı biraz arayı açtık ama çok sağlam olduğunu düşündüğümüz bir röportaj ile döndük. Röportajı T24 haber sitesinden Hazal Özvarış , Prof. Dr. Şahika Yüksel ile yapmış. Şahika Hanımın; cinsellik , cinsel psikoloji , cinsel kimlik ve cinsel yönelim konularında ne kadar önemli ve yetkin bir insan olduğunu , türk tıbbının bu konudaki gelişiminde çok önemli bir payı olduğunu hatta bir çok açıdan bir ilk olduğunu röportajı okuduğunuzda göreceksiniz. Röportaj temel olarak transseksüeller üzerine olsa da hep söylediğimiz gibi transseksüllere fiziksel ve ruhsal olarak en çok benzeyen ve yakın olan grup olarak interseksüelleri ve bu konuya merakı olanları da ilgilendiriyor. Zaten röportaj içerisinde sıklıkla interseksüel ifadesi de geçmekte. “İnterseks” sözcüğünün bile belli bir evrim süreci sonucunda artık tıp uzmanları tarafından kullanıldığını belirtmek gerek tıpkı “transseksüel” kelimesi gibi. 

     Röportajı okuduğunuzda yıllar öncesinde ve hâlâ,  transların ve intersekslerin toplumsal , çevresel ve ailevî açıdan nasıl zorluklarla karşılaştığını , bunun yanında  devletin saçma ve bilimsellikten uzak uygulamalarını ama yine de kör topal şekilde de olsa bu meselelerde yavaş yavaş olumlu gelişmeler yaşandığını göreceksiniz. Tabii ki bu ilerlemede Şahika Hoca gibi değerli insanların emeği ve payı büyük. Kendisine yıllar içindeki tüm çalışmalarından ve öncülük ettiği tüm gelişmelerden ve bunun yanında yeri geldiğinde kendisini de sorgulayarak kendisine de özeleştiriyle yaklaşmasından   ötürü çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca bir özel teşekkürü Sevgili Hazal Özvarış‘a da bir borç biliriz , yoğun gündem maddeleri arasında böyle görülmeyen, aslında görülmek istenmeyen önemli meselelere de eğildiği ve tanınırlığımıza, bilinirliğimize destek olduğu , sesimizi duyurduğu için…

Korkma, dinle, anla: Şahika Hoca transseksüelleri anlatıyor

“Bülent Abi.”

33 yıl önce ameliyat olmuş Bülent Ersoy’a ithafen kamuoyu önünde zaman zaman “yanlışlıkla” söylenen bu söz, Türkiye’nin tüketilemeyen magazin malzemelerinden biri. Bu haberleri okuyunca neredeyse bir refleks olarak yapılan kıkırdamayla cinayet arasında uzanan yolun ismi de transfobi.

Çoğunluğun ortaklaştığı bu fobi nedeniyle, kasten öldürmenin cezası müebbet hapisken öldürülen kişi transsa katilin şu iki cümleden birini söylemesi hakimlerin ceza indirimi vermesi için yeterli olabiliyor:

“Kadın sanmıştım.”

“Bana ters ilişki teklif etti!”

Böylece “serde erkeklik olduğu” söylenen hakim, muhtemelen hemcinsi olan katile “haksız tahrik” yapıldığına kanaat getiriyor ve Türkiye’nin bir Avrupa birinciliğini daha elinde tutması garantileniyor.

Sadece mahkeme salonunda değil, devletin izini bıraktığı her alanda yaşadıkları nefret, saldırı ve cinayetler nedeniyle 16-22 Haziran arasında yapılacak Trans Onur Haftası’nın teması “Faili Devlet.”

Gazetelere yansımayan ya da popüler programlarda konuşulmayan transların Türkiye’sini öğrenmek için Prof. Şahika Yüksel’i ziyaret ettik.

Prof. Dr. Şahika Yüksel

Yüksel’in 40 yılı aşkın kariyeri, Türkiye’nin hukuk ve sağlık alanında translara bakışına da mim koyuyor.

Meslektaşları transseksüelleri geri çevirirken farklı bir yol seçen Şahika Yüksel, doçent olduktan sonra, 1985’te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gelen transseksüellerle görüşmeye başladı. İlkeleri yurt dışındaki meslektaşlarına danışarak öğrenen Yüksel, transseksüelliğin ameliyattan ibaret olmadığını, sürece bakımı da katarak gösterdi. 80’li yılların sonunda grup tedavisine başlayan Yüksel, çok geçmeden Anadolu’dan transseksüellerin kapısını çaldığı isim oldu.

Geçen sene emekliliğini isteyen Yüksel, İstanbul Psikososyal Travma Birimi’nin kurucu başkanı, Cinsel Eğitim, Tedavi, Araştırma Derneği’nin (CETAD) kurucu üyesi ve eski Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı olmanın yanı sıra Mor Çatı Sığınağı Vakfı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın da kurucu üyelerinden.

1970’lerden 2010’lara uzanan deneyimleri alternatif bir tarihi de barındıran Şahika Yüksel’in T24’ün sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

1970’lerde cinsiyet değiştirme  ameliyatları nasıl yapılıyordu?

– LGBTİ sizin hayatınıza nasıl girdi?

Psikiyatriye 1972 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü’nde başladığım Türkiye’de gerek cinsellik, gerek cinsel sorunlara akademik alanda ilgi varsa bile örtülü idi. Dolayısıyla, bu konularda bilgisiz öğrencilerdik. Dünyada da cinsel tedavilerin yeni geliştiği bir devreydi. Gey ve lezbiyenleri 1968 hareketiyle duymaya başlamıştık. Ama o devrede ruh sağlığı ve sorunların hepsi benim için yeni idi. LGBT’lerle ilgilendiğimi hatırlamıyorum. Cinsel yönelim, cinsel kimlik değiştirme pek bilinen şeyler değildi. Ana akım içinde de, marjinalde de yoktu. İlk hatırladığım şey 1970’lerin sonunda Türkiye’de çok önemli bir estetik cerrahı olan Prof. Ali Nihat Mındıkoğlu. Cinsiyet değiştirme ameliyatları yapıyordu ama o sırada bu ameliyatların hangi ilkelerle, kimlere yapıldığı konularında netlik yoktu.

‘Uğur Dündar’ın programından sonra  üniversiteler translara kapıları kapadı’

– 1970’lerde “Ben cinsiyet değiştirmek istiyorum” diyen biri, parası da varsa, Mındıkoğlu’na gidip ameliyat olabiliyor muydu?

Bir piskiyatrist rapor veriyordu, ancak henüz ilkeler netleşmemişti. Ameliyata talip olanların tümü kendilerinin ne olduğunu bilen ve dönüşüme hazır kişiler değildi, aralarında muhtemelen eşcinseller de vardı. Uğur Dündar, Mındıkoğlu ile bir program yaptı. Ameliyatlardan bahsederken televizyon yayınına “Benim hayatımı mahvettin” diyen, Mındıkoğlu tarafından ameliyat olmuş bir kişi girdi. Bundan sonra Mındıkoğlu tıp camiasından dışlandı. Üniversitede öğretim üyesi olan Mındıkoğlu olayından sonra resmi bir karar olmasa da Türkiye çapında bu ameliyatlar uygun olmayan yerlerde, gizli yapılmaya başlandı. Çok zor ameliyatları yapabilen üniversiteler transseküellere kapıları kapamıştı. 1985’te transseksüellere görüşmeye başlayana kadar bu konuda konuşan tek hocam Prof. Metin Özek olmuştu.

1980 sonrasında ‘duvar’ ameliyatları

– Darbe dönemi ameliyatları nasıl etkiledi?

Bazı transseksüeller Eskişehir’e sürgün edilirken özellikle eğlence sektöründe çalışan erkeklere çok ağır baskı, işkence yapılıyor ve çalışmaları engelleniyordu. Bu devrede translara, heteroseksüel olmayanlara artan baskılar nedeniyle ameliyat olması gerekmeyen eşcinsel olan bazı kişilere duvar adı verilen bir ameliyat yapılmaya başlandı.

– Nedir “duvar”?

Daha çok Beyoğlu’ndaki eğlence sektöründe çalışan eşcinsel kişiler polis tarafından hoş görülmüyor ve iş yerleri de zarar görüyordu. O kişileri kadın gibi göstermek için penislerinin kesildiği bir ameliyat yapılıyordu.

– Yerine vajina yapılmıyor muydu?

Yapılmıyordu çünkü o insanların vajinaya ihtiyacı yoktu, erkeklerdi zaten. İnsanlar da hayatta kalabilmek için bu korkunç ameliyatı yapmak zorunda kaldılar. Nokta’da bu konu kahramanları ile röportajlar yayınlandı.

‘Transseksüeller hastanede istenmeyen gruptu’

– Hastaneler yerine merdiven altı diye tabir edilen yerlerde mi yapıldı bu “duvarlar”? Tıbbi sorun yaşatan doktorlar şikayet edilebildi mi?

O ameliyatlar kayıt altına alınmadıkları için enfeksiyon ve kayıplara ilişkin hiçbir hak iddia edemiyorlardı. Üstelik çok daha fazla para ödüyorlardı. Bu dönem cinsel kimlik ile cinsel yönelim arasındaki fark bilinmiyordu, ilgilenilmiyordu da. Birçok solcu grup da “devrimden sonraya kalacak” konulardan biri olarak gördüğü için ilgilenmiyordu. Ben de o dönem doçent oldum, kendi hastalarımı görmeye başladım ve transseksüeller de gelmeye başladı.

– Neden siz gördünüz?

Kimsenin istemediği bir gruptu, bense istiyordum. Ne yapılacağı bilinmeyen vakalara açıktım. İngiltere’de, o zamanlar çok yeni olan davranış psikoterapisi de öğrenmiştim, muhtemelen bu nedenle de genç arkadaşlar bana yolluyordu. Bu yazının devamını oku

İnterseksüellik Üzerine Bir Röportaj ve “Takıldıklarımız”

Bir soru : Doğa Ana’ nın (inancınıza göre buraya Tanrı gibi başka bir özne de koyabilirsiniz) bize doğuştan verdiği kimlikler bir kusur mudur ? 

Aşağıda sizinle paylaşmak istediğimiz röportaj 2006 yılında Hürriyet gazetesinde yayımlanmış. İnterseksüellik üzerine internette rutin aramalar ve kontroller yapıp yeri geldikçe sizlerle paylaşıyoruz. Ama tabii internet ortamı uçsuz bucaksız bir okyanus gibi olduğu için bazen bizim gözümüzden böyle yazıların kaçtığı olabiliyor. Cumhuriyet gazetesindeki röportajımızdan sonra röportajı yapan arkadaşımıza aşağıdaki okuyacağınız röportajı yapan İstanbul Üniversitesi Çocuk Cerrahisi’nden Prof. Dr. Hüseyin Özbey mail atarak ulaşmış ve kendilerinden bahsetmiş. Biz de bu sayede kendilerinden haberdar olmuş olduk. Ve ilk yaptığımız şey hemen bu konu hakkındaki  “tıbbi içerikli” sitelerini incelemek oldu. Tabii ki biz  onlar kadar işin tıbbi , teknik ,bilimsel yanına vâkıf değiliz. Ve böyle bir şeyi iddia etmiyoruz. Ayrıca kendilerine bu blogun bir yazarı olarak saygım sonsuz. Ancak biz bizzat interseksler olarak (haliyle) işin tıbbî yönünden daha çok sosyal boyutuyla ilgiliyiz.  Ve bizim durumumuzla ilgili olarak tıp camiasının bunu bir “bozukluk” ( ingilizcesiyle disorder) olarak tanımlanmasına karşı çıkıyoruz. Biz bu durumun “doğa ana”nın bize sunduğu “çeşitliliğin” bir parçası olduğuna ve herkesin “cinsiyet skalasında” ayrı noktalarda durduğuna inanıyoruz. Erkek ve kadın olmanın ” tam , kesin, net ve tek doğru , normal “ ve bunun dışında kalan cinsiyet kimliklerinin de “bozukluk “olarak adlandırılmasından oldukça rahatsızlık duyuyoruz. Bu bakış açısıyla transeksüellik gibi cinsel kimlikler veya lezbiyen’lik ve gay’lik gibi cinsel yönelimlerin de bozukluk ve hastalık olarak tanımlanabileceğini ve bunun da artık çok gerilerde bırakılmış bir yanlış olduğunu düşünüyoruz. Sonuçta “normal” kime göre , neye göre “normal” ? Bu Normları kim belirliyor ? Bu belirlenen normlara neden koşulsuz hepimiz uymak ve kendimizi bu kalıplara sokmak zorundayız veya daha önemlisi zorunda mıyız ? Bunların bizim sorguladığımız kadar en az sizlerin yani interseks olmayanlar ve kendini “normal” görenler tarafından  da sorgulanması  gerektiğine inanıyor ve tavsiye ediyoruz. . Eğer tüm farklı genetik varyasyonları , yönelimleri durumları vs. hastalık veya bozukluk olarak kabul edeceksek o zaman interseksliği de edelim.Sonuçta hiç kimse “mükemmel” değil. “süper kusursuz insan” yok. Herkes farklı genetik bir öyküyle  , genetik bir yükle doğuyor.  Genetik özelliklerimiz bizi ve kim olduğumuzu belirliyor. İşte biz de genetiklerimizin ve diğer bir çok faktörün belirlediği “biziz”.Biz interseks bireyleriz. Biz hasta değiliz. Biz sizlerin tanımladığı gibi “bozuk” değiliz. Biz buyuz. Tarih boyunca var olduk. Adımıza efsaneler oluştu bu topraklarda. Ve insanlık var olduğu sürece de olmaya da devam edeceğiz. Çünkü biz doğa ananın sunduğu ,ortaya koyduğu çeşitlilik içinde varız. Politik alanda olduğu gibi sosyal alanda da çoğulculuğu benimsemenizi tavsiye ederiz naçizâne diyerek aşağıdaki röportajı aydınlatıcı olduğuna inanarak sizlerle paylaşmak istedik. Röportajın içinde, blogumuzda bahsi geçen ve interseks bireylerin izni alınmadan yapılan kozmetik “düzeltici” (!) ameliyatlara karşı artık dünya çapında karşı seslerin yükseldiğinin bahsedilmiş olmasından da memnuniyet duymaktayız.  Bu yukardaki uzun girizgâhı röportajın içinde ve yazının sonunda adresi verilen derneğin sitesinde bazen bizi rahatsız edebilen “dil” (*metin içinde geçen hastalık , bozukluk , kusur gibi tanımlar gibi) nedeniyle yapma gereği duyduk.

Sayın Hüseyin Özbey‘e de halkı bilgilendirdiği ve Sayın Ezgi Başaran‘a da bu konudaki ilgisi ve hassasiyeti  için ayrıca teşekkürü borç bilirim.  Daha uzatmadan röportaja geçebiliriz.  

Özellikle belirtmekte fayda var aşağıda okuyacağınız röportaj 29Nisan 2006 tarihinde Ezgi Başaran Tarafından Hürriyet gazetesi için yapılmış ve yayımlanmıştır.

Röportaj yapılan kişi: İstanbul Üniversitesi Çocuk Cerrahisi’nden Prof. Dr. Hüseyin Özbey

 Röportajın orijinal linki : http://www.hurriyet.com.tr/pazar/4334854_p.asp

<<Genetik kusurlar yüzünden oluşuyor, iki yaşına gelmeden teşhisi gerekiyor>>

Yarın Harbiye Askeri Müzesi’nde, tek günlük uluslararası bir sempozyum düzenleniyor. Intersex adlı sempozyumda, halk arasında hermafrodit ya da çift cinsiyetli olma olarak bilinen ama doktorların cinsel gelişim kusuru demeyi tercih ettikleri doğumsal hastalık tartışılacak. Sempozyumu düzenleyen, İstanbul Üniversitesi Çocuk Cerrahisi’nden Prof. Dr. Hüseyin Özbey’le bu çok az bilinen hastalığın detaylarını konuştuk. İşte tıp literatüründe de henüz fikirbirliğine ulaşılamamış yanlarıyla, akraba evliliğinden doğan çocuklarda normalden 3 kat daha fazla görülen cinsel gelişim kusurları.

Cinsel gelişim kusurlarının kökeninde, genelde genetik yapı bozuklukları bulunuyor. Genetik olarak, kadın 46,XX; erkek ise 46,XY kromozomlarına sahip. Ancak, normal kromozom yapısı olmasına rağmen farklı bir genetik kusur; testis ya da yumurtalık yapısında bozukluğa, hormon (östrojen ve androjen) sentezi eksikliği ya da fazlalığına, ya da hormonun etki mekanizmasında bir kusura sebep olabiliyor. Bütün bunlar da dış genital yapı dediğimiz cinsel organların, kromozom yapısına uygun olarak gelişmemesine neden oluyor.

PENİS KÜÇÜK, KLİTORİS BÜYÜK

Cinsel gelişim kusuru gösteren hastaların cinsel organları bizim düşündüğümüz “normal” erkek ve kadın cinsel organ yapısından farklı. Bunların başında penis boyu, klitoris büyüklüğü, vajen yapısı ve idrar yolunun özellikleri geliyor. Penis boyu, yeni doğan normal bir bebekte en az 2 cm olmalı, klitoris boyu da 0,5 cm’i geçmemelidir. Erkek çocuğu, idrarını penisin ucundan, kız çocuğu da görünür olması gereken vajen açıklığının hemen üzerinden yapmalıdır.

Androjen etkisinin eksik ya da kusurlu olması, erkek çocukta dış idrar yolu deliğinin normalden daha geride olmasına yol açar. Kız çocuğunda ise androjen etkisinin fazla olması, vajenin kapanmasına ve klitorisin büyümesine hatta penise benzemesine sebep olur.

AİLE PSİKOLOJİK DESTEK ALMALI

Bu tür gelişim kusurlarının, doğumdan hemen sonra ya da cinsel kimliğin oluştuğu 1,5-2 yaşından önce tespit edilmesini doktorlar çok önemli buluyorlar. Çünkü fark edilmeyen ileri derecedeki bir kusur, ailenin yanılmasına, çocuğun karşı cinse özgü davranış modeline uygun yetiştirilmesine yol açabiliyor.

Bu durumda, örneğin yanlışlıkla erkek çocuğu gibi yetiştirilen 3-4 yaşlarındaki bir kız çocuğunun tekrar kız yönünde (doğru yönde) yetiştirilmesi için ailenin oturduğu semti, hatta şehri terk ederek kimsenin onları tanımadığı bir başka yere taşınması gerekebiliyor. Haliyle, bu çocuklar ve ailelere psikolojik destek şart oluyor. Bu yazının devamını oku

Lambdaistanbul’dan interseks bildirisi

neaeeOaZodTLambdaistanbul LGBTİ Derneği bir bildiri ile bundan böyle interseks bireylerin sorunlarını ve görünürlük mücadelesine de kendi mücadele gündemlerinden birisi olarak sahiplendiğini ve bünyesinde interseks aktivistlerle birlikte çalışacağını deklare etti. Bildiride medyanın intersekslerle ilgili haber yaparken kullandığı yaftalayıcı dil de eleştirildi.

İnterseksüel Şalala olarak Lambda’daki tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Bildiriyi aşağıda yayınlıyoruz:

Kız görünümlü erkek, erkek görünümlü kız değil: İNTERSEKS!
Haziran ayında Gezi direnişi sırasında da toplumun büyük kesimi medyanın ne kadar yanlı, ne kadar manipülatif olabildiğini ve bazı şeyleri nasıl yok saydığını açıkça gördü. Ancak bu ötekileştirilmiş, sesleri bastırılmış bazı gruplar için zaten ezelden beri böyleydi. Anaakım medya her zaman kadınların, kimlik mücadelesi içindeki etnik grupların, lgbt bireylerin söylediklerini, yaptıklarını, başına gelenleri ya görmezden geldi ya da birer sirk ucubesi şeklinde servis ederek sömürülebilir hale dönüştürdü. Bahsi geçen ötekileştirilmiş gruplar bu sorunu genellikle kendi alternatif basın yayın mecralarını oluşturarak aşmaya çalıştılar. Öte yandan, bir grup herkesten daha sessiz, daha görünmez kaldı, kendine içinde var olabileceği korunaklı bir getto, bir altkültür dahi yaratamadı. Size interseks bireylerden bahsedeceğiz. Bu yazının devamını oku

LGBT “İ” /Türkiye’de İNTERSEKS Hareketini Başlatmanın İmkanları Üzerine

1231702_10151684587209285_1201149546_n

Avustralya ve Almanya ard arda doğum belgelerine üçüncü cinsiyet hanesi koyarken, interseks bireylerin haklarının geliştirilmesi ve saldırılardan korunmaları ile ilgili yasal düzenlemeler dünyada konuşulurken, ABD’de evlat edindikleri interseks çocuğun ebeveynleri çocuk yetişkin yaşa gelip rıza vermeden cerrahi müdahale edildiği için doktorlara dava açarak emsal teşkil ederken, Türkiye’de interseksler nerede?

Dolaptan çıkmaktan korkan ya da nereden başlayacağını bilemeyen interseks bireylere nasıl ulaşabiliriz?

Lambdaistanbul’da Türkiye’de interseks hareketini başlatmanın imkanları üzerine tartışıyoruz. Bugüne dek sesleri duyulmayan, adları telaffuz edilmeyen interseks bireyler görünmezlik perdesini yırtmak istiyor. Türkiye LGBT hareketi son bir kaç yıldır “İ” harfini de bünyesine katmaya daha yakın.

21 Eylül Cumartesi Saat 16:00’da interseks aktivisti Belgin İnan’ın katılımıyla yapacağımız toplantıda öncelikle interseks ile ilgili temel bilgilerimizi gözden geçireceğiz, ardından interseks örgütlenmesi için ne gibi yollar izlenebilir, nasıl daha çok interseks bireye ulaşılabilir ve dünyada interseks hareketinin şu anki durumu ve hareketteki yeni gelişmeler nedir başlıkları altında tartışacağız.

Not: Toplantının sonunda Lambdaistanbul’un hattâ Türkiye geneli tüm LGBTİ örgütlerinin imza koyabileceği bir interseks bireylere sahip çıkış ve çağrı metni de oluşturmayı umuyoruz.

https://www.facebook.com/events/420347414736469/

21 Eylül 2013 Cumartesi Saat 16.00

Lambda İstanbul Kültür Merkezi

İnterseks LGBTİ Sohbetler’de

http://lgbtsohbetler.blogspot.com/2013/09/lgbti-sohbetler-25-interseks-101.html Ali Arıkan ve Öner Ceylan bu hafta interseksi konuştu! İnterseksüel Şalala olarak LGBTİ Sohbetler’e sevgilerimizi ve teşekkürlerimizi gönderiyoruz 🙂

“Bu hafta da yepisyeni bir videoyla daha karşınızdayız, kabul buyrunuz efenim 🙂

Bu seferki konumuz, pek de bilinmeyen interseks meselesi. Halk arasında yanlış şekilde hermafrodit diye bilinen bu olguyu kısaca ele almaya çalıştık. Videonun adından da anlaşılacağı gibi bu yalnızca konuya bir giriş niteliğinde. İleride bu konuyu yeniden işlemek istiyoruz. Ayrıntılar için, videoda sözünü ettiğimiz şu bağlantılara başvurabilirsiniz:

İnterseks konusuyla ilgili türkçe derli toplu bir kaynak, interseksüel şalala:
https://intersexualshalala.wordpress.com

Bu da sitenin facebook sayfası:
https://www.facebook.com/interseksturkiye

İngilizce kaynaklar:
http://www.isna.org/

http://oiiinternational.com/

İnterseks konusunda yayınlanmış birkaç yazı

İnterseksler, rüyalar, enjektörler
https://intersexualshalala.wordpress.com/2012/05/24/interseksler-ruyalar-enjektorler/

Cinsiyet Coğrafyasının Tampon Bölgesi: Intersex
http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=4065

KaosGL. İnterseks: Toplumsal Cinsiyet Belirsizliği Hakkında Gerçekler
http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=4540

Lambdaistanbul Kültür Merkezi’nde geçen Nisan ayında yapılan söyleşinin özeti:
http://www.lambdaistanbul.org/s/yasam/lambdada-interseks-konusuldu/

Bu Cumartesi (21 Eylül 2013) LKM’de yapılacak olan interseks söyleşisinin duyurusu:
https://www.facebook.com/events/420347414736469/